PARANIN TARİHİ VE ŞEYTANLA İŞBİRLİĞİ

Para; insanlık tarihi ile başlamasa da günümüz için çok önemli bir değer. Yaşamın her alanında insanın ihtiyaçlarını karşılayan değişim aracıdır.

Para icat edilmeden önce, deniz kabuğundan kıymetli metallere kadar çeşitli mallar değişim aracı olarak kullanılmıştır. Tarihi kayıtlara göre, M.Ö. 118 yılında Çinliler deri para kullanmışlardır. İlk kâğıt para ise M.S. 806 yılında yine Çin’de ortaya çıkmıştır.

İlk kâğıt paranın 1690’lı yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde Massachusetts Hükümeti, İngiltere’de ise “Goldsmiths” ler tarafından basılmıştır.

Kısaca; para yabancı bir konu değildir. Para ile ilgili her insanın aklına takılan binlerce soru ve cevabı vardır.  Sanayi devrimine kadar çok önemli olmayan para, sanayi devrimiyle birlikte ülkelerin güç göstergesi oldu. Sadece ülkelerin mi? Tabii ki hayır insanlar parayla her şeyi satın alabileceğine inandı. Öyle ki kimi zaman insanları bile satın aldılar. Kölelik döneminde insanların satılmasından bahsetmiyorum. Parayla satılan ve hatta kendilerini “çağın insanı” olarak ilan edenlerden ve toplumlardan bahsediyorum.

20. yy sonlarından başlayarak insan hayatını tümden esir alan para, nasıl oldu da insanı satın alabilecek güce ulaştı? Veya insanın bir parasal değeri ne zaman ortaya çıktı. Teknoloji devrimi beraberinde kültürel devrimi getirdi. Bu iki aktör ekonomi ve insan ihtiyaçlarının sınırsızlığını keşfetti. Özellikle ikinci Dünya savaşından sonra emperyalizmin güçlenmesi ve ekonomik anlamda zayıf olanlara yaşam hakkı tanımadı. Teknolojinin gelişimiyle birlikte paranın insan ihtiyaçlarını sınırsız karşılaması parayı ön plana çıkardı. Özellikle son yılların ahlaksal çöküşü ve benmerkezci yaklaşımı paranın önemini çok arttırdı.

Birçok ülkede devlet eliyle kumar teşvik edildi, şans oyunları oynatıldı. Tabii devlet burada insanların ahlak dışı olaylara karışmaması için ihtiyaç duyulan parasal hayalleri süslemek istedi belki. Ancak insanoğlu kumar ve kumardan gelecek parayla hayal kuramayacak kadar sabırsızdı.

Ahlaki çöküşün hızlandığı toplumlarda insanlar kendi makam ve güçleri oranında yapmak zorunda oldukları görevi ve bu görev için aldıkları yasal paraların dışında -ki bu rüşvettir- bir bedel karşılığında yapmaya başladılar. Kültürel devrimle başlayan ihtiyaçların sınırsızlığı, gelişen teknoloji, moda ve elektronik eşyaların tüm hayatımızı kuşatması ve normal yollardan kazanılan paraların bu ihtiyaçları karşılayamaması insanoğlunu bu ahlak dışı davranışlara taşıdı.

Peki, para her şeyi satan alabilecek bir güce sahip mi?

Kişiden kişiye göre değişen soru olmasına rağmen her insanın öleceği garanti! Peki, ölülerin paraya ihtiyacı var mı?

İşte bu sorunun cevabı yok!

Fakat paranın şeytanla işbirliği olduğu sürece insanoğlunun maddi dünyaya bağlılığı hiç bitmeyecektir.

Şeytanı tanıyan insanlar hariç…


İlgili yazılar

Tayyip’in korkulu rüyası!

Kimileri seslendirmekten özenle kaçınsa bile toplumun genelini önemli kertede kapsayan bir eğilim ortaya çıkmaya başladı. O da, muhalefetin çatı adayının

Ekonomide Büyüklere Masallar

Sosyal bilimlerde ve özellikle de iktisat biliminde çok bilinen söz şöyle der: “Üç türlü yalan vardır. Yalan, kuyruklu yalan ve

Diktatörlerin sonu!

“Ey bir adamı korumak ve hürriyete kavuşturmak için yalnız teneffüs hakkı veren kanun masalı! Ey tutulmayan vaatler, ey sonsuz muhakkak

Bir Cevap Yazın