SÜRGÜN TÜRKÜLERİ SÖYLER KARADENİZ…

“Bu deniz (Karadeniz) en çok bize kara deniz” cümlesini ilk duyduğumda içimden bir şeyler akıp gitmişti denize.

150 yıla varan bir acının en güzel ifadesiydi bence bu cümle. İlk kim söylemişti, ne zaman söylemişti bilmem. Ancak, yıllardır beni bundan daha fazla duygulandıran bir cümle söylenmedi.

Rusya’nın yüzyıllardır süren sıcak denizlere ulaşma hevesinin sonucu kaç insan can verdi, kaç insan köklerinden koparıldı kimse bilmiyor. Ben en az 1,5 milyon Çerkesin, sürgünün ve soykırımın en acımasızına maruz kalarak Anadolu topraklarına, o zamanki Osmanlı’ya ulaştığını, en az bunun kadar insanın da yolda can verdiğini biliyorum. Bizler, kucağında ölen bebeğinden ayrılmamak için onunla birlikte kendisini Karadeniz’in karanlık sularına bırakan annelerin dramını dinledik masal gibi.

Karadeniz’in kıyısında yeniden kök saldıkları halde, o anlara tanıklık edenler bir daha balık koymadı sofralarına.

Annannem bir sürü kahramanlık masalı anlatırdı uyutmak için torunlarını (Nartların destanları), bilmezdik o zaman o kahramanlık hikâyelerinin aslında yaşanmış gerçekliklerden esinlendiğini.

Çerkesler, Kbaada vadisini kanlarıyla suladıktan sonra, vadinin adı Rusya tarafından tarihe tanıklık etsin diye sanki Krasnaya Polyana yani Kızıl Çayır olarak değiştirilmiştir. Kbaada’da 21 Mayıs 1864’te Rusya zaferini ilan ettikten sonra Çerkesler, sırtlarına alabildikleri ne varsa alıp göç yoluna, ölüm gemilerine doğru yola çıkmışlardı.

Şimdi Kbaada Vadisinde, Çerkeslerin 300 yıl boyunca kan akıtarak kaybettiği, soykırıma uğradığı o topraklarda büyük bir aymazlıkla, 2014 Kış Olimpiyatları yapılacak. Soçi’de inşa edilen olimpiyat tesisleri Kafkasya’nın kadim halkı Çerkeslerin atalarının mezarları üzerinde yükseliyor.

UNESCO’nun ‘koruma alanı’ ilan ettiği Kbaada vadisinin dünyamızın en önemli ekolojik bölgelerinden biri olduğu unutularak tarih ve doğa hızla tahrip ediliyor. Bir zamanlar Çerkeslerin atalarının katledildiği topraklarda şimdi bitki ve hayvan katliamı yapılıyor.

Çerkesler kararın alınmasından bu yana seslerini duyurmaya çalışıyorlar.
Her 21 Mayıs günü en çok Çerkes nüfusun yaşadığı Türkiye başta olmak üzere dünyadaki Rusya Federasyonu temsilcilikleri önünde kararlı eylemlere imza atıyorlar. Dünya kamuoyuna ve insanlığa seslenen Çerkesler 2014’e kadar seslerini duyurmak için çabalarını sürdürecekler.

Bu çağda bile Çeçenistan’da 50 bini çocuk yaklaşık 400 bin kişinin ölümünden sorumlu olan Rusya’dan Çerkeslerin adalet beklemesi ne kadar romantik olsa da Soçi 2014 tartışması Rusya ve Kafkas halklarının yeni ve temiz bir sayfa açmaları için bir fırsat olabilir.

Bunun için Rusya’nın Olimpiyatlardan önce Kbaada vadisinin kadim halkı Çerkesleri hatırlaması, kanayan yaralarını sarması, özür dilemesi gerekiyor. Çerkeslerin de aralarındaki görüş ayrılıklarını bir kenara iterek, birlik olması şart.

Hatırlayalım,bir Çerkes atasözü der ki; birlik olan sürü için kurt korkulacak şey değildir.


İlgili yazılar

Bu yıl da gelmedi komünizm, boynumuz bükük kaldı

Celal Amcam (Bayar), bu kış komünizm gelecek dediğinde ne çok sevinmiştim. Bir heyecan basmıştı, içimi dışımı… Nasıl heyecanlanmam? Sınıfsız bir

Yaşanmışlık itirafı!

O bir insan…İsmi şimdilik saklı kalsın. O’nun yaşam tutkusu inancı tesettürle bütünleştiği büyük bir kentteydi. Sosyal altyapısıyla hoşgörü kültürünün uyum

Stratejisi olmayan siyaset

CHP ve MHP’nin çatı adayları açıklanınca, toplumun çeşitli kesimlerinde büyük bir tepki oluştu. Parti tabanlarında da bu tepkiyi görmek mümkün.

Bir Cevap Yazın