Ortadoğu: Kutsal Bataklık

Davutoğlu sahur programında esip gürlüyor: “Ortadoğu’ya bataklık dedirtmeyeceğiz.

Sesindeki kükremeyi işitip vücut dilindeki görkemli hali görünce, bu aslan parçasına “buyur güzel kardeşim, dedirttirme sende, elini tutan, senin önünde duran mı var” dedim kendi kendime.

İşin şakası bir yana Davutoğlu gibi birinin Türkiye Cumhuriyeti’nin Dış İşleri Bakanı olmasının ayıbı bize yeter de artar.

Eğer yurt dışında muhataplarıyla da böyle konuşuyor, analizlerini bu cümlelerle yapıyorsa mevkidaşları gülmüyorsa bile içlerinden “aslanım benim” deyip mutlaka bir omuz sıvazlaması yapıyorlardır!

Sokrates, demokrasi için en büyük tehlike “demagoji”dir demişti. Sözüm ona güzel söz söyleme sanatının bir gereği olarak Sofistler tarafından öğretilen “demagoji”nin gerçekliğin üzerini nasıl örttüğünü görmüştü Sokrates.

Davutoğlu, Ortadoğu kutsal topraklardır, kimse buraya “bataklık diyemez” görüşünü savunurken yanlışlarını karşısındakilere hamasetiyle alkışlattı.

Bilirim böylesi konuşmalarda alkışlayanların konuşmanın içeriğiyle ilgilenmediğini…

Onlar konuşanın coşkulu halinin oluşturduğu halede ampulün etrafında dönen pervane kesilirler.

Ortadoğu tek tanrılı dinlerin kutsal topraklarıdır. Müslüman için ne kadar kutsal ise Hristiyan, Musevilik için de o kadar kutsaldır. Hatta inananı sayıca az olan Yezidilik, Bahailik, Sabilik gibi dinlerin de kutsal topraklarıdır. Onların da en önemli tapınaklarını üzerinde bulundurur.

Ortadoğu’yu Bataklık yapan birinci derecede bu kutsallık anlayışıdır. Çünkü bu anlayış, kutsal sayılanın, kutsal sayana ait olmasını gerektirir. Kutsalını koruyamayan, kutsalına sahip olmayan baştan yok olmuş demektir.

Kutsal, saygı duyulandır, korunandır, asildir, soyludur.

“İnsanın saygı duyması gereken, koruması gereken soylu değerleri vardır. İnsan, eğer bu soylu ve asil değerleri kaybetmeye başlarsa insanı insan yapan en önemli etmenlerden birini kaybetmeye başlar.” (M.Eliade)

Ortadoğu bu kutsallık adına yürütülmüş savaşlar diyarıdır. Ne yazık ki bütün bu acıların sihirli sözcüğüdür, “kutsal”. Oysa bu sihirli söze yüklenen anlamların altı kazınsa “kutsal” denilenlerin, bildiğimiz ve Eliade’nın açıkladığı insan için vazgeçilemez olan “kutsalın” ötesinde bir içeriği de beraberinde taşıdığı görülür. Ortadoğu’nun kutsalı “iktidar” çağrısıdır, “güç olma” çağrısıdır. Kutsalın içine sarıp sarmalanmış olan iktidar ve güç, kutsaldan arındırılabilinse her şey daha başka olacaktır. Ama Ortadoğu’da kutsalları bulunan dinler, bir kez olsun bunu başaramadılar.

Marx, bu dünyayı yorumlamak isteyenlere hiçbir şey öğretmediyse bir şey öğretti: Önemli olan söz ve düşünce değil kullanılan araçlardır, maddi dünyanın kendisidir.

İşte bir an için söz ve düşünceyi unutup kullanılan araçlara baktığımda kutsal adına mücadele edenlerin silah tüccarlarının makbul müşterisi olduğunu alın teriyle kazandıklarını bunları üretenlere aktardıklarını görüyorum.

Kutsal adına verdikleri mücadele daha baştan kullandıkları araçlar üzerinden piyasa tarafından satın alınmıştır.

Karşılarına düşman olarak aldıklarının sadık hizmetçileri olmuşlardır.

Kutsalları, iktidar ve güç olma adına en kutsal yerinden yaralanmış, öldürülmüştür.

Var olduğunu iddia ettikleri kutsal da herkes için bir zulme dönüşmüştür.

Sözüm ona en kutsal savaşı yürüten şu IŞID denilen örgüt, kullandığı araçları nereden temin etmekte, bunun için kaynakları nereden bulmaktadır?

Ortadoğu’nun Müslümanları, sözüm ona kafir ilan ettikleri ülkelerin ürettikleri silahların, askeri teknolojilerin ithalatçılarıdır.

Müslüman ülkeleri silahlanmada açığa düşüren, üretici ülke olmamaları ile gayri safi milli hâsılalarından en çok harcama yapan ülkeler olmasıdır.

ABD İstihbaratının yayınladığı raporlarda toplam gelirinden en çok savunma harcaması yapan ilk on ülke nedense hep Müslüman ülkelerdir. Ve bu ülkeler bu silahları kendi iç savunmalarında kullanmaktadırlar. Irak Hükümeti ABD’den IŞID’e karşı kullanmak üzere çok sayıda Helikopter, Uçak aldı. IŞID’ın kullandığı silahların da en önemli kaynağı ABD.

İşte bu tabloda kazanan hep ABD olmakta veya diğer silah satan ülkeler.

Sözüm Davutoğlu’nun halesine girmiş olan gençlere:

Ey gençler, kutsalınıza sonuna kadar sahip çıkın ama önce kutsal adına yürüttüğünüz mücadele de kullandığınız araçlara odaklanın, bilin ki onu siz üretmiyorsanız, bu satranç tahtasında piyonsunuz be kardeşim.

Ağzınızdan Allahın kelamı dökülse de öylesiniz, dökülmese de!

Kutsalınızı kutsal olmaktan çıkaran da bu haliniz.


İlgili yazılar

Sessizlik Kimseyi Umutsuzluğa Düşürmesin

3 yıl önce Türkiye’de Cumhuriyet tarihinin en büyük sivil isyanı yaşanmıştı. Adım adım bugün artarak devam eden faşizme ilk uyarıydı

Tacizci onlar utanan kadınlar

Dünyanın hangi ülkesi kadınlar için daha güvenlidir bilmiyorum. Ben beni biliyorum. Henüz lisedeydim. Bir gün okula geç kalmıştım. Telaş içinde

BİTMEYECEK VATAN AŞKININ ADIDIR FENERBAHÇE….

Ankara Fenerbahçeliler Derneği’nin Anıtkabir’e  düzenlediği  “Türkiye için adalet, Fenerbahçe için adalet” yürüyüşü Türkiye’nin gündemine barışı, yurtseverliği, birliği  sevgiyi; vatan satıcılarının

Bir Cevap Yazın