O BAŞARDI VE DÖNÜYOR DOSTLAR

Başbakan Erdoğan’ın dönek siyaseti, iki yüzlü politikası,
En haksız olduğu konularda kendini haklı çıkarması,
Doğruyu ‘yanlış’, yanlışı ‘doğru’ olarak satabilmesi,
Her konuda ‘uzman'(!) olması, yatak odalarımıza kadar girmesi,
En önemlisi de halkımızın yüzde 50’sinin bütün bunları ‘yemesi’…

CHP’nin ‘Yeni CHP’ olarak yeniden kurgulanması,
Kemal Kılıçdaroğlu’nun zayıflıkları,
Atatürk ve Cumhuriyet İlkelerine ihanetler,
Ülkenin ‘orta çağ’ anlayışına teslim edilmesine tepkisizlik,
Azınlığın umudu CHP’nin, göz göre göre umutsuzluğa dönüşmesi…

MHP’nin Atatürk ve Türklüğü bir kenara itip,
AKP’nin gerici politikalarına stepne olması,
‘Dincilikte’ hükümet ile yarışması,
Devlet Bahçeli’nin yarattığı hayal kırıklığı…

Bölücü terör örgütünün siyasi uzantılarının,
Atatürk’ün Meclisindeki pervasızlıkları,
Kürt gençlerinin akan kanından beslenmeleri.
ABD’nin kucağında, emperyalizmin hizmetinde,
Güya ‘kurtuluş’ mücadelesi vermeleri…

Doğu Perinçek’in söylemiyle,
Türkiye’nin ‘demokratik yoldan’ faşizme gitmesi,
‘Demokratik yoldan’ ülkenin bölünmesi,
Türkiye Halkının ‘demokratik yoldan’ tarikat ve cemaat ağına hapsedilmesi,
Ülkenin ‘demokratik yoldan’ ABD denetimine teslim edilmesi,
TSK’nın ‘demokratik yoldan’ esir alınması…

Atatürk’ün ordusunun ABD ve Tayyip’in ordusuna dönüşmesi,
Çelik iradesine ‘tasma’ takılmış olması,
Laik, Atatürkçü Bekir Coşkun’a talimatla dava açılması,
‘Hayvan’ diyenler karşısında sus pus olunması,
Laiklik ve cumhuriyeti koruma görevlerinden feragat etmesi,
Atatürk’ün ordusu olmaktan, ‘İmamın ordusu’ olma yoluna girmesi…

Çay üreticilerinin yol kapatması, hükümete tepki göstermesi,
(Zira 2007 seçimleri öncesi fındık fiyatları ile ilgili bakan dövmüşlerdi,
Seçimlerde Karadeniz bölgesinde yüzde 60’ın üzerinde oy almışlardı)
Büyük çoğunluğu AKP’ye oy veren memurların maaşlarına yapılan ‘sadaka’ zam,
Yoksulluğun ve yolsuzluğun alıp başını gitmesi,
Başbakan Erdoğan’ın mal varlığının bir yılda 1.5 milyon lira artması,
Kızlarımızın ve kadınlarımızın türbana ve eve kapatılması…

Dostlar,
3 gün boyunca bütün bunları bir kenara ittim.
Bu sorunları düşünmeye,
Uykularımı kaçırmaya ara verdim.
Ülke sorunlarını 3 gün düşünmeyerek,
Mutlu 3 gün, sadece 3 gün geçirmeye karar verdim.

Neden mi?
Özel bir durumumdan.
İçim içime sığmıyor dostlar,
İzin verirseniz 3 gün,
Sevincimi yaşamak istiyorum doyasıya.

17 yaşındaydı O’nu okyanusun ortasına attığımızda.
Dalgalı, hırçın, gel-gitleri olan, yem bekleyen okyanusa.
Banka hesabı bile açamamıştı kendi başına.
Irkçı Fransa’nın Strabourg kentinde,
Ekonomi, işletme okuyacak, kendini yetiştirecek,
Atütürk’ün genci olarak geri dönecek,
Ülkesine hizmet edecekti.
Öyle anlaşmıştık O’nunla…

Zordu, cesaret istiyordu, mücadele gerektiriyordu.
Türk olmanın gururu ve bilinciyle,
Görünümüyle, bilgisiyle, zerafeti ve nezaketiyle,
Şaşırttı ukala Fransızları.
“Sen Türk olamazsın, kara çarşaflı değilsin, başın açık,
Çağdaş giyiniyorsun, bir kız olarak hakkını arıyorsun,
Öz güvenlisin” diyenlere,
“Siz Türkler hakkında ne biliyorsunuz ki,
Atatürk’ümüzden haberiniz var mı,
Kadınlara seçme ve seçilme hakkını sizden önce verdi bizlere”
diyerek gururlandı O.

O okulunu bitirdi a dostlar,
O başardı.
Ülkesine dönüyor yakında,
Atatürk genci olarak Türkiye’ye hizmet etmek için.
Karanlıkla, yobazlıkla, bağnazlıkla, cehaletle,
Mücadele etmek için.

O kim mi sevgili dostlar,
O benim biricik, ‘kara gözlü’ kızım.
O zümrütlerle, elmaslarla, yakutlarla bezenmiş,
Her zaman başımın üstünde taşıyacağım tacım.

Sevinçler paylaşıldıkça çoğalırmış,
Diyerek bir mutluluğumu paylaştım sizinle,
Sabrınız ve hoşgörünüz için minnettarım.

3 gün sonra ülke gerçeklerinde görüşmek üzere,
Sağlıcakla kalın.


İlgili yazılar

Muharrem İnce’nin yaşamından kime ne?

Başbakanının Cumhurbaşkanlığı adaylığının açıklandığı toplantıyı hatırlayıverin. Dualar ediyor Başbakan. Bugüne kadar uymadığı, uygulamadığı dualarını Allah kabul etsin. Sözü, orada söylediği

Niyet ortada

Sabrımızın sonu yok bizim. Milletçe çok sabırlıyız… Teröristler vurur sabrederiz. Madende ölürüz sabrederiz. Nelere sabretmedik? Eğitim sistemimizi oyuncağa çevirdiler sabrettik.

Çoğulcu demokrasiden dayatmacı devlete

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda devlet partisi kontrollü demokrasimiz, çok partili, sonra askeri darbeler ve koalisyonların ardından en son 12 Eylül 1980’den

Bir Cevap Yazın