KULLANILMA VE KULLANMA

İmam –Hatip okullarıyla ilgili yazdığımız yazılar dolayısıyla bizim İmam-Hatip okullarının düşmanı, hatta din düşmanı olduğumuzu iddia eden mailler aldık.

Aslında tam da bu mailleri yazan kafalar nedeniyle İmam-Hatip okullarının, okul olmadığını söylemek gerekiyor. Çünkü benzer tespitleri eğer Fen Liseleri için yazmış olsaydım, benim bilim ve fen düşmanı olduğumu kimse iddia etmeyi aklından dahi geçirmezdi.

Kaldı ki Fen liseleriyle ilgili bir yazı yazmadıysak da geçmişte önce Sosyal Bilim Liseleri, daha sonra ise Anadolu Liseleri için benzer içerikte yazılar yazdık ve bu lise türlerinin eğitimin piyasalaştırılmasının ve çağ dışı bırakılmasının dışında bir işlevi olmadığını ileri sürmüştük. Hala da bu düşüncelerimizi korumaktayız. Oysa bu yazılarımıza gelen tepkilerin nerede ise tamamı olumlu olmuştur.

Peki neden İmam-Hatip okulları için bu tepki verilmekte?

Bunun bir tek nedeni var. Bu okullar, öğrencilerine sadece diploma vermiyor, ayrıca onlara siyasal bir alt kimlik de veriyor. Daha önce belirttiğimiz gibi ve Sayın Hayreddin Karaman’ın da yazdığı gibi İslamlaşmanın en önemli alanıdır İmam-Hatip okulları. Ve her zaman Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal konjonktürden fazlasıyla etkilenmektedir.

Bugün bu okullara karşı çıkmak, orada okuyan çocuklara karşı çıkmak değildir.

Bu okullara karşı çıkmak, bu okulları birer siyasal proje haline getiren karar alıcılara, buradan adam devşirerek İslam dini üzerinden yeni bir dünya kurma iddiasında olan İslamcılara karşı çıkmaktır.

İmam-Hatipleri anlamaya çalışmak, Türkiye’deki siyasal erkin nasıl kullanıldığını ve iktidar ile din arasındaki ilişkiyi anlamaktır.

İmam-Hatip okullarının hikâyesi siyasal erkin toplumun dini duyarlılıkları olan kesimini kullanma ve kullanılması hikâyesidir.

İmam-Hatip okulları dini öğrenme ve yaşayarak özgürleşmenin değil, dinden geçinmenin hikâyesidir. Ve bu hikâye 1947’den başlayarak bugüne gelmiştir. Bugünkü iktidarla da güçlü biçimde sürdürülmek istenmektedir.

Son 4+4+4 yasasıyla yapılan tam anlamıyla budur.

Devlet kurumları seferber edilerek, camiler kullanılarak, çok sayıda dernek ve vakıflar aracılığıyla sürdürülen propaganda ile tüm eğitim sistemi sadece bu okullar için yerle bir edilmiştir.

Sözüm ona çocuklarımıza din öğretirsek, vatanını milletini seven, birbirine saygılı insanlar yetiştirmiş olacağız.

Oysa insan denilen varlık, tümüyle din üzerinden biçimlense dahi sayısız ortak davranışa sahiptir. Buna karşılık duyguları, düşünceleri, yaşamı tüketme biçimi önemli ölçüde farklılık gösterir. O nedenledir ki İslam dini tek olmasına karşın ona inanan milyonlarca Müslüman arasında bir birlerinden nefret eden yine milyonlar bulunmaktadır.

Yıllarca İmam-Hatip lisesinde çalıştım. Genç her yerde gençtir. O da dersi asar, kara sevdaya kapılır, şiir yazar, şarkı dinler, derslerde kopya çeker. Okul sıralarını bıçakla kazır. Tek fark siyasal ve toplumsal ortak aidiyetimizin yerine bir başka aidiyetin buralarda daha kolay oluşturulmasıdır.

