TAYYİP DEMOKRASİ OTOBÜSÜNDEN İNİYOR

Terör örgütü, Tayyip’in yol arkadaşı PKK,
ülkenin bir bölgesinde polis gücünü kurdu.
Kimlik kontrolü yapıyorlar artık.
Yüzleri sarılı, siyahlar giymiş PKK’lılar,
bölgede asayişi sağlıyor!
Orada TOMA yok, asker yok, polis yok,
cop, zırhlı araç, biber gazı yok.
Emir Recep’ten.

Diyarbakır’da Tayyip’in görmezden geldiği
paçavralar, resimler dalgalanırken de yok devlet.
Devlet artık o bölgeden,
20 civarındaki ilinden çekildi.
Artık oralar Türkiye Cumhuriyeti’nin toprakları
gibi değil.
Emir Tayyip’den.

Gezi eylemlerinde çapulcuları,
vandalları imha etmek için güvenli(!) iller boşaltıldı.
Diyarbakır, Erzurum, Van’dan Ankara ve İstanbul’a,
ve daha pekçok ile Doğu ve Güneydoğu’dan
TOMA ve polis getirildi.
Emir Erdoğan’dan.

Polis hırçınlaştı, saldırdı.
Vahşetin, işkencenin en alasını yaptı.
Yetmedi, öldürdü.
Kadın-erkek, genç-yaşlı, çoluk çocuk demeden
vurdu kırdı, su sıktı, copladı, biber gazı boşalttı gözlerine.
Gencecik kıza 50 polis saldırdı,
göz çıkardı, kafa yardı.
Emir Recep Tayyip Erdoğan’dan.

İtiraf da etti:
“Polise ben emir verdim.”
“Polis Gezi Parkı olaylarında destan yazdı.”

Küçücük çocuğa tecavüz eden askerler,
eylemcileri öldüren polis,
binlerce can almış teröristler serbest bırakılırken,
bunları protesto edenler içeride.
Emir ülkenin başbakanından.

Kim bu ülkeyi yöneten RTE?

Atatürk ve laik cumhuriyet ile hesaplaşma peşinde olan,
kin ve nefret duygularıyla yetişmiş,
otoriterlik, tek adamlık, sultanlık, padişahlık peşinde koşan,
halifelik rüyası gören,
Yeni Osmanlı yaratmaya kafayı takan,
İslamiyetin son kahramanı olma hevesinde,
çağdaş dünyadan uzak,
bölen, ayrıştıran, sevgiden uzak kişilikli,
psikolojisi gerçekten bozulmuş,
her konuda karar veren,
ağzından çıkanların emir kabul edilmesini arzulayan,
müritlerinin uçurduğu bir şeyh,
kendi çıkarları için ülkeyi iç savaşa sürüklemekten çekinmeyen
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı.

Hazretleri zırvalamaya devam etmiş.
Evlere Türk ve üç hilalli,
yeşil Osmanlı bayrakları asmalıymışız.
Bayrakta simge olmamalıymış.
Yani Mustafa Kemal Atatürk’ü kastediyor.

Mustafa Kemal kadar taş düşsün başına.

“Demokrasi bir araçtır, bir otobüstür,
durağa varılınca, o otobüsten inilir”
demişti.
Anlaşılan o ki,
inilecek durağa geldiklerini düşünüyor
ve otobüsten inmeye kararlı.

Bütün göstergeler bu düşüncemizi
doğrular nitelikte.

“En tehlikeli insan;
büyük yerlere gelmiş küçük insandır”
sözünü hatırlıyoruz.

Çağrımızı ise Cervantes’in şu deyişi ile yapıyoruz:
“Adaletsizliği engelleyecek gücünüzün olmadığı zamanlar olabilir.
Fakat itiraz etmeyi beceremediğiniz bir zaman asla olmamalı.”


İlgili yazılar

Kadın!

Erkek egemen toplumumuzda sevgili kadınlarımız erkeklerden kaynaklı daha ne kadar eziyet ve çile çekecekler? Erkeklerimiz; kadınlarımızı, ne zaman, kendileriyle eşit,

Öğrenme İsteği

Öğretmenler günü ile ilgili bir yazımda değinmiştim. Hani her öğretmenler gününde tekrar etmekten hoşlandığımız, söylediğimizde öğretmeni yücelttiğimizi sandığımız Hz. Ali’nin

İşportacılık yapan bakan çocuğu

Haber; 24 Haziran 2014 tarihinde Yurt Gazetesi’nde çıktı. Haberin Avrupa kaynaklı olduğunu düşündüm önce. Çünkü çok sık karşılaşıyoruz Avrupa’dan ve

Bir Cevap Yazın