RABİA ÖĞRETMENİ KİM ÖLDÜRDÜ?

Soru mu bu da?

Kim olacak, Nezire Merzeci Ortaokulu’nda 8. sınıf öğrencisi H.K. (14) öldürdü.

Üstelik karnından bıçaklayarak. Hiçbir yan delil aramaya gereksinim bırakmayacak kadar kusursuz bir cinayet var ortada.

Eğitimin masalcı başı cenaze törenine katılmış, orada birkaç kelam etmiş. Hazreti Peygamberin şu sözünü hatırlatmış, “bir insanı öldüren insanlığı öldürür” demiş.
Böylesine kusursuz bir sözün masalcı başının ağzından çıkışı ne yazık ki bütün kusurların örtülmesinin emri gibi duruyor.

Bu söylediği sözden kaynaklanmıyor, yanlış yerde doğru şeyi söylemekten kaynaklanmakta. Evine hırsız girmiş, değerli eşyaları çalınmış insana “hırsızlık kötüdür” demekle aynı mantık örgüsüne sahiptir bu cümleler. Bu bir şekilde hırsızın bulunamayacağı, çalınan malın geri gelmeyeceğini anlatır. Ve ne yazık ki gerçek karşısında masal anlatmaktır böylesi bir söz. Masalcı başının diğer sözleri de aynı içeriktedir ve kendisine hayli yakışmaktadır.

TV kanallarına önerim Masalcı başını kaçırmayın. 9,30 da uyku öncesinde masal anlatmada size reyting yaptırabilir. Çocuklarınızı kendisinden korumanız şartıyla!

Şimdi biz masalcı başını unutarak Rabia öğretmenin ölümü üzerine düşünelim.

Unutmayalım ki her zaman bildiğimiz şey bildiğimiz gibi olmayabilir.

Basına yansıyan bilgilere göre HK’nın Rabia öğretmeni öldürmesinin nedeni sınıfa geç geldiğinde öğretmeninin kendisinden nöbetçi müdür yardımcısından geç kâğıdı getirmesini istemesi, öğrencinin buna direnmesi ve aralarındaki tartışma… Masalcılara bakılırsa Rabia öğretmen, HK’ya kötü davranmasa, biraz hoşgörülü olsa HK bunu yapmayacaktı.

Oysa Rabia öğretmenin öldürülmesi bu noktadan başlamıyor. Asıl bundan önce başlıyor. Katili de ne yazık ki sadece HK, değildir. Hatta HK’yı bu yaşta hapishane gönderenler de başkalarıdır.

Basına yansıyan bilgilerden HK ile Rabia öğretmen arasındaki tartışmanın hangi saatte olduğunu öğrenemedim. Rabia öğretmen geç kâğıdı istediğine göre günün ilk dersi olmalı.

Okullarda sabah saatlerinde süresi Öğretmenler Kurulunca belirlenen bir geç kalma özrü vardır. Bu genellikle 5 yada 10 dakika olur. Okulun bulunduğu yer, öğrencilerin okula gelirken kullandıkları araçlar ve yolun durumu dikkate alınarak hesaplanır. Bu süre geçtiğinde okulun kapıları kapatılır. Bahçe nöbetçisi öğretmen geç kalanları içeri alır, onları doğruca nöbetçi müdür yardımcısına gönderir. Nöbetçi müdür yardımcısı kendilerine geç kaldığına dair imzalı bir belge verir ve onlarda doğruca sınıflarına giderler. Öğretmen de onları derse alır.

Oysa Rabia öğretmenin okulunda bu uygulama yapılmamıştır. Öğrenci, elini kolunu sallaya sallaya sınıfa gitmiştir. Ne bahçe nöbetçisi öğretmen, nede kat nöbetçisi öğretmen tarafından kendisine müdahale edilmemiştir.

İşte Rabia öğretmenin ölümüne sebep olan HK’yı hapishane gönderen ilk suç ekibi bahçe ve sınıfın bulunduğu kat nöbetçisi öğretmen ile o günkü müdür yardımcısıdır.

İkinci suç ekibi bu üç öğretmenden daha kalabalık ve yıkıcıdır. Onların da bu suçu işlemelerine zemin hazırlayanlardır.

Okul yönetimi ciddiyet ister.

Okul yönetimini, pedagojik ilkelerin dışına çıkartan onları para bulma görevlisine indirgeyen, herkesi memnun etme anlayışına mahkûm edenler ve onların etkisiyle bel kemiğini plastik haline getirmiş yeni yönetici tipleri; ciddiyeti, işini yapmak yerine asık suratlılık olarak tanımladıkları için bizim bu sözümüze hemen saldıracaklardır. Varsın öyle yapsınlar.

Belirlenmiş her kural geçmişteki deneyimlerden süzülerek konmuştur. Bir kural değiştirmek isteniyorsa o kuralın oluşmasına neden olan bilginin çürütülmesi, geçersizliğinin ortaya konması gerekir. Bu yapılmıyorsa kural mutlak olarak uygulanmalıdır.

Cinayetin ikinci ekibinin kimlerden oluştuğunu bulabilmemiz için HK hakkındaki bilgiler üzerinden hareket etmemiz, bunları gözden geçirmemiz gerekir.

Anlaşılıyor ki HK, sorunlu ve zor öğrenci grubuna giriyor. Bu tür öğrenciler eğitim literatüründe “uyumsuz çocuklar” başlığı altında ele alınır. Bizim eğitim sistemimizde özellikle de liselerde en başarışız olduğumuz alanlardan biri bu çocukların tespiti ve bunlara yönelik profesyonel destek birimlerinin olmamasıdır.

