MİLLETİN AYRANI KABARDI

Türkiye’ye ayak bastığında, fotoğrafı daha iyi analiz edecektir diyenleri ters köşeye yatırdı Recep bey.

Azıcık alttan alsa her şey çok kolay olacakken, “Bunların yüzde 95’i Gezi Parkı’nın yerini bilmiyordu” diyor usta. “İstediğim gibi yaşarım, karışma” diyenleri hala duymuyor.

“Bu ülkenin başbakanına küfrediliyor. Bunlara ilk dersi demokratik yollarla sandıkta vermenizi istiyorum” diyor; bir şarkı yükseliyor Gezi’den, “Ata’mıza Ayyaş, halkımıza çapulcu, zehrin hep lafta, bu işin başı park, endişe etme sonu da sandıkta!”

Kimsenin anti demokratik bir yol arayışında olmadığı daha nasıl anlatılır acaba kendisine.

Bugüne kadar “Benim bakanım, benim valim, benim kaymakamım, benim polisim” diyerek kendine geniş bir dünya yaratan Recep Bey, çemberin daraldığını göremiyor. Ayran siyaseti ile genç yaşlı, çoluk çocuk milletin ayranı kabardı, artık hesaplaşma zamanı Recep bey bilmiyor.

ORANTISIZ ZEKÂ VE ORANTISIZ MİZAH

Silaha karşı silahla yürüyebilirsin, dişe diş göze göz dersin ama zekâya karşı ne yaparsın?

Adana mitinginde Erdoğan’ın kareli ceketini gören Gezi direnişçisi, “Gönderde dama tahtası yapalım” diyor. Gülmezsin de ne yaparsın. Ya da “Aranızda olmak isterdim” diye twit atan İstanbul Valisi’ne “Gümüşsuyu’nda müdahale var diyorlar, oradan gelmeyin” yanıtı karşısında Vali Bey’in kolları düşmedi mi acaba iki yanına?

Hatta “annem fırına kek koydu, pişine kadar öğle namazını kıldı, şimdi Gezi’ye kek götürüyor” diye paylaşımda bulunan gence ve annesine nasıl bir yanıt uygun düşer Recep Bey?

Toma ile biber gazı ile yürürsün belki üstüne ama, “25 yaşındayım ilk defa yaşadığımı hissettim” diyen bir genci hangi polisiye güç ile durdurabilirsin?

ANKARA SUSMA AOÇ’YESAHİP ÇIK

Ankara’da orman azdır. Ankara’ya nefes aldıran AOÇ’ydi. Bataklık ve sazlıklarla kaplı da olsa kendisine hediye edildiğinde Atamızın gözlerini dolduran 52.000 dekarlık alan bizlere Büyük Önder’in emanetiydi. Yıllarca gözümüz gibi baktık ona. Şehrin ortasında tam bir mesire yeriydi. Ortasından geçen Ankara Çayı’nın yaydığı tüm kötü kokuya karşın, piknik alanıydı, oyun alanıydı. Ankara’da büyüyen her çocuk mutlaka top oynamış, ip atlamıştı orada. Hemen her Ankaralı gece yarısı köfte ekmek, kokoreç yemeye gitmiştir AOÇ’deki köftecilere. Ankara’nın gece yaşayan tek yeridir. Biradan çok AOÇ ayran içilir. AOÇ dondurma yenilir. Tadı damaklarda kalıcı hasar bırakır! Hayvanat Bahçesi tam ortasındadır.
AKP’li belediye rant hırsı ile gözünü oraya diktiğinde kimse inanmadı olacaklara. Tek tük çıkan cılız sesler susturuldu. Gözünü buraya diken AKP, AOÇ’nin sağından solundan kırpmaya başladı önce, sonra adeta hülleyle imara açtı. AOÇ’nin göbeğinden, içim acıdığı için şeritlerini saymadığım bir karayolu geçiyor şimdi. Ayrıca, Recep Bey’in başkanlık hayaline uygun düşecek “AK Saray” inşaatı tam hız ilerlerken yapılan ağaç katliamı da “çevreci” başbakanın vicdanını hiç sızlatmıyor. ABD Büyükelçiliği için de burada arazi tahsisi yapıldığı iddia ediliyor. Daha sayamayacağım bir sürü proje var kafalarında. Ankara’nın çorak bölgelerini ayağa kaldırmak yerine AOÇ’yi yağmalamanın altında derin bir kin yok mu sizce?

Gezi’den ilham alarak Kuğulu Park’ta başlatılan direniş AOÇ için sürmeli.


İlgili yazılar

Seçimin ardından!

Tuhaf bir sabaha uyandı Pazartesi günü Türkiye. Hala da tam olarak ne olup bittiğini anlamış değil. Evet barajlar yıkıldı, derin

Kelepir Bahçeli Yazlık!

AKP’li İsmet Yılmaz, MHP’lilerin dördüncü tur oylamada geçersiz oy kullanması sayesinde TBMM Başkanı seçildi. Bilmeyenler için söyleyelim, Genel Kurul görüşme

PADİŞAH’IN ŞAŞIRDIĞINI YÜZDE ELLİ DE GÖRDÜ

Gezi direnişinin hemen ardından şöyle bir dolaşıp geleyim diyerek kapağı Afrika’ya atan, yüce hünkarımız yurda döndü. Hünkarın yurda dönüşünde, yüzde

Bir Cevap Yazın