TAYYİP-ÖCALAN İNTİKAM KARDEŞLİĞİ

1 Mart 2013’ü unutmayın.

Demokrasi, barış, kardeşlik diyerek
bölünme tohumlarının atıldığı,
Amerika’nın BOP projesinin
en önemli dönüm noktası olan
Büyük Kürdistan’ın Türkiye ayağının da
tamamlandığı gün.

Türk-Kürt kardeşliğinin
arasına kalleşliğin sokulduğu gün.

Diyarbakır’da Öcalan posterleri,
terör örgütünün sözde bayrakları eşliğinde
maskeli-silahlı teröristlerin kürsüye çıkıp meydan okuduğu,
Devletin olmadığı, gizlendiği,
bölünmeye destek verdiği, harakiri yaptığı gün.

Türk ordusunun,
teröristlerle mücadele eden komutanları hakkında
müebbet ağırlaştırılmış ceza istenmesinden
sadece iki gün sonra,
terörist örgütün lideri Öcalan’ın mesajı
televizyon kanallarının canlı yayınlarında
okundu, duyuruldu.
Devlet eliyle Öcalan propagandası yani.

Nevruz kutlaması değil,
Güney Türkiye Kürt Bölgesi’nin kabul şenliği adeta.

Alanda bir tek Türk bayrağı yok,
Devleti egemenliğini temsil eden
tek bir işaret yok.

O zaman,
nasıl kardeşlik,
nasıl barış bu?

Meclis kürsüsünden başlayarak,
her fırsatta ve her yerde,
Büyük Atatürk’e hakaretler edilerek,
Türk Milleti aşağılanarak,
faşist, ırkçı, kafatasçı suçlamalarıyla sindirilerek,
tehdit ve şantajlarla oluşturulmuş barış.

Bir başka soru daha:
AKP iktidarı ve Başbakan Erdoğan’ın desteği ile,
bu yaşananlardan sonra,
PKK, Amerika’nın ve bazı Batı ülkelerinin
‘terör örgütü’ listesinde kalır mı?
Terör örgütü olmaktan çıkıp,
‘çatışan taraf’ statüsü kazanmaz mı?
Bu statüyü aldıktan sonra,
‘iki eşit taraf olarak’ masaya oturmazlar mı?

Böyle olunca da,
Öcalan’ın özgür kalması için
‘genel af’ gibi bir hukuki zorunluluğa gerek kalır mı,
yoksa ‘taraflar arası esir değişimi’ gibi bir kapı aralanır mı?
Öcalan’ın “Hepimiz özgür kalacağız”
iddiasının arkasında bu plan yatıyor olabilir mi?

Düşünmekte yarar var.

Tayyip Erdoğan ve AKP yönetiminin
Öcalan ve PKK teröristleri ile,
ABD’nin desteğini de alarak
bu coğrafyada aydınlanmadan,
Cumhuriyet devrimlerinden,
Atatürk ilkelerinden,
çağdaşlıktan intikam alma ortaklığıdır olan.

Baksanıza,
bir zamanların Marksist-Leninisti,
bir zamanların ataisti,
bir başka zamanların Kemalist’i
Öcalan, Tayyip’le beraber
Türk-Kürt İslam Birliği oluşturmanın peşine düşmüş.
Birnevi, Yeni Osmanlı ortaklığı.

“Silahlar sussun” dedi,
“silahları bırakın” demedi.

“Artık mücadele bitti” demedi,
“bu son değil, başlangıçtır,
mücadeleyi bırakmak değil,
yeni bir mücadele başlatmaktır” dedi.

Ekledi:
“Bu tam özgürlük mücadelesidir.”

Ve dişini göstererek,
tehdit etmekten de geri kalmadı:
“Çözüme de direnişe de hazırız.”

Tek tarafın meydan okumalarıyla,
“İstediklerimizi yapmazsanız yeniden
silahlı eylemlere başlarız” tehditleriyle,
kin ve nefret söylemleriyle
nasıl ve nereye kadar bir barış.

CHP, her zaman olduğu gibi,
korkak, ürkek, tepki vermekte çekingen.
Çünkü bu konuda net değil,
omurgasını kaybetmiş.
Neymiş efendim,
“Merakla Sayın Erdoğan ve iktidar yetkililerinin
açıklamalarını bekliyorlarmış,
Erdoğan konuşmadan yorum yapmazlarmış.”
Bu millet seçimlerde yorum yaptığında
pişmanlığınız fayda etmeyecek,
bunu da böyle bilesiniz.

Erdoğan ise artık ipin ucunu kaçırmış,
“Öcalan’ın söyledikleriyle
bizim söylediklerimiz aynı”
demekten çekinmiyor.
Türk Milleti duy bunları.

Türkiye bölünürken,
Türk Milleti yok edilirken,
Türk’lere soran yok.

Hesap günü gelince
bu kez Türklerin soracakları olur elbet.


İlgili yazılar

UYGULAYICILARININ KALEMİNDEN KEMALİZM-1

Çok değerli Yakın Plan okuyucuları ülkemizin içte ve dışta pek çok sorunla yüz yüze kaldığı bugünlerde, geleceğimiz olan gençlerimiz, gelecekleri

Madımak Yanmaya Devam ediyor

İki temmuz sıcağında Ben yanarım sivas yanar Pir Sultan’ın ocağında Ben yanarım sivas yanar Ozan Emekçi Bundan 23 yıl önce

SEÇMELİ AYRIMCILIK

Hükümet kavga gürültü ve tehdit altında kesintili eğitim yasa tasarısını geçirdi. Bu arada MHP ile AKP el ele vererek, en

Bir Cevap Yazın