TÜRK MİLLETİ KADERİNE EL KOYUYOR

Kendisini müritlerinin uçurması ile şeyh, sultan, padişah, tek adam, halife sanma cüretini gösteren Tayyip Erdoğan, belki de ilk kez uykusuz bir gece geçirdi.

Hatırlayalım.

Daha birkaç gün önce esip gürlüyordu, milletle dalga geçiyordu.
İçki yasağı getirirken dini referans gösterdi.
Sonra hayatının hatasını yaptı, haddini bilmeden, çapını görmeden
‘iki ayyaş’tan söz etti.

Köprüye, toplumun önemli bir kesimini hiçe sayarak,
adam yerine koymayarak, dalga geçerek Yavuz Sultan Selim adını verdi.
Dualar ettirerek, sırıtarak, için için gülerek…

Gezi Parkı eylemine katılanları küçümsedi.
Rest çekti: Boşuna uğraşmayın, karar verdik, yapacağız dedi.
Polislerin aşırı, orantısız güç kullanımı ile bastırabileceğini düşündü.
Çünkü bugüne kadar neler yaptı da halktan ‘çıt’ çıkmadı.

Korkuttuğunu, sindirdiğini, ezdiğini düşündü.
Başardığını sandı.

Ama yanıldı. Türk Milletini tanımıyordu.
Çünkü kendini Türk olarak hissetmedi, görmedi hiçbir zaman.
O başka milliyettendi ama söyleyemedi bir türlü.

Bu Millet, özgürlüğüne düşkündü, farkına varamadı.
Bu Millet, köle gibi yaşamaktansa ölmeyi tercih ederdi, bilemedi.
Bu Millet, Cumhuriyetin kendisine kazandırdıklarını feda etmezdi, anlayamadı.
Bu Millet, Ata’sına söz söyletmezdi, kıymetini bilir, uğrunda ölürdü, göremedi.
Bu Millet, çağdaşlıktan yanaydı, yobazlığa, dinciliğe geçit vermezdi, düşünemedi.

Kendini sultan, halife, padişah, diktatör gibi gördü,
Her istediğini yaptırabileceği, ağzından çıkanın emir sayılacağı yanılgısına düştü.

Millet dolmuştu, işaret fişeği bekliyordu.
Bu fişek Gezi Parkı’ndan atıldı.
Çığ’ın düşmeye başlaması oradandı.

Artık önünde durulamazdı.
İstediğiniz kadar polis yığın,
TOMA’larınızı, zırhlı araçlarınızı üstüne sürün,
Havayı gaz ile doldurun, ezin, vurun kırın…

Çığ yuvarlanıyor, önünde duramazsınız.

Türkiye ayağa kalktı.
Faşizme karşı omuz omuza geldi, kol kola girdi.

İstanbul bütün gece uyumadı.Milyonlar sokaktaydı.
Tıpkı Ankara, İzmir, Zonguldak, Konya, Gaziantep, Eskişehir, Antalya,
Kırklareli, Balıkesir başta olmak üzere neredeyse Türkiye’nin bütün il ve ilçeleri ayaklandı.

Türkiye uyumadı, vatanına sahip çıktı.
Tarihte ilk kez oluyordu ve emniyet güçleri şaşkındı.
1000 polisin ve 15 emniyet amirinin istifa ettiği haberi yayınlandı.
Asker, kendisine ‘buraya da bir bomba atarız’ diyen polise,
‘biz de size atacak birşeyler buluruz’ yanıtını verdi.
Emniyet Sen, polisleri dikkatli olmaları konusunda uyardı.
Edirne’de bazı polislerin halkın üzerine gönderilmelerine karşı çıktığı, göreve gitmediği konuşuldu.
İş makinaları eyleme katıldı, vatandaş polisin önüne arabaları ile set çekti.

Fenerbahçeliler Galatasaraylıları polisin elinden kurtardı,
Beşiktaş, Fener, Galatasaray taraftarı ilk kez ortak paydada buluştu.

Düşünün Göztepe ve Karşıyakalılar birlikte İstanbul’a doğru hareket etti.

Bütün gaddarlığa, acımasızlığı, vahşete, orantısız güç kullanımına karşı,
3 kişinin ölmesine, binlerce yaralı olmasına, ki bunların 100’e yakının durumu ağır.
Yandaş, yalaka, çıkarcı medya haber olarak bile olanları veremedi.

Tahrir Meydanı’ndaki olayları canlı yayınlayan,
taa oralara saat başı canlı bağlantı yapanlar kendi ülkelerindeki halk hareketini görmediler.

Ancak yurt dışından olaylar apaçık göründü.
Dış basın olayları şöyle yorumladı:

Almanya’nın ZDF Kanalı: “Barbar dediğimiz Türkler doğa için savaşıyor ve Türkler savaşırsa olaylar değişir.”

İtalya Devlet Televizyon RAI 1: “Türkler Taksim’de bu kez kendi devletlerine karşı Çanakkale Geçilmez’i yazıyorlar.”

CNN int muhabiri: “Times Meydanı’nın savaş alanına döndüğünü ve hiç haber yapılmadığını düşünün…(!) işte şu an Türkiye’de bu oluyor.”

Guardian: “Küçük bir parkı korumak için başlayan protesto, baskıcı bir rejime isyanın tohumlarını attı.”

Korkmakta haklısınız.
Ancak, korkunun ecele faydası yok.

Faşizm ve faşistler, diktatörler yıkılacak.

Halk ayaklandı, uyuyan devi uyandırdınız.

Artık uykularınız kaçacak.

Türk Milleti kaderine el koydu.


İlgili yazılar

Travmatik Demokrasimiz!

Yaşam diyalektiğimle örtüşmeyen,‘’Tarih tekerrürden ibarettir’’sözcüğü itici olduğu gibi ’’Geçmişten ders almak’’uyarısı da düşünce bazından öteye geçemiyor. Bu siyaset edenlerin uygulamalarıyla

BAĞYANLAR VE ARABALARI!..

Milattan önceki dönemlerdeydik tekerlek icat olmuş, ehliyet de onu takip etmişti… Yeşilçamda Şoför Nebahat abla ekolüne uyan devrin bağyanları (bayanları)

Kobane Bahane Soytarılık Şahane

İki gün öncesine kadar Kobane’de IŞİD’ın yarattığı dram herkesi ortak bir noktada buluşturmuştu. Oysa HDP’nin yaptığı çağrılarla sokağa dökülenler, Türkiye’de

Bir Cevap Yazın