Torba

Köylüyseniz torba hayatınızın bir parçasıdır. İçinde neler taşımaz, neler saklamazsınız. Kimi zaman tarlaya giderken azığınız yer alır içinde. Azığınızı yanınızda taşımazsanız, “gözünüz el torbasında kalır” der atalarımız. El torbasına musallat olmamak için yanınızdaki en değerli araçtır torba. Kimi zaman elde dokunmuş, kimi zaman da satın alınmış bezden yapılmıştır. İçindekine değer katar torba. Ya sakladığınız yada bir yerden bir yere taşımanız gereken şeydir içindeki. Her koşulda sizin için önemlidir.

Güzel tarafı, ne torbanın kendisinin belirleyiciliği vardır, ne de içine konulanın. Kullanana koşulsuz bağlıdır torba.

Çeşit çeşittir torba.

Bazen yapıldığı şeyin adını taşır: Bez torbası, pamuklu torba, naylon torba, kağıt torba gibi. Bazen de içindekinden alır adını: Un torbası, şeker torbası, çöp torbası, kum torbası gibi. Kullananın içini koşulsuz belirleyebilmesinin bir nedeni de onun bu çeşitliliğinden gelir. Saklayacağın şey su ise bez torba yerine hemen bir naylon torba bulman bunu sana sağlayacaktır.

Türü, çeşidi ne olursa olsun torbanın işlevselliği taşınabilir olmasındaki kolaylıktan gelir. O nedenle küçüktür. Bir başka özelliği (belki de en önemlisi) ağzının sıkıca bağlanabilir olmasıdır. Atalarımız belki de bu nedenle, bu özelliğinden yola çıkarak çok sayıda atasözü üretmiştir. Ulu orta laf edenlerin ağızlarını torbayı benzetmiş ama ağzın kapatılmayacağını görünce “Milletin ağzı torba değil ki büzesin” deyi vermiş. Yetmemiş kestirmeden “laf torbaya girmez” demiş. Dilencinin halini görmüş, “dilencinin torbası dolmaz” demiş.

Yaratıcıdır halkımız. Sözü, kaynağıyla buluşturur.

Ama gel gör ki bu yaratıcılığın da biri sınırı var. Yüzlerce, binlerce yıldır kullandığı torbanın bugünkü kullanımlarını bir türlü düşünememiş. Torbayla ilgili zaman olmuş anlatacağı şeyin önüne, zaman olmuş ardına koyarak olmadık sözler üretmiş. Ama “torba yasa” sözünü bilememiş. Eh biraz cahildir halkımız. Yasayı bilse de onun nasıl hazırlandığını nereden bilsin. Yüz yıl, bin yıl önce üniversite vardı da halkımız mı kapısını açmamış!

Ama bugün onun adına, onu temsil ettiği savıyla kırmızı koltuk işgal edenler gereğini yapmışlar. İyi de etmişler. Halkımıza yasamız var, temel yasamız var, bir de torba yasamız var demişler, diyorlar. Biz sizin düzeninizi bunlarla sağlarız demişler. Bizim torbamızda yasa var, ne sırtta taşınır, ne de evin bir köşesine buğday gibi, un gibi saklanır, demişler.

Halkımız hemen anlamış durumu. Çünkü dağarcığında bir güzel türkü varmış:

Kediyi koydum torbaya

Başını soktu çorbaya

Döverim olmaz terbiye

Ali Babanın koca kedisi

Dedik ya halkımız için torba içine konulana değer katar diye. Onun temsilcileri de hemen anlamışlar bunu. Kendilerine göre ağzı büzülüp bir yere konulacakları tespit ettiklerinde hemen bir torba bulmuşlar.

Onların bu torbaları da içindekilerden almış adını.

Bugünler de sıkça duymuşsunuzdur, Paralelci torbasını. Paralelci torbasından önceki torbanın adı da Ergenekon torbasıydı.

Birkaç gündür Kobane eylemlerinden dolayı kendisi hayli eski ama kullanıldıkça eskimeyen derin güçler torbasını da duymuş olmalısınız.

Torbanın özelliğidir içindekini saklamak, gerektiğinde sahibine geri vermek. İçindekini bozmadığı için çok değerlidir, kullanışlıdır.

Belli ki Aşık Ali İzzet, yaşadıklarına isyan noktasına gelmiş. Bizim torba, onda bambaşka bir çağırışım uyandırmış. Dokunu vermiş sazın teline, söyleyivermiş hemen oracıkta:

Kader torbasına elim uzattım

Tecelli kâğıdım karalı çıktı

Ömür defterine bir yol göz attım

Dertlerim içinde sıralı çıktı

Torbanız bol, kader torbanız güzel şeyler saklasın.

Torbalı da yaşamıyorsak da torbasız yaşayamıyoruz.

Epey zaman oldu. Eğitim torbasına el atmayalı.

O nedenle bizde torbadan dökülenlerle muhatap olduk.

12.10.2014


İlgili yazılar

CHP TBMM GRUBUNDA HAMZAÇEBİ RAHATSIZLIĞI

M.Akif Hamzaçebi, 1 Aralık 1953 Trabzon Araklı doğumlu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Bölümü’nü bitirdi. Maliye Bakanlığı’nda

Restorasyona nereden başlamalı?

7 Haziran seçimleri, 13 yıllık AKP hükümetlerinin devlet kurumlarında yarattığı tahribatın giderilmesi ve demokratik devletin restorasyonu için bir umut yarattı.

TOPLUMSAL TALEBİMDİR!

O kadar zengin topraklar üzerinde yaşıyoruz ki. Onca zenginliğimize rağmen o kadar varlık içinde yokluk çekiyoruz ki. İnsanın bunca olup

Bir Cevap Yazın