Sözde Gazeteci Ve Hurufilik!

Ulusal Kanal’da; geçmişi karanlık, onlarca yıldır basın dünyasından tanıdığım, yazdığı birçok
yazıda o konuyla ilgili temel bilgilere dahi sahip olmamasına rağmen, bir uzman edasıyla ortalığı kasıp
kavuran ve hemen hemen herkesin ‘yalaka’ olarak nitelendirdiği, şimdilerin ulusalcısı, ipi sapı belli
olmayan gazeteci bozuntusu;
Azerbaycan’da 1340’lı yılların başında doğduğu sanılan Şihabüddin Fazlullah’ın fikirleriyle
hayat bulan, insanı konuşan Tanrı ‘Kelamullah-ı Natık)’ olarak gören; dünyanın, ahıretin kısacası
herşeyin temelinin insan olduğunu söyleyen Hurifilik ile hırsız, emperyalist uşağı, insanlık düşmanı
olan Fettullahcıları eş tutarak kendi cahilliğine yakışır yorumlar yaptı.
Orta Asya’da başlayıp Andaolu ve Balkanlar’da sürdürülen inanç mücadelesini ve bu inancın
temsilcilerinin Fatih Sultan Mehmet döneminde katledilmesini kutsayıp bu inanç hareketini, “Feto”
hareketiyle özdeşleştirdi. Ağzından salyasını akıtarak zehrini kustu. Devleti korumak adına yüzüne
taktığı vatanseverlik maskesiyle Alevilere de saldırmış oldu. Çünkü Hurifilikte savunulan düşünceler
tarih boyunca Aleviler tarafından savunulmuştu.
Yalaka gazetecinin örümceklenmiş beynindeki Alevilere düşmanlık kalıntılarını anlamak için
geçmişe dönüp Fatih Sultan Mehmet’in tahta gelişine bir bakalım.
1451 yılında iktidara gelen II.Mehmet katliamlarına henüz süt emen kardeşi Ahmet’i
boğdurak başlamıştı. İstanbul’un alınmasında büyük rol oynayan Türk kökenli veziri Çandarlı Halil
Paşa’yı öldürerek katliamına devam etmişti. Oysa, İstanbul’un alınışın arifesinde 29 Mayıs günü
karadan ve denizden yapılan saldırılarla birlikte önce dervişler (Alevi- Bektaşi, Hurufi ) kafirlerle
savaşmışlar bunların büyük bir kısmı Bizans topçularının ateşiyle öldürülmüşlerdi.
İstanbul’un alınmasını yöneten ve Türk olan Çandarlı Halil Paşa Konstantin ile işbirliği içinde
olduğu öne sürülerek tutuklanarak Edirne zindanlarına atılmıştı. Daha sonra Yeniçeri Ağası Doğan
Bey’le birlikte öldürüldü. Çandarlı Halil Paşa’nın malına mülküne Fatih el koydu. Çandarlı Halil
Paşa’nın yerine Yunanlı bir kadının oğlu olan Sırbistanlı Mahmut Paşa, vezir-î azam seçildi.
Devletin güvenliği için padişaha fikirlerini sunan ve yanlış olduğunu düşündüğü yerlerde
uyarılarda bulunan ve halk arasında büyük bir saygınlığa sahip olan Çandarlı Halil Paşa’ yı ve diğer
tecrübeli Türkleri öldüren ve saraydan kovan Fatih, etrafında kendisine yalakalık eden Türk dışı
unsurları toplamıştı. Osmanlı Devletinin yönetiminden Türkler, uzaklaştırılınca, Türklerin sosyal ve
ekonomik durumlarını değerlendirebilen, gerektiğinde padişahı bu doğrultuda uyarabilen, iş bilir
cesaretli devlet adamlarının yerine, Türk dışı ‘evet efendimci’ yöneticiler egemen olmaya
başlamışlardı. Artık, Rum Zağanos Paşa ve Rum Mehmet Paşa ve kaptan paşalığa getirilen Yunanlı
Yunus Osmanlının iplerini ellerine almıştı.
Osmanlılar, Karamanlıların egemen olduğu bölgeler üzerine seferler düzenleyerek zulüm ve
katliamlar yapıyor, Fatih Sultan Mehmet, Konya’yı aldığında, esir alınan tüm Karamanlıların
öldürülmesi emrini veriyordu.
Fatih Sultan Mehmet, Hıristiyanlıktan Müslümanlığa geçen Rum Mehmet Paşa’ya: “Var,
Karamanoğlu’nu o memleketten sür, çıkar” demişti. Lârende’ye (Karaman) gelen Rum Mehmet Paşa,
mescitleri ve medreseleri yakıp, yıkıp, yok etmiş: kentin kadınlarını ve oğlanlarını soydurup, çıplak
bırakmıştı.
Konya’nın, Aksaray’ın ve Karaman’ın halkından pek çok insanı İstanbul’a zorla sürgüne
gönderilmiş, İstanbul’daki Aksaray semti bu bölgeden gelen insanlar tarafından kurulmuştur.
Konya ve Karaman civarlarında taş üstünde taş bırakmayan Rum Mehmet Paşa, Fatih’in Yunanistan’ı
almasını kastederek, Yunanistan’da Osmanlı ordusunun Yunanlılara yaptığı uygulamaların aynısını
kendisinin de Larende’de yaptığını, bu şekilde Yunanistan’da yapılan hasarın intikamını aldığını
