NEYİN HIRSIZI?

Yoldaşlarım,  son günlerde takıldık 17 Aralık dönüm noktasına. Bir “hırsızdır“ sözü almış gidiyor.

Aslında giden en az yaşamımız kadar önemli olan zamanımız!

Beyler gezegen, yıldızlar, güneş, ay sizleri beklemez.

Yılın üçüncü ayına girdik ve bu genç Cumhuriyet insanının yapacak çok işi var. Oysa siz hala “hırsız da hırsız” diye naralar atıyorsunuz.

Kim diyor hırsız diye?

Eskinin dostları. Yani eskiden beraber yürünen yollarda aynı tastan su içmiş dostlar!

Sonra peki?

Ne olmuş da bugünkü rezillikler ortaya saçılmış?

Dostlarım!

Bu kavga çıkar kavgasıdır.

Bu kavga “sen çok çaldın ben az çaldım” kavgasıdır.

Dostlar!

Sakın ola ki gerçek bilgi ve belgeleriniz yoksa basının ve günün heyecanına kapılarak kimseye kötü söz ve laf etmeyin. Siz ki hakkı hukuku adaleti savunan siyaseti yapmak için yola çıktınız.

Bu nedenle günü kurtarmak için meydanlarda nara atmayınız! Gerçeği bilimin gerçeğini dikkate alınız!

Hırsızlık sadece parasal yani maddesel anlamda olamaz. Hele sizler bir ülkeyi yönetiyor ve bu yönetimin söz sahibiyseniz asla hiçbir konuda hırsızlık yapamazsınız, bu boş gecen zaman olsa bile!

Beyler “zaman” hiç aklınıza takıldı mı?

Nedir zaman? Ne işe yarar?

Siz hiç güneşin doğuşuna tanık oldunuz mu?

Veya tan ağarmasını hiç gözlemlediniz mi?

İşte; yoldaşlarım birileri hırsızlık yapmış ve paylaşamamış!

Asıl hırsızlar bizim zamanımızı çalanlardır. Ve onlar hırsızlık noktasında çok beceriklidir. Bunu ben değil ünlü filozof Goethe söylüyor.

Ve zamanın kutsallığını vurgu yaparak!

Ne diyor çağımızın filozofu:

 

 

“Akılsızlar hırsızların en zararlılarıdır!

Zamanınızı ve neşenizi çalarlar!”

Goethe’nin de dile getirdiği gibi sosyal yaşamımızda zamanımızı verimsiz kullanmamıza yol açan kişiler ister yöneticilerimiz, ister çalışanlarımız veya müşterilerimiz olsun çoğu zaman beklenen tepkiyi almıyorlar. Oysa zaman biriktirilemeyen, borç alınamayan,  borç verilemeyen ve hatta rüşvet olarak dahi teklif edilemeyen değerdir.

Üstelik fiyatı da oldukca yüksek.

Ölçülmesi son derece kolay olan bu kavram, onun önemini ve değerini belirlemeye gelince oldukça zorlayıcı olabiliyor.

Bunlar benim lafım değil, büyük düşünür ve felsefe üstadı Goethe’nin sözü!

Son söz sizin yoldaşlarım.


İlgili yazılar

Atama demokrasisi

Osmanlı’nın Tanzimat ve teşkilat-ı esasiyesinin ardından Cumhuriyetimizin kuruluşundan buyana tek partili, çok partili, askeri ihtilalli, koalisyonlu, darağacı ilmiğinde canlar vererek

“BİLİMİ İNANCA DÖNÜŞTÜRMEYİN!”

Bu çağda bu yüzyılda demeyin. Söz konusu Türkiye olunca hiçbir şey sürpriz değildir. Muhteremlerden biri haykırıyor. “Bilimi inanca dönüştürmeyin!” Bugüne

Zalimleri Korkaklar Yaratır

“Ey efendiler, sorgulamayan insan cahildir. Sorgulatmayan ise zalim !” Büyük Atatürk her konuda olduğu gibi, zulüm ve zalimlik konusunda da

Bir Cevap Yazın