Müzakerecilikten iç savaşa

Onur Öymen 2009 yılında TBMM’nde “Terörle müzakere edilmez, mücadele edilir” dediğinde neredeyse linç ediliyordu.
Devletin yapısını ve işleyişini bilmeyen tüccar politikacılar, öylesine bir süreç işlettiler ki; geldiğimiz nokta, tam anlamıyla bir iç savaş görüntüsüdür.
Ne yazık ki, bu bir gerçektir.
Dün, yurdumuzun bir çok ilinde başlatılan eylemler ve kalkışmalar sonucu tam 37 can gitti.
AKP’nin iktidara geldiği yıllarda bitme aşamasına gelmiş terör, azdıkça azdı.
İç ve dış siyaseti bilmeyen ya da işine geldiği gibi kullanan siyasi iktidar komşularımızla “sıfır sorun” tezini ortaya atarak ülkemizi Ortadoğu bataklığının içine resmen itti.
Bugünkü görünüm Türkiye’nin artık Ortadoğu bataklığının bir unsuru olduğunu gösteriyor.
Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü “Yurtta savaş, dünyada savaş” a dönmüş durumda.
Kürt sorunu denilerek, ülkemizin bir coğrafyasında emperyal ülkelerin piyonu olan PKK ile bölge halkını eşleştiren anlayışın ne denli yanlış olduğu yaşanan olaylarla ortaya çıkıyor.
Bölgenin geri kalmışlığını ortaya koyan entel dantel takımının da omuz vererek desteklediği terör örgütü, sözüm ona demokrasi havarisi gibi belli çevrelerde ve ülkelerde kabul görmüşlüğün şımarıklığı içinde adım adım amacına ulaşmanın zevkini yaşıyor şimdi.
Büyük Atatürk ve arkadaşlarının kanla, bin bir zorlukla kurduğu bu Cumhuriyet’i parçalama, yıkma amaçlarını hiç bir zaman gizlemeyen bu hainler ne yazık ki bu dönemde yönetim tarafından da legal hale getirildi.
Bilgisizliğin, cahilliğin cirit attığı yönetim kadrosu, PKK terörünün yanında bir de IŞİD adında başka bir Frankenstein yarattı.
Onu besledi, silah desteği verdi, hastanelerimizde elemanlarının tedavilerini yaptırdı. Suriye yönetimine karşı kullanılmak üzere yaratılan bu canavar gün geldi ortalığı kan gölüne çevirdi. Ama, biz ona halen terör örgütü diyemedik.
Şimdi, ülkemizde tam anlamıyla at izi it izine karışmış durumda. Kim kiminle savaşıyor, kimin eli kimin cebinde belli değil.
40 bin kişinin katili APO sarayından rahatlıkla sürece müdahale edebiliyor. Kobani’ye saldıran IŞİD’e karşı, Türkiye’nin PKK’ya silah yardımı yapması, hatta müdahale etmesi istenebiliyor.
Bunlar olmayınca da eylemler başlatılıyor.
Bugün Türkiye tam anlamıyla bir iç savaş yaşamaktadır.
Ülkenin bir çok yerinde eylemler yapılmakta; bankalar, araçlar, okullar, karakollar, belediye binaları, iş makineleri, akaryakıt istasyonları, hastaneler ve de en önemlisi bu ülkenin kurtarıcı ATATÜRK’ün heykelleri ve bayrak yakılmaktadır.
Büyüklerimiz, bunu vandallık ya da vandalizm olarak nitelendirmektedirler. Vandalizm bir sapıklıktır. Son olayları bilerek, isteyerek kamuya ait mallara zarar verme yani vandallık diye yorumlamak yerine bunun bir kalkışma, isyan olduğunu anlamak gerekir. Bizi, yönetenler bunu anlayabilecek kapasitedeler mi bilemiyoruz. Ama, bu isyan, bu kalkışma terörle müzakereye başlandığı günden bu yana bağıra bağıra alenen geliyorum dedi.
Kıacası, Türkiye’miz bir dünya lideri yaratma uğruna Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan oluyor. Dünyanın egemen gücü ABD 24 ülkenin sınırlarını değiştirme amacına ulaşmak için birilerini kullanıyor ve sonra da posasını bir kenara atıveriyor, her zamanki gibi.
Biraz tarih bilseler, biraz diplomasiden haberleri olsa İsmet İnönü’nün “Büyük devletlerle ilişki kurmak, ayı ile yatağa girmeye benzer” sözünü anlar, özümser ve ilişkilerini öyle geliştirirlerdi. Ama, ne yapalım tüccar siyasetçiler bu kadarını yapabildiler.
Şimdi, düşman vatanın bağrına hançerini dayamıştır.
Vatanı böldürmemenin ve bu hançeri çıkarıp atmanın görevi de yine vatanseverlerindir.


İlgili yazılar

Okul önünde esrar paketi buldum!

Sevgili dostlar! Ben uzmanlık alanım olan konularda kalem oynatan biriyim. Bilmediğim bir konu üzerinde yazı yazmayı en azından; bilenlere haksızlık

NARSİSTLERE DİKKAT EDİN…

Çeşit çeşit insan  vardır. Ve çeşit çeşit düşünen insan.. Kimi insan hoşgörülüdür, kimi insan kindar…Kimisi çevresine sevgi saçar, kimisi düşmanlık…

“FATİHA OKUMAK/EV HANIMI OLMAK”

Sorgun İmam-Hatip Lisesi öğrencilerinin öğretmenlerini protesto eden eylem haberi İmam-Hatiplere dair kimi gerçekleri anlatması bakımından hayli ilginçti. 17 Aralık tarihli

Bir Cevap Yazın