NİHAT MATKAP DELİRMİŞ OLMALI

CHP’nin en tepe noktasındaki isimlerden birisi olan Nihat Matkap’ın , Öcalan görüşmesi sonrası sızdırılan tutanaklara destek verir gibi konuşması, hayretle karşılanmalıdır.

Terörist başının vatandaşlık tanımının CHP programında yer alan “milliyetçilik” tanımına uyduğunu söyleyen Nihat Matkap, parti tabanında yukarıdan aşağıya eleştirilmeli ve yerli yerine konulmalıdır. Elbette, CHP yönetimi de buna bir el atmalıdır.

Matkap konuşmasında neler söylüyor bir bakalım. “Hiçbir etnik yapı, hiçbir köken diğerinin önünde değil. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinde bu var. Bu konuda konuşarak, hatta kamuoyunun yoğun şekilde tartışması sağlanarak burada bir sonuca ulaşılabilir. Biz kesinlikle herhangi bir etnik yapının, diğer ırkın önünde gösterilmesini kabullenemeyiz. CHP’nin programında ‘Türkiye Cumhuriyeti din, dil ırk ve etnik köken temelleri üzerinde değil, siyasal bilinç ve ideal beraberliği zemininde kurulmuştur’ diyor. Mektubun içeriği bunu tanımlıyor.

Sözcüklere boğulup bu süreci heba etmemek lazım. Yurttaşların en büyük duyarlılığı birlikte yaşamak, arada fark olmaması. Önemli olan hukuken ve fiilen eşit yurttaşlık. Kamuoyunun hazır olmadığı, kamuoyuna aykırı gelecek düzenlemelerin Meclis’te hayat bulma şansı yok. Bunu demek ki görüyorlar. Çıkıp ‘Ben ayrılmak istiyorum’ deseydi kimse itibar dahi etmezdi. Kimse ayrışmaktan yana değil. Birlikte, barış içinde, kardeşçe yaşamayı herkes istiyor. Silahların bırakılması her türlü iyi niyetin ortaya çıkmasını birlikte getirir”

Nihat Matkap’ın konuşmasının özü sapla samanın karıştırılmasının tipik bir örneği.

Gaflet, dalâlet aşamasını geçip hıyanet aşamasına gelen dışa bağımlı bir iktidarın başlattığı süreci “barış süreci” olarak değerlendirip, terör örgütüyle müzakereyi kabul eden bir CHP yöneticisi CHP’li olamaz.
Evet, kimse kimsenin öldürülmesini istemiyor.

Türkiye’yi Sevr’e yeniden döndürmek isteyen ve yıllarca bu yolda çalışmalar yaparak ülkeyi bölünmenin eşiğine getiren dış destekli bir anlayışın aklanması anlamına gelecek bu konuşmayı yapmak emperyalizmin amaçlarına hizmetten başka bir şey değildir.

“Çıkıp ben ayrılmak istiyorum deseydi kimse itibar etmezdi”.
Burada doğru söylemiş Nihat Matkap… Adam, aptal mı amacını direk söylesin. Alıştıra alıştıra söylemek varken. “Yolumuz, dümdüz bir yoldur. Bunun sonu da bağımsız Kürdistan’dır” diyenler amaçlarını güzel güzel anlatmadılar mı topluma?

Terörle müzakerenin sonu budur işte. Tıpış tıpış ayaklarına gidersiniz ve pazarlığa oturursunuz. Bu pazarlıkta, başkanlık maddesi de varsa, bırakın ülke bölünüversin.

Hangi barıştan söz ediliyor.

İki ülke savaşmış da, barış aşamasına mı gelinmiş?

Bunları TBMM onaylayacak, olmazsa 50 bin kişi ile savaşırız diyenleri haklı konuma getirmek hiç kimsenin haddi de değildir hakkı da…

Bay Apo’nun dediklerini yaparsak, güzel ülkemizin adı ne olacaktır?
Bayrağımız ne olacaktır?

Milletinin adını söyleyemeyenlerin kişisel hırsları için değerlerimizi ayaklar altına almaları ülkemiz için bir zul’dür.
Buna ortak olacak bir CHP’li ise ancak delirmiş olabilir.
Evet, Nihat Matkap delirmiş olmalı..


İlgili yazılar

AKP’YE OY VERENLERE…

Bilinen bir hikayedir. “Başbakan Erdoğan, Karadeniz gezisinde bir üniversiteyi ziyaret etmiş.  Sınıfın birinde öğrencilerle tanışmış. O karizmatik duruşuyla, beden dilini

Saray soytarıları

Türkiye Cumhuriyeti’nin özgür bireyi olmaktansa Osmanlı sarayında soytarı olmayı tercih edenlerin sayısı artıyor. Beyinsizler. Oturdukları koltuğu, kazandıkları parayı korumak için

Cumhuriyetin Eksiği: Cumhuriyetçilik!

Cumhuriyetin 91. yılındayız. Bir o kadar şansız bir dönemden geçiyoruz. Cumhuriyetin temel değerleri, ilkeleri önemsizleştirmekle kalmadı, büyük ölçüde yok edildi.

Bir Cevap Yazın