Özür ve yeniden merhaba

Yakınplan.com’da yazmayalı,

nacizane duygularımızı,

düşüncelerimizi paylaşmayalı 4 ay olmuş.

Uzun zaman.

Hiç sizin de başınıza geldi mi?

Peş peşe gelişen olaylar,

alınan yenilgiler,

artan umutsuzluklar…

Güvendiğiniz dağlara yağan karın eksik olmaması,

sürekli hayal kırıklıkları, kızgınlıklar.

“Nereye gidiyoruz” sorusuna verdiğiniz yanıtların karşısında,

“Yazıklar olsun, ne haliniz varsa görün” duygusuna kapılmanız.

Sonrasında da bir boş vermişlik, içine kapanma.

Biz bu duyguları yaşadık

Ancak bu süre içinde,

site için canını dişine takmış,

gecesini gündüze katan,

Sami Gökçe’ye karşı duyulan mahcubiyet,

başka bir duygu.

Çünkü, bu sitenin doğuşunda bulunmuşluk,

emeklemesine katkı yapmış olmak var serde.

Sözü daha fazla uzatmayalım,

özrün kabulünü rica ederiz.

Peki hangi duygulardı bizi bu ruh haline sokan?

Kısaca özetleyelim.

12 yıldır bir ülke bu kadar mı değişir, dönüşür?

insanlar nasıl bu kadar nankör, çıkarcı, değer bilmez olabilir?

Yobazlık, bağnazlık, gericilik,

ölümcül bir virüs gibi toplumu nasıl bu kadar kısa bir sürede sarabilir?

Bir millet, özünü, atalarını, verilen savaşları,

çocuklarına ve torunlarına güzel bir ülke bırakmak için

ölen şehitlerini bu kadar kolay satabilir?

Ata’sına, cumhuriyetine, elindeki değerlere

niçin ihanet eder?

Evet biliyoruz, bu bir savaş.

Cumhuriyeti kuranlarla,

emperyalizmin kucağına oturup isyanlar çıkaran,

hilafet, saltanat isteyenlerin.

Devrimcilerle gericilerin,

çağdaş yaşamdan yana olanlarla yobazların,

kadın-erkek eşitliğine inananlarla kadınları eve kapatmaya çalışanların,

düşünen, sorgulayan özgür birey yaratma anlayışıyla,

kul ve köle olmaya hazır,

çobanın her dediğini yapacak topluluk isteyenlerin savaşı.

Kabaca özetlersek;

okullarda andımız, resmi kurumlarda T.C. kaldırıldı.

Atatürk toplumun benliğinden ve kalbinden silinmeye çalışıldı,

büstleri yakılıp yıkıldı.

Ay yıldızlı bayrak direklerden indirildi.

Eğitim gericileştirildi, türban nereyse ana okullara indi.

Laiklik ayaklar altına alındı,

toplum 50’ye ayrıştırıldı, vatanın bölünmesine ramak kaldı.

Terör örgütü lideri ‘şeref konuğu’ gibi ağırlanıyor,

akıl alınıyor, ülkenin geleceğini şekillendiriyor.

Ülke, “yurtta sulh cihanda sulh” temel ilkesini bıraktı,

savaşın eşiğinde.

Ordu, teröristlerin karşısında sinmiş, pısmış.

Velhasıl, ‘Türk Milleti’, ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ yok ediliyor.

Söylenecek çok şey var ama,

en acısı nedir bilir misiniz.

Tutunacak tek dal,

sığınacak tek kale kalmadı.

Efendim, CHP mi?

Hadi canım sen de.


İlgili yazılar

İYİ BİR ŞEY VAR MI ORALARDA

BÖYLE BABA İSTEMEYİZ Birkaç gündür tatile çıktığı iddia edildiği için sesini duymuyorum. Sanki o konuşmayınca içime bir huzur doluyor. Konuştukça

Dünden günümüze değişenler!

Toplumu oluşturan bireylerin birlikte yaşadıkları ortak yaşam alanlarında sözlü veya sözlü olmayan yazılı veya yazılı olmayan kurallar vardır. Bu kuralların

Ortadoğu karmaşası

Yıl 2002 ABD’de de İkiz Kulelere düzenlenen terör saldırısı sonrası ABD Irak’a girmeye karar verdi ve Ortadoğu’da kaosun, bitmeyen savaşın

Bir Cevap Yazın