TÜRK MİLLETİ ‘OYUN BİTTİ’ DEMELİ

Senaryoyu yazanlar biliniyor.

Lozan’ı imzalamayan,
kendini dünyanın hakimi ilan etmiş,
yoksul ülkelere ‘demokrasi’ makyajı altında
kan ve gözyaşı götüren,
Büyük Ortadoğu Projesi(BOP) uygulayıcısı
gözü petrol ve doğal kaynaklardan,
dolardan başka bir şey görmeyen
Emperyalist Amerika.

Lozan’da yenilgiyi bir türlü hazmedemeyip,
istediklerini vermeyen,
boyun eğmeyen,
yeni bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin
heyet başkanı İnönü’ye
“Birgün bu aldıklarınızı tek tek geri vereceksiniz,
önümüzde diz çöküp yalvaracaksınız” küstahlığını yapan
Batı Emperyalistleri.

BOP Eşbaşkanlığı ile övünen,
“Deliğe süpürülmekten” korkan,
geleceğini emperyal güçlerin her dediğini yapmaya
bağlamış,
Ülkeyi Ortadoğu bataklığına sürüklerken,
terörist başı ile pazarlık yapan,
Türk ve Türklük düşmanı Tayyip Erdoğan
ve AKP hükümeti.

Ve İmralı’da gönlü hoş edilen
terörist başı.

Yazılan bu senaryo,
ne yazık ki ‘yalnız ve güzel’ ülkemizin
üzerinde sahneye konuluyor.

Başrol oyuncuları
Tayyip Erdoğan ve Abdullah Öcalan.
Figuran listesi ise epeyce kabarık:
“AKP, BDP, PKK, bazı muhalefet milletvekilleri, bürokrasi,
sivil toplum kuruluşları, yargı, üniversiteler,
medya patronları ve köşe yazarları, program yapımcıları…
Liste uzatılabilir.

İzleyenler ise sessiz, sakin.
Sonunu merak ediyorlar.
Terörist başının açıkladığı
‘Tutanaklar’da ortaya çıkan ve
‘barış’ diye yutturulmaya çalışılan gerçek dramı,
sıradan bir film, bir tiyatro oyunu
gibi seyrediyor milyonlar.

Türk, hemen yanında oturan Kürt’ün gözlerine bakıyor,
elini tutuyor.
Kürt, önünde oturan Laz’ın omuzuna
el koyuyor.
Laz, solundaki Arap’ın koluna giriyor.
Arap, geriye, sağına, soluna dönüp baktığında,
Çerkez, Yörük, Kosavalı, Makedonyalı,
Rodoslu, Batı Trakyalı, Boşnak, Arnavut,
Gürcü, Çerkez, Pomak, Çingene,
Süryani, Ermeni, Yahudi, Rum’un
birbirine sarılışını görüyor.

Türk Milleti’nin yüzündeki korku,
” bize ne yapıyorlar” diye
soran gözlerin derinliklerindeki acı
tüm salonu kaplıyor.

Bülent Ecevit,
1980’lerde,
henüz darbe yapılmadan,
bir sendika toplantısında söylemişti:
“Halk tribünlerden sahaya inmeli, oyuna katılmalıdır.”

O zaman halk sahaya inemediği,
oyunda rol alamadığı için
darbe olmuştu.

Şimdi geçilen bu zor dönemde,
halkımız, Türk Milleti sürece el koymalıdır.

Oyunun ‘kanlı’ finalini önlemek için,
“Perde kapandı, oyun bitti” demeli,
sahneye çıkmalıdır.

Sahne?
2014’de yapılacak yerel seçim,
Olası bir Anayasa referandumu
ve hemen arkasından konulacak genel seçim sandığı.
Ama bunların öncesinde de demokratik tepkiler.

Büyük Devrimci Mustafa Kemal Atatürk’e kulak verelim:

“Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu,İstanbullu
Trakyalı ve Makedonyalı,
hep bir milletin evlatları,
hep aynı cevherin damarlarıdır.”


İlgili yazılar

Tarhan’ın sosyal medya partisi

Adettendir yeni bir kuruluşa hayırlı olsun demek! Ama ben bu yazıda Emine Ülker Tarhan’a hayırlı olsun demeyeceğim. Neden mi? Emine

MUHAFAZAKÂR GEÇİNENLERİN MUHAFAZA EDEMEDİKLERİ…

Türkiye, 1950’lerden bu yana kendisini ‘muhafazakâr’ olarak nitelendiren iktidarlar tarafından yönetiliyor. Ara sıra başımıza kendisinin ‘sosyal demokrat’ olduğunu iddia eden

TÜRK’ÜN UYGARLIK YASASI

Bu gün 17 Şubat Türk Medeni Yasası’nın kabulünün 87. Yılı 17 Şubat 1926; aynı zamanda Türkiye’yi teokratik hukuk devletinden laik

Bir Cevap Yazın