Kültür Bakanlığı’nın Say ambargosu!

Kültür Bakanlığı’nın Say ambargosu!

Besteci piyanist Fazıl Say’a Kültür Bakanlığı’nın uyguladığı sansür beni uzaklara götürdü.
2. Dünya Savaşı ile Avrupa yıkılıyordu…
Hitler her yerde Yahudi avına çıkmıştı.
Yüzlerce kişi o dönemde Almanya’dan Türkiye’ye sığındı. Onlar artık Heimatlos idi.
Mustafa Kemal Atatürk, toplumun Batılaşmasını hedefleyerek köklü reformlar başlatmıştı.
“Efendiler, herkes mebus olabilir, başvekil olabilir ve hatta reisicumhur olabilir ama sanatkar olamaz, sanatkar el öpmez, eli öpülür” sözleri de tarihe geçmişti.
Türkiye yönünü batıya çevirmişti. Batılı bilim ve sanat insanlarına kucak açıldı.
Bu sanatçıların pek çoğu savaş sonrası geldikleri ülkelere döndüler, bazıları başka ülkelere göç etti.
Ancak Türkiye’de önemli izler bıraktılar.
Hatta bazılarının da ikinci vatanı oldu Türkiye.
Bunlardan bir tanesi de besteci, müzik eğitmeni Eduard Zuckmayer idi. 1. Dünya Savaşı’nda cephede 3 yıl ülkesi için savaşmış ancak 1933’te Nazilerin iktidara gelmesi ile ülkesini terk edip Türkiye’ye gelmişti. Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümü onun eseriydi. 1972’de ikinci vatanım dediği Türkiye’de öldü. Ankara’da Cebeci Mezarlığı’na defnedildi.
Ankara Devlet Konservatuarı kurucularından Paul Hindemith, TBMM binasının da mimarı olan Clemens Holzmeister da aralarında iz bırakan sanatçılardır.
Ülkemizin sürgün edilenlere kapılarını açmış olmasına bakmayınız. Kendi sanatçılarımıza ettiğimiz eziyet az buz değildir.
Fakat daha birkaç yıl evvel Ahmet Kaya’ya yapılanlar konusunda duydukları acıyı politikalarına alet ederek destek arayanlar Fazıl Say konusunda neden bu kadar sertler hiç düşündünüz mü?
Çünkü Ahmet Kaya artık onlara cevap veremez.
Ahmet Kaya hayatta olsaydı, bence Gezi parkında olurdu.
Ahmet Kaya hayatta olsaydı polis devleti anlayışına doğru kayışı onaylamazdı.
Kürt politikasında iktidarın yanlışlarını birer birer sayar dökerdi.
Ahmet Kaya ile tarzı benzemese de bu toprağın zenginliğinden beslenerek üreten Fazıl Say’ın da yıldızı bu iktidarla hiç barışmadı.
Daha 2007’de görmüştü gidişatı. ‘İslamcılar çoğaldı, biz azınlıkta kaldık. Bu ülkeden gitmeyi düşünüyorum’ demişti. O zaman, kendisine sahip çıkan dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bir ülkenin sanatçısı ülkeyi terk etmez. Bu ülkede doğan bu ülke topraklarında kalır” demişti.
O zamanın doğrusu buydu. Kurbağaları ürkütmeden sıcak suya atmak gerekiyordu.
Fazıl Say’ın yurt dışı konserlerinin biletleri neredeyse bir yıl önce tükeniyor biliyor musunuz?
Şimdi iktidarın bu uygulamaları sayesinde daha da popüler hale gelecek ve bizim insanız ne yazık ki Türkiye’de Fazıl Say’ı canlı dinleme imkanını çok zor yakalayacak.
Sürgünlere kucak açan ülke konumundan sanatçı kovan ülke konumuna çok yakınız.
Aklımdayken, Fazıl Say’ın son eserinin adı “Gezi Park 3 for Orchestra and Soprano / Opus 55”.
Fazla söze gerek yok!


İlgili yazılar

Yarın itibariyle RF-4E uçaklarının uçuşları durdurulacak

Muharip Hava Kuvvetleri ve Hava Füze Savunma Komutanı Orgeneral Abidin Ünal, F-16 uçaklarının harp Keşif Kodları testlerinin dün itibariyle tamamlandığını

Fidan Öcalan görüşmesinde yeni boyut

MİT Müsteşarı Hakan fidan ile PKK lideri Öcalan’ın  özel bir görüşme yaptığı ve 15 Şubat’a kadar müzakere taslağı üzerinde tartışıp

SİLİVRİ İZLENİMLERİ-1

Sözde suçlamalarla açılan Ergenekon Davası’nın savcı mütalaasının verileceği duruşma için Türkiye’nin her yerinden Silivri’ye hareket eden otobüslerden birinde de yakinplan.com

Bir Cevap Yazın