TOPLUMSAL ZEKA

Nedir insan zekası?
Aslında hem kolay hem de zor bir soru?
Bu konu ile ilgili çok şey söylenmiş en son rahmetli Aziz Nesin Türk Halkının zekasıyla ilgili konuşmuş. Çok kişi kızmış.
Gerçeği öğrenmek insanları acıtır. Bizim halkımızın kızan sinirlenenleri de “ne diyor bu adam “ diye hedef tahtasına oturttu.
Daha yeni oldu Süheyl Batum “kağıttan kaplan” deyince yer yerinden oynamıştı. Ancak daha sonra gerçekten bu kaplanın “kağıttan” olduğu komutanı “terörist” ilan edilip “Silivri’ye tıkılınca anlaşılmıştı.

Toplumsal zeka önemlidir.
Ama kime göre önemlidir? Doğruyu söylerseniz bu o kadar önem arz etmez fakat; hem yalan hem paket varsa işin içinde zeka ile ilgili her öngörü doğrudur. Bilindiği gibi zeka, boy, ağırlık, göz veya ten rengi gibi görülebilen, tartılan ya da ölçülebilen fiziksel bir olgu değildir.
Zeka, yüzyıllar süren gözlem bilgi ve birikim sonucunda sosyal bilimciler tarafından tanımlanmış bir olgudur.
Bu olgu, düşünme ve bilimsel yetenekleri, yani bilgi edinme, işleme ve akılda tutma yeteneklerini tarif eder. Bilişsel ve bilgi yetenekleri doğrudan gözlemlenemez, ancak belirli göstergeler ile gözlenir.
Örneğin bir insan zeki olup olmadığı zeka testinde verdiği yanıtlar ile değerlendirilir. Ayrıca zeka insanın kendisiyle ilgili duygu ve düşünceleri şekillendirebilme, yaşamı sürdürebilme ve yaşadıklarından öğrendikleriyle, hayat felsefesini oluşturabilme, yaşamını bu doğrultuda planlama, kişisel istek ve hayaller oluşturabilme becerisidir.
Kişisel zekaya sahip insan yalnız kalmaktan hoşlanır. Bilimsel araştırmaların zeka ile ilgili öne sürdükleri veriler günümüz insanın bireyselleştiğini ve bireysel çıkarın ön plana geçtiğini öne sürdüler. Bunun bugün için doğru olduğu kuşku götürmez bir gerçekliktir.
Günümüz insanları bireysel çıkarlar peşinde koşarken geleceği unuttu! Yaşanılan çevre, üretim, dağıtım sorunları bunun göstergesi.
Bu toplumsal zekanın ürünü olamaz. Olsa olsa “ben merkezci” yaklaşımın vücut bulmasıdır.
İnsan geleceğini yine kendisi belirleyecek. Burada kıstas “Ben merkezci” ve paylaşımdan uzak mı yoksa, bugünü çocuklarımızdan emanet aldığımızın farkında olan “toplumsal zeka” mı?
Aziz nesin tarihe geçen o sözü sinirlendiği için söylemedi. Günümüz insanının bilimden, araştırmadan uzak, aklını ve zekasını “kiraya” veren insanın geleceğinin olmayacağını bildiği için söyledi.
Ne yazık ki Aziz Nesin de Süheyl Batum da haklı çıktı.


İlgili yazılar

Lisan (dil) üzerine

Savaş vurguncularından birinin dedikodusu yapılmaktadır. “Tonla parası var… Herifin bir eli yağda, bir eli balda… Nereye gitse, hemen yol açıyorlar!”

BIRAKIN… KUTSAL DİN DUYGUSU VİCDANLARDA KALSIN!

Giritli Derviş Mehmet; “Ben mehdiyim. Şeriatı ilan ediyorum. Bana kimse mukavemet edemez”[1] “Taraf-ı ilahiden geliyoruz. Şeriat istiyoruz. Askerin kılıç ve

İŞİNE GELDİĞİNDE…

BDP’li milletvekilleri, Silahlı PKK’lı teröristlerle kucaklaştı. Malum şahıs, Türkiye’nin Başbakanı, Köpürdü, esti gürledi. Ağzına geleni, sınır tanımadan Söyledi de söyledi.

Bir Cevap Yazın