O’NUN DOĞU VE GÜNEYDOĞU HAYALİ

Diyarbakır, Malatya, Elazığ ve Dersim gezisinde Doğu ve Güneydoğu ile ilgili izlenim ve düşüncelerini, yanında bulunan Sabiha Gökçen’e anlatırken, adeta hayallerini dile getiriyordu:

FABRİKALAR GÖRMEK İSTİYORUM

İnsan ömrü yapılacak işlerin azameti karşısında çok cüce kalıyor Gökçen…Geçtiğimiz yerlerde fabrikaları görmek istiyorum, ekilmiş tarlalar, düzgün yollar, elektrikle donanmış köyler, küçük fakat canlı tertemiz sağlıklı yaşayabileceği evler.

GÜRBÜZ, DALAKLARI ŞİŞMEYEN ÇOCUKLAR

Büyük, yemyeşil ormanlar görmek istiyorum. Gürbüz çocukların, iyi giyimli çocukların yüzleri sararmamalı, dalakları şiş olmayan çocukların okuduğu okullar görmek istiyorum. İstanbul’da ne medeniyet varsa, Ankara’ya da ne medeniyet getirmeye çalışıyorsak, İzmir’i nasıl mamur kılıyorsak yurdumuzun her tarafını aynı medeniyete kavuşturalım istiyorum.

BUNU ÇOK YAPMAK İSTİYORUM

Ve bunu çok ama çok yapmak istiyorum. Dedim ya, insan ömrü çok büyük işleri başarabilecek kadar uzun değil. Mamur olmalı Türkiye’nin her tarafı, müreffeh olmalı…Devletin yapamadığını millet, milletin yapamadığını devlet yapmalı. Her şeyi yalnız devletten ya da her şeyi milletten beklemek doğru olmaz. Devlet ve millet ülke sorunlarını göğüslemede el ele olmalıdır.

GELECEĞİN TÜRKİYE’SİNİ DÜŞÜNMEK ZORUNDAYIM

‘Ben yapabildiğim kadarını yapayım, sonra ne olursa olsun’ demek benim kitabımda yok. Geleceği, geleceğin Türkiye’sini düşünmek görevim. Bir iş aldık üzerimize bir savaşın üstesinden geldik. Şimdi ekonomik alanda savaş veriyoruz, daha da vereceğiz… Bu heyecanı yaşatmak, bu heyecanın ürünlerini görmek lazım.”

O, Türkiye’nin batısı için neyi hayal ediyorsa, doğusu için de aynısını düşlüyordu. Oldukça geri kalmış Doğu ve Güneydoğu bölgelerini kalkındırmak, fabrikalar açmak, çocukların iyi okullarda okumasını istiyordu. Coşkulu bir şekilde doğuyu da batının düzeyine çekmeye çalışıyordu.

DÜZENİ DEĞİŞTİRECEKTİ

O, Toplumda ayrıcalıklı sınıfları ortadan kaldırmayı temel hedef yapmıştı. Böylece ağa ile reaya (topraksız köylü), reis ile göçebe halk, şeyh ile mürid arasındaki fark ortadan kaldırılacaktı. Öncelikle de dini kullanarak toplumu pençesine alan şeyhler, mollalar, seyitler tabakasını ortadan kaldırmak istiyordu.

Elbette halkı mürit, köle olarak gören, böylelikle kurulu düzenlerinin devamını isteyen feodal toprak ağalarının, derebeylerin, şıh ve şeyhlerin olması da kaçınılmazdı. Bu odaklar, yeni devlete (düzene) karşı direnen egemenler, halkı etkilemek için şeriatçı ve Kürtçü söylemleri insafsızca kullanmışlardır. Türkiye Cumhuriyetine karşı başlatılan isyanların manevi dayanağı da çağdışı bu etnik ve dini söylemler olmuştur.

AKLI, VİCDANI, İRFANI HÜR GENÇLİK İSTEMİYORLAR

Bugün O’nun kurduğu Meclis’te, O’nun gelecek ile ilgili büyük hayaller kurduğu bölgede çağdışı, akla sığmayan işler oluyor. Örümcek ağlarıyla beyinleri sarmalanmış aklı kıtlar, geçmişte yeni devlete isyan edenlerin torunları olan bu zavallılar ne hayal ediyor acaba? Onlar, gürbüz, iyi giyimli, iyi eğitim almış, işi ve aşı olan Kürt çocukları değil, ayrılıkçı ve bölücü ideallerinde öne sürecekleri, devlete isyanda kullanabilecekleri çocuklar istiyor.
Onlar, Kürt çocuklarının polise, askere taş atarken ölmesini, öldürülmesini istiyorlar. Onlar kendi saltanatlarının, düzenlerinin sürmesini, ağalıklarının devamını istiyorlar. Onlar, bölge halkının gözünün açılmasını istemiyorlar, “Aklı hür, vicdanı hür, irfanı hür” yeni nesil istemiyorlar.

NOT:

O : (Anlamışsınızdır) Mustafa Kemal ATATÜRK
ONLAR: (Anlamışsınızdır) İşte onlar


İlgili yazılar

Nerden nereye!

Pir Sultan Abdal’ın ; “Pir Sultan Abdal’ım ey dede himmet Kendine cevretme aleme rahm et İstanbul şehrinde ol sahib-devlet Tac-ı

Bir de mezara götürseydin bari!

Tayyip Bey, tam gaz, seçim mitinglerine devam ediyor. 7 Mart2015 günü Gaziantep ilimizde toplu açılışlar yapmış ve meydana çıkarak, yine

Seçim Promosyonu

Global kapitalizm Ortadoğu eksenli İslam ülkelerinin radikalizmini yumuşatmak için ileri(!) demokrasi yutturmacasını öylesine uyguluyor ki etkilenmememiz mümkün değil. Yeni Türkiye

Bir Cevap Yazın