söyleyecek kadar kendine güvenebiliyordu.
Türklüğe karşı beslediği kini katliamlarıyla gösteren Fatih Sultan Mehmet’in kana doymamış
oğullarından Şehzâde Mustafa’yı da boğdurarak öldürmüştü.
Fatih Sultan Mehmet Zeynî Tarikatı’nın Türkiye‟ye girmesini sağlamış, Nakşîbendî Tarikatı da,
Fatih Sultan Mehmet döneminde Türkler arasına yerleşmişti. Fatih Sultan Mehmet yenilikçi bir
padişah gibi görünse de pozitif bilimlere ve güzel sanatlara karşı olan Zeynî ve Nakşîbendî şeyhleri ile
olan ilişkileri dikkat çekiciydi.
Fatih Sultan Mehmet, Sünni inanış karşıtı olan düşüncelere ve inanışlara karşı acımasız bir
tavır sergilemiş, namazı terk edenler için dayak ya da para cezası verilmesi için fermanlar
yayınlamıştır.
Fatih Sultan Mehmet Türklerin Orta Asya gelenekleri doğrultusunda sürdürdüğü Nevruz
kutlamalarını yasaklamış, Türk halkının Kerbela şehitlerini andığı gün olan “Matem-i Hüseyin”i
yasaklaması da dikkate değer bir uygulamalardandı .
Sen bunları biliyor musun ey gazeteci bozuntusu? Muhtemelen bilmiyorsun! Ya da bildiğin
halde işine gelmediği için yazmıyor, söylemiyorsun.
Fatih Sultan Mehmed; Hurufilerin, sayıların ve harflerin cazibesiyle hükümdarı bile
etkileyerek, saraya sızmak ve devlet işlerine müdahale ettikleri iddiasıyla Vezir Mahmud Paşa ve din
âlimlerinden (!) Fahreddin-i Acemi’den ‘kâfir oldukları’ gerekçesiyle Hurufiler’in canlarının alınması
için fetva çıkarttı.
Edirne’de büyük ve birkaç bin kişiyi içine alabilecek büyük bir çukur kazdırıp ateş yaktıktan
sonra göge yükselen alevlerin için binlerce kişiyi atarak yaktılar Fahreddin-i Acemi’nin tekbir getiriyor
askerler, elleri kolları bağlı binlerce kişiyi ateşe atıyordu. Binlerce Alevi- Bektaşi- Hurufi diri diri ateşte
kavruluyordu. Genzi yakan yanık et kokusu ve duman saatler boyu devam etmişti. Yakılanların
suçları Alevi- Bektaşi –Hurufi olmaktı. İnsan “Konuşan Kur’an”dır (Kur’an-ı Natık) diyenleri yok
ettiklerini sanıyorlardı.
Sen Madımak’ta yananları hatırlıyor musun gazeteci bozuntusu?
Aleviliğin piri Balım Sultan Hurûfî inançlarını şöyle ifâde eder.
İstivayı gözler gözüm
Seb’a’l-mesânîdir yüzüm
Ene’l-Hakk’ı söyler sözüm
Mi’racımız dardır bizim
Haber aldık muhkemâttan
Geçmeyiz zat û sıfattan
Balım nihân söyler Hak’tan
İrşadımız sırdır bizim
Alevi ozan Pir Sultan Abdal ise Hurufiliğini, şöyle belirtir.;
Benim uzun boylu servi çınarım
Yüreğime bir od düştü yanarım
Kıblem sensin yüzüm sana dönerim
Mihrabımdır kaşlarının arası’
Hurufiliğin 1394’te de Fazlullah’ın kafası kesilmiş, derisini yüzüldükten sonra cesedini ip
bağlatarak pazarda dolaştırdı, etini köpeklere yedirildikten sonra vücudundan kalan parçalar bütün
ateşe atılarak yakılmıştı.
Sen bunu bliyor musun yalaka ?.
Hurufîliğin halifelerinden Nesimî de, derisi yüzülerek öldürülmüştür. O da der ki;
Gah çıkarım gökyüzüne
Seyrederim alemi
Gah inerim yeryüzüne
Alem seyreder beni
Ulusal Kanal’da ele geçirdiğin köşende; zaman zaman cehaletini, kim bilir Aleviliğe olan kinini
kusuyorsun. Vatansever postundaki düzenbaz şunu unutma!
Aleviler geçmişte ve günümüzde asla vatan haini olmamışlardır. Senin geçmişteki bir olayı
örneklendirerek Hurufileri Feto benzeri olarak nitelendirmen senin soysuzluğunun bir göstergesidir.


İlgili yazılar

Muharrem İnce’ye neden saldırıyorlar?

Muharrem İnce’nin herkesten uzak bir yerde tatil yaparken bira içmesini ağızlarına dolayanların derdinin din ve dine dair değerler olmadığı çok

OKULLARDA SÜT DAĞITIMI

Okullarda süt tüketiminde yaşanan zehirlenme olayı, bize birkaç konuda ders vermektedir. Birincisi, çocuklarımızın sağlıklı beslenmelerinin bu tür kampanyalarla yapılmasının ne

Aldatıldım diyerek sorumluluktan kaçamazsın!

Güner Yiğitbaşı Tayyip Bey, Harp Akademileri Komutanlığında yaptığı konuşmayla, bir zamanlar cemaatle bilerek ve isteyerek oluşturduğu koalisyon ve işbirliğini perdelemek,17/25

Bir Cevap Yazın