Seçilse de kaybetti seçilmese de

Cumhurbaşkanlığı seçimine az bir süre kaldı.

Adaylar, nerede akşam orada sabah çalışmalarını sürdürüyorlar.

Birbirlerine söyledikleri yenilir içilir gibi değil.

Seviye yerlerde sürünüyor.

Eşit olmayan bir yarışta kimi adaylar bol kepçe atıyorlar.

Yalan, şantaj, karalama gırla gidiyor.

Dışarıdan izleyenler, “böyle olur Türkiye’nin seçimi ” diyorlardır. Bir kaç gün sonra seçim yasakları başlar, o zaman yazma olanağımız ortadan kalkar.

Adaylardan bir tanesi; freni patlamış yokuş aşağı giden  kamyon gibi. Önüne gelene çarpıyor, deviriyor, yakıyor, yıkıyor. Hırsı aklını aşmış, habire saldırıyor.

Bu davranış biçimi incelendiğinde bir korkuyu barındırdığı ilk bakışta anlaşılıyor.

Neden korkması gerekiyor? Çünkü, seçilse de seçilmese de kaybedeceğini biliyor.

Seçilirse, partinin denetimini bir süre sonra yitirecek. Etkinliği kalmayacak. Önemi azalacak. Ona değer verenler bir bir kopacaklar. Şimdiki gibi kabadayılığı para etmeyecek.

Seçilmezse, üçüncü dönem şartına takılacak. Siyasete ara vermek zorunda kalacak. Bu belki de onun zorunlu izne çıkmasına neden olacak.

Hani bu seçim, Türkiye için ” iki ucu pis değnek” diye yorumlanıyor ya… Aynen, freni patlamış için de böyle olacak.

Aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık…

Bir yol ayrımında.

Bu yol ayrımı inanın O’nun bitişine neden olacak.

Belki o zaman Türkiye rahatlayacak. Nefes alacak.

Bu aşamada hiç kimse “ben belirlenen adayı beğenmiyorum” deme lüksüne sahip değildir.

Önemli olan ülkenin uçurumun kenarından kurtarılmasıdır.

Yurtseverlerin böylesine önemli bir görevi vardır bu seçimde.

Yurtseverlerin bu görevi yapacaklarına inanıyoruz.


İlgili yazılar

Neyin Saltanatı…

Son günlerde yaşanan olaylar üzerine yeniden Nutuk’u okumaya başladım. İlk satırından itibaren kendimi Cumhuriyet Halk Partisinin 2. Büyük Kurultayında TBMM

GENÇLİĞE HİTABE’Yİ YENİDEN OKUMAK

Ortadoğu, tıpkı Amerika’nın istediği şekilde, Amerika’nın çıkarları doğrultusunda, planlarına uygun şekilleniyor. Bizimkiler ise bir ‘eşbaşkan’ olarak taşeron rolünü ‘takdire şayan’

HEEYYOOO ANNNEEEE…

Bugün öyle damardan bir yazı yazıp seni ağlatmak istemiyorum. Hüzün bulutları kaplamasın evimizi, ocağımızı zira o bulutların yağdırdığı yağmurlarda çok

Bir Cevap Yazın