KRAL ÇIPLAK!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 9 Haziran 2013 tarihli Ankara konuşmalarının yankıları sürerken partisinin grup toplantısındaki Salı konuşması her şeyin üzerine adeta tüy dikti.

Yurda ayak bastığından beri konuşan başbakanın sözleri denize düşen bir siyasetçinin yılana pardon yalana sarılmasıdır adeta.

Daha önce CHP’yi camileri yıkmakla suçlayarak iftira kampanyası yürüten Erdoğan, bu defa polisten kaçarken can havliyle Dolmabahçe Valide Sultan Camii’ne sığınan gençleri, burada içki içmekle itham ediyor ısrarla. Bunun yalan olduğunu bizzat partisinin eski milletvekili Yenişafak Yazarı Süleyman Gündüz yazdı. Gündüz’ün yazısından AB Bakanı Egemen Bağış’ın da camiye giderek müezzin Fuat Yıldırım’dan bilgi aldığını öğrendik. Müezzin Fuat Yıldırım, yaşanan her şeyi görsel kayıt altına almış. Görüntüler de iddiaları yalanlıyor zaten.

O halde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Caminin müezzinini tehdit edeceksiniz, ondan sonra farklı şekilde konuşturacaksınız; ‘Böyle bir şey olmadı’… Ne olmadı, bütün görüntüler elimizde. Cuma günü arkadaşlarımıza bunları görüntüyle vereceğiz. Bunların hepsini milletim görecek. Milletimize bunların hepsini sunacağız ” sözlerini, acaba Egemen Bağış mı müezzine ilk ifadesinden farklı değerlendirme yapması için baskı yaptı şeklinde mi yorumlayalım? Cuma günü neden veriliyor? Neden hemen verilmiyor bir şey varsa elinizde? Cuma’ya kadar montaj mı yapılacak? Ne olacak?

Ya da Başbakan Erdoğan halkı birbirine düşürmek, galeyana getirmek mi istiyor?

Türk Ceza Kanunu’nun 214. Maddesi açık. “Suç işlemek için alenen tahrikte bulunan kişi, altı aydan beş yıla kada hapis cezası ile cezalandırılır” diyor. Birilerinin gerçekten tahrike gelip, suç işlemesi halinde ise bu açıklama nedeniyle “azmetterici” olarak yargılanabilir Erdoğan.

Adana’da şehit olan Polis memurunun bir aile mensubu şehit Mustafa Sarı’nın köprüden atılmadığını, polislere öncülük yaparken uyarı levhalarının bulunmadığı ve aydınlatma olmayan köprüden düştüğünü, buna 15’ten fazla polisin şahit olduğunu belirtiyor.

İstihbarat kanalları bu bilgiyi vermedi mi İçişleri Bakanı Muammer Güler’e ve Başbakan Erdoğan’a. Kendi polisleri yalan ifade mi verdiler?
Başbakan Salı konuşmasında hala “Polisimize el uzatanların, dil uzatanların, taşla sopayla saldıranların, hatta polis katledenlerin bunu yanına bırakmayız ve bırakmayacağız” diyor. Şehit polisin aile mensuplarına kim baskı yaptı Sayın Başbakan? Bunun da kaydığını verecek misiniz Cuma günü?

Başbakanın polisimize böylesine sahip çıkması normalde hepimizi mutlu etmez mi? Ancak Başbakan yalandan medet umuyor. Şehit polisin üzerinden prim sağlamak, sonun göründüğünün işareti değil midir?

Hukuka göre suç işlemekte olan ancak hukuku guguk ederek her eyleminde dinden referans alan Başbakan’a hatırlatmak bize düşmez ama dinimize göre yalan söylemek, iftira ve fitne büyük günahtır, haramdır.
O halde Erdoğan’ın bu kışkırtmacı tavrını nasıl görmek gerek!

Bizce, “çözüm süreci” ile köşeye sıkıştı Erdoğan. Yapamayacağı şeylerin sözünü verdi. Bunlardan bir tanesi de korkarım Abdullah Öcalan’a özgürlük vaadiydi. Bu vaat değil yüzde 50’yi, yüzde 100’ünü sokağa dökebilirdi Türkiye’nin. Şimdi yan çizmek için Gezi çocuklarını kullanıyor. Üstelik olumsuz bir gelişme karşısında suçlayacak bir cephe yaratıyor kendisine.

Bizce, Başkanlık hayali de suya düştü Erdoğan’ın. Ankara’ya her gelişinde uçağı AOÇ’nin üzerinden geçerken aşağı bakıp, Ata’dan yadigar ormanlık alanı tarumar ederek kendisine yaptırdığı sarayın yükselişi ile mutlu oluyordu, şimdi burada oturamayacağını görüyor. Bu hayali çok büyütmüş, çok inanmıştı. Bu hayali paramparça edenlerden intikam alıyor.

Türkiye ekonomisini sürekli parlayan bir yıldız olarak gösteriyordu Erdoğan, oysa esnaf kan ağlıyor, vatandaş borç yükü altında eziliyor, yandaş ile halk arasındaki makas gittikçe daha çok açılıyor. Faiz lobisini bilmez vatandaş, onu hükümet bilir, ancak millet rant lobisini açıkça görüyor. Faiz lobisini bugüne kadar elleriyle büyüttü ve bu durumdan haram demeden nemalandı iktidar. Şimdi halka özel bankalara paranızı yatırmayın demeye getiriyor Başbakan. Özel bankalar biterse Türkiye’nin hali nice olur demiyor!

YÖK’ü kaldırmaya söz vererek iktidar olduğu halde bu sözünü bir daha hatırlamayan Erdoğan’a gençler Gezi’de, Kuğulu’da, Gündoğan’da açık bir mesaj veriyor. ABD’de, “Erdoğan’ı deliğe süpürmeyin” diyen danışmanın ardından “Yedirtmeyiz” diyen milletvekili dahil, aslında gerçeği herkes görüyor.

İleri demokrasi palavrası ile halkı uyutan ancak seçim barajının düşürülmesi dahil demokratikleşme sayılabilecek somut bir adım atılmazken, ileri demokrasi palavrası ile polis devleti oluyor Türkiye.
Türkiye ayağa kalkmış pek çok mesaj veriyor Erdoğan’a. Bunlardan bir tanesi de “sanatçıma dokunma”. “Ne istediniz de vermedik” diyerek baştan savılacak bir konu değil bu. Hürrem’e namaz kıldırtmak, fenomen haline gelmiş Behzat Ç’yi ekranlardan silmek, 1 Kadın 1 Erkek’te karakterleri zorla evlendirmeye kalkışmak ne demek açıklayınız bakalım.

Birilerinin Erdoğan’ı iki omzundan tutup çok güçlü silkelemesi gerekiyor. Bu noktada da güvenilen dağlara kar yağıyor. Bülent arınç, “Biri bizi silkelesin” diyor.

Kral çıplak, kimse görmüyor. Görenlerin sesi duyulmuyor.


İlgili yazılar

Oyun çok büyük!

Ülkemizde siyasetçiler çocukları, kadınları kendi çıkarları doğrultusunda siyasetlerine alet etmekten hiç çekinmiyorlar. Bunun en bariz örneğini Ak Saray’ın mukiminden biliyoruz.

Aldatılan adam!

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde değil bugün, bir ülke varmış… Bu ülkenin çok saf bir yöneticisi varmış… Dünya

Kirli pazarlık!

Ege kıyılarından ve Balkanlar üzerinden mülteci akını ile karşı karşıya kalan Avrupa, Türkiye’yi adeta bir açık hava hapishanesine dönüştürme planı

Bir Cevap Yazın