Bizde işler şöyle yürür:

Öğretmen bir sorunlu öğrenciyi tespit ettiğinde rehber öğretmene ve okul yönetimine başvurur. Onlar ise genellikle öğretmene, ona karşı hoşgörülü olması ve kendisini sevdirmesini öğütlerler. Öğretmen sorundan bahseder ama kendileri daha fazla sorunlu olan birimler, öğüt verirler.

Elbette bu işler karikatürize ettiğimden biraz daha karışıktır. Çünkü okul idarecilerine ve rehber öğretmenlerde benim psikolojizm hastalığı dediğim bir anlayış egemendir. Bu anlayışın temel özelliği, öğrencinin sorunlu olması değildir. Öğretmenin onun karşısında ne yaptığıdır önemli olan. Bu aptalca bakış açısı eğitim ortamında öğrenci merkezli anlayış ve özgürlük kavramı üzerinden teorize edilir. Üçüncü sınıf beyinlere yazılmış kişisel gelişim kitapları ile son moda saçmalıklara dayalı işletme yönetimi kitaplarından beslenen bir anlayıştır bu. Neoliberalizmin okullara yansımasıdır.

Öğretmen öğrenci ilişkisi sevgi+sorumluluk ilişkisiyle başlar ve genellikle ilköğretimin 4. sınıfından itibaren bu kavramlar yer değiştirir. Sorumluluk+sevgi üzerinden devam eder. Lise ve üniversite eğitiminde sevgi tümüyle öznel bir ilişkiye dönüşür. Psikolojizm hastalığı ise lisede olsun üniversitede olsun okulda ısrarla sevgi arayışına düşer. Sorumlulukların yerine getirilmesinin temel motivasyonu olarak sevgi arayışına girer. Bol bol öğrencilere hangi öğretmenleri seviyorsunuz gibi dangalakça sorular sorarlar.

Hâlbuki bir lise öğrencisiyle öğretmeni arasındaki ilişki karşılıklı sorumlulukların yerine getirilmesi esasına dayanmalıdır. Sevgi zaten bu ilişki içerisinde kendiliğinden oluşacaktır.

Konumuz bağlamında HK, uyum sorunu yaşayan ortaokul son sınıf öğrencisidir. Sorunlu olduğu okul yönetimince tespit edilmiştir. Ne var ki tespit edilen soruna çözüm üretilememiştir.

Örneğin HK’da gözlenen sorunlar basına yansıdığı biçimde,”kabadayılık ve zorbalık, otoriteye karşı direnme, başkalarına karşı kendini savunma, yalan söyleme”dir. Okul yönetimi bu davranışları sorun olarak gördüğüne göre bu davranışları süreklilik gösteren biridir.

Bu tür davranışlar süreklilik gösterdiğinde yapılması gereken bellidir. Öğrenci için okulun profesyonel destek alması gerekir. Ne yazık ki bizim okullarımızda olmayan da budur.

Çünkü HK’nın bu davranışlarının bütün nedenlerinin ortaya konması ve ona göre bir yol alınması gerekir. Eğer bu yapılmış olsaydı Rabia öğretmen görevinin başında HK ise başarılı bir öğrenci olarak okulunda olacaktı.

Bir daha başlıktaki sorumuzu soralım Rabia öğretmeni kim öldürdü?
***

Okulu kendi disiplin anlayışından sokağın, kafeteryanın disiplin anlayışına çevirip, üzerine şirket kültürü ilave edenlere Rus şair Yevtuşenko’nun “Gençlere Yalan Söylemeyin” şiirini armağan edelim.

Gençlere Yalan Söylemek Yanlıştır

Gençlere yalan söylemek yanlıştır.
Yalanların doğru olduğunu göstermek yanlıştır.
Tanrı’nın gökyüzünde oturduğunu, ve yeryüzünde
işlerin yolunda gittiğini söylemek yanlıştır.
Gençler anlar ne demek istediğinizi. Gençler halktır.
Güçlüklerin sayısız olduğunu söyleyin onlara,
yalnız gelecek günleri değil, bırakın da
yaşadıkları günleri de açıkça görsünler.
Engeller vardır deyin, kötülükler vardır.
Varsa var, ne yapalım. Mutlu olamazlar ki
değerini bilmeyenler mutluluğun.
Rastladığınız kusurları bağışlamayın,
tekrarlanırlar sonra, çoğalırlar,
ve ilerde çocuklarımız, öğrencilerimiz
bağışladık diye o kusurları, bizi bağışlamazlar.

Not: Uyumsuz çocuklar konusundaki görüşlerimin temel dayanağı Prof. Dr. Doğan Çağlar’ın “Uyumsuz Çocuklar ve Eğitimi” kitabıdır.


İlgili yazılar

GEZİ NE İŞE YARADI

Bunca zaman geçti, anlamıyorsunuz. Kimse kendi aklıyla sokağa çıkıp bir şeylere karşı çıkamazmış gibi hala dış mihrak arıyorsunuz. Türk halkının,

SEÇMELİ AYRIMCILIK

Hükümet kavga gürültü ve tehdit altında kesintili eğitim yasa tasarısını geçirdi. Bu arada MHP ile AKP el ele vererek, en

Henüz cenaze yıkamak nihai hedef değildi

Mişli geçmiş zamanlardı.. henüz cenaze yıkamak, biz gençlerin nihai hedefi değildi. O zamanlar istikbal göklerdeydi… İlerde ne olacaksın dediklerinde herkes

Bir Cevap Yazın