Daha kolay oluşturulmasıdır diyorum, İmam-Hatip okulları hiç olmasa dahi benzer bir durum diğer okullarda da yapılabilir. Hatta sayısal olarak karşılaştırıldığında daha fazlası bu okullarda yapılmaktadır. Bu nedenle İmam-Hatip okullarını anlamak için okulun kendisine değil, okuldaki insanın(öğretmen, öğrenci, veli vd ) okul dışı ilişkilerine odaklanmak gerektiğini ileri sürdük.

Siyasal erkin din ile kurduğu bağın İmam-Hatip okullarını kullanma ve kullanılma üzerinden yürüdüğünü iddia ettik.

İşte buna somut örnek: Milli Eğitim Bakanı “73 imam-hatip ortaokulunun” yeterli öğrenci olmadığından dolayı kapatılacağını söyledi.

Sayın Bakanın açıklamalarını öngörüsüzlük, plansızlık üzerinden değerlendirmek durumu yeterince açıklamaz. Çünkü yürütülen kampanyalar ve yaratılan havayı dikkate almayan bir açıklama olur bu.

Bu kampanyaları, millet okullarına sahip çıkıyor diye yorumlayanlar fena halde yanılmaktadır. Halbuki bu durum, milletin okullara sahip çıkması değil, milletin bir bölümünün kendisini diğer bölümünden ayırması demektir. Kendisini ayrıştıran bu kesim, kamu gücüyle kendisini diğer gruba dayatmakta. Bu ise halkı ayrıştırmaya, birbiriyle iletişimini din üzerinden biçimlendirmeye itmektedir. Ne yazık ki bundan da en çok din ve dine ait değerler zarar görmekte. Nitekim AKP ile birlikte dinin hayatın her alanında kullanılması artmakta buna karşılık, dini değerler ve dini duygular gerilemektedir. Gelinen noktada dinsel yozlaşma(dini değerlerin, pratiklerin asıl amaçlarından uzak kullanımı) hızla ilerlemektedir.

Din üzerinden eğitimin bu tablo içine sokulması bu ülke için bir felakettir.

Ayrıca kamu okulları farklı aidiyetleri esas almaz, Anayasanın tanımladığı aidiyeti esas alacak biçimde yapılandırılır. Devlet kendi okullarında kendi eliyle gençlere daha dindar, daha az dindar veya dindar olmayan eğitim seçeneği sunamaz.

Bunun adı özgürlük, çoğulculuk değildir, bunun adı çok açık ayrıştırmaktır.

Görünen o ki bütün kampanyalara rağmen İmam-Hatip efsanesinin satış pazarı erimektedir. Çünkü herkes biliyor ki bu yarışmacı eğitimde yaşamı kazanmanın yolu matematiği, feni, yabancı dili bilmekten geçiyor. Bireyin kendisine iyi bir gelecek kurmasının yolu Kuran ve Peygamberimizin Hayatı derslerinden geçmiyor. Ayrıca bu derslerde verilen bilgiler okul dışında pekala bireyin kendisinin kolayca öğrenebileceği bilgilerdir.

İktidarın uyguladığı neoliberal politikalar bireyden din bilgisi istemiyor, dinci tavır istiyor. Bu tavır ise samimi dindar insanların kolayca kabul edeceği bir tavır değil.

Yurttaşlarımız AKP oy vermelerine rağmen onların din üzerinden biçimlendirmeye çalıştığı bu dinci tavıra dayalı eğitim anlayışına tepki göstermesi, propagandalara itibar etmemeleri gelecek için iyimser olmamıza neden olmakta.


İlgili yazılar

Geç değil!

“Bir kişi Führer’e sadık değilse, bu sadakatsizlik sadece düşüncelerinde dahi kalsa, sizin sorumluluğunuz bu kişinin yanınızdan ayrılmasını sağlamaktır. Bu dünyadan

ATATÜRK OLMASAYDI…

TBMM’de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç arasında ilginç bir diyalog (süreci!) yaşandı.

YÜREĞİMİZE DÜŞÜLEN SİLİVRİ NOTLARI…

05.08.2013, saat 00:30 ANKARA –İstanbul Karayolunda otobanda gişeleri çıktığımızda akrep, TOMA ve bol sayıda jandarma ile İstanbul yönüne giden otobüsler

Bir Cevap Yazın