NE GİYERSEN GİY – ME…

Beğenin beğenmeyin Türkiye Cumhuriyeti’nin halen yürürlükteki Anayasa’sı diyorki; Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Sonra diyorki; Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı “İstiklal Marşı”dır. Başkenti Ankara’dır.

Kimse başkentin İstanbul olduğunu iddia edemez.

Al bayrak yerine göndere başka bir bez parçası çekemez.

Devletin dili Türkçedir, hiçbir yazışmada Türkçe dışında bir dil kullanılamaz. (Çevirisi konulur o kadar!)

Anayasa’da belirtilen ilkeler doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti laiktir. Laik devlet, yurttaşının belirli bir inanca sahip olması ya da hiçbir inanca aidiyet hissetmemesi nedeniyle baskı altına alınmasını somut hukuk kurallarıyla yasaklar. Laik Cumhuriyet, din ve devlet işlerini birbirinden ayırmalı, tüm dini ve ruhani inançlara karşı nötr olmalıdır.

Yani çarşaflı-türbanlı, çember sakallı bir öğretmen dersine girdiğinde, kendini hiçbir inanca yakın hissetmeyen ya da hristiyan-alevi-musevi v.s olan bir çocuk bundan rahatsız olabilir.

Bu nedenle, kamuda dini görüşleri ortaya çıkaran, başka bir dinin mensuplarını huzursuz edecek kılık-kıyafet olmaz. Bunu söylediğimiz zaman birilerinin “Siz bikini giyiyorsunuz ama” demesinden bıktım artık.
Çünkü ben bikini ile işe gelmiyorum.

Sandalet, terlik dahi giymiyorum.

Ayrıca ben denize bikini ile girerken, başka bir kadının haşema ile girmesine karışmıyorum.

Ben pazara kot pantolan ile giderken bir başka kadının uzun etek giymesine de karışmıyorum.

Ben saçımı boyatıp, fön çektirip gezerken başka kadınların kendi tercihleri ile başlarını bağlamalarına da karışmıyorum.

Ben işe bikini ile gelmediğime göre başka bir kadının da işe türban ile gelmesini istemiyorum.

Konu sadece kadın da değil. Dini bir sembol olmamakla birlikte ben iş yerinde şalvara da karşıyım misal. Hiç bir erkek öğretmenin çocuğuma şalvarla ders vermesini istemiyorum. Ama insanlar bahçelerinde, sokaklarında, çarşıya pazara giderken ‘ şalvar giyemez’ demiyorum.
Ancak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Barak Obama ile görüşmeye giderken Osmanlı Padişahları gibi kaftan giydiğini ya da başka resmi bir toplantıya girerken Şalvar giydiğini düşünün. Bu bizim geleneksel kıyafetimiz deyip geçer miyiz?

Ya da musevi bir öğretmen işe gelirken Tallit giyse ne düşünürsüz? Siz takke takıp gidin işe o da kipa giysin o zaman. Buna itiraz etmezsiniz herhalde. Ama bunu sonu var mı?

Mevcut Anayasa’da benim gibi söylüyor. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde suç işleniyor. Çağdaşlık laik demokrasiyle olur ancak. Oysa din üzerinden siyaset yapılıyor, dini semboller hayatımızın her alanına yerleştiriliyor. Yayımlanan 28 Şubat tutanaklarında da görüldüğü üzere dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’da bu konuda bizim gibi düşünüyor, “Yobazlıktan zihniyetten ülke zarar görür. Demokrasi ve laikliği korumak için tedbirler almalıyız” diyor.

Ama sıkıysa bir soruşturma açın da görelim!


İlgili yazılar

Komutanım FİDEL

Herkes popüler ikon yapılmaya çalışılan CHE’yi severken (Gerçekte CHE büyük bir devrimcidir.) Karizmatik fotolarından dolayı ben hep Fidel asıl komutan

Ekonomi Ve Halk Oylaması!

Ekonomide kriz söylemi korkutan bir söylemdir. Çünkü ekonomide kriz geniş kitleler için enflasyon, işsizlik, yoksulluk anlamına gelir. Bu sorunlar yok

TV DİZİLERİ; AMAÇLARI VE SONUÇLARI

Televizyon dediğimiz makinenin hayatımıza girdiği günden bu yana, TV dizileri de hep hayatımızın bir parçası olmayı başarmıştır. Bu başarı aslında

Bir Cevap Yazın