‘TUVALETTE KLASİK MÜZİK DİNLEMEK’

Gerçekten de çok enteresan bir ülkeyiz.Her türlü ilginçliği görmemiz mümkün bu hayatta.Arabanın arka koltuğuna ‘dana’ oturtandan tutunda,yangın merdivenini ahşaptan yapanına kadar birçok’ yok artık o kadarda değil’ dedirten olaylarla karşılaşıyoruz .’Bu kadarıda olmaz’ diyebileceğimiz hiç bir şey yok bu ülkede ne güzel değil mi?Ne kadar renkli geçiyor günlerimiz.Geçen gün bir davete katılmak için şehrin hatırı sayılır otellerinden birine yolum düştü.Gecenin ilerleyen saatlerinde de insanlık hali malum, tuvalete yolum düştü.Tuvaletin kapısını açtığımda John Sebastian BACH’IN ölümsüz eserlerinden birisi kulağıma hemen çalınıverdi. Bir an için tuvalette Viyana Flarmoni Orkestrası var sandım.Hiç abartmıyorum bütün sesler o kadar net geliyordu ki, çoğu konser salonunda otelin tuvaletinde olan sistemden yoktur heralde.Adamlar gerçektende çok güzel bir ses sistemi yerleştirmişler.Şimdi size bir soru; tuvaletlerde neden müzik çalar?Ve neden, en çok ve hatta tamamiyle klasik müzik çalar?Cevap basit, klasik müziğin bir ‘iş’ icra ederken dinlenebileceği tek yerin tuvaletler olduğu fikri yaygın bir düşünce sanırım.Unutmadan söyleyim, sadece tuvaletler değil, arada bir bazı asansörlerde de MOZART ve BEETHOVEN’DAN örnekler dinlemeniz mümkün.Mesela okul ve kapı zillerinde de bu bestecilerin eserlerinden kesitler dinlememiz mümkün.Yok! heralde ben fazla haksızlık yapıyorum kendimize galiba. Hollanda’da da ineklere daha fazla süt versin diye,tavuklara da daha fazla yumurtlasınlar diye klasik müzik dinlettiklerini ve bu uygulamaların başarıya ulaştığını bizzat yetkili ağızlardan dinlemiştik.Demekki klasik müziğin verimi arttırıcı bir yönü varki bizimkilerde tuvalete koymuşlar.Heey! benim taşına toprağına kurban olduğum güzel ülkem,sen ne harikalar yaratıyorsun.Süt,yumurta,kapı zili,asansör bunların hepsinin iyi bir tarafı olduğunu kabul edelim.Ama eserleri yüzyıllardır dinlenen, gerek akademik gerekse sanatsal çevrelere müzikal anlamda yol gösterici ve esin kaynağı olmuş büyük bestecilerin eserlerinin, kötü bir niyetle olmasa bile modernlik adı altında hiçte uygun olmayan yerlerde çalınması bence en azından saygı anlamında bir eksiklik teşkil etmektedir.Diyebilirsinizki ‘canım klasik müziğin tuvaletlerde dinlenmesinin ne zararı var?’Doğru bir zararı olmayabilir.Ama dedim ya bizim ülke insanımızın aklına çok ilginç fikirler gelir.Benimde aklıma birden Rus bilimadamı İVAN PAVLOV’UN yaptığı ve bilimsel anlamda çok ses getiren bir deneyi geldi.Pavlov’un köpekler üzerinde yaptığı deneyler ünlüdür ve deneyi şöyledir;Köpeğe ilk olarak birkaç kez zil çalınır.Fakat köpek tepki vermez.Sonradan et verilir. Köpeğin salyaları akar.Sonra et ile birlikte zil çalınır. Daha sonra et verilmediği halde zil çalındığında köpeğin ağzının suyunun aktığı görülür.Şartlı yada şartlandırılmış refleks dedikleri tamda budur.Şimdi buradan yola çıkarsak her klasik müzik çaldığında bizde bu sefer etrafta tuvalet arar hale gelmeyelim sakın.’Yok artık o kadar da değil’.Neyse ki şimdilik otel ve restaurant tuvaletlerinde sadece klasik müzik yayını var.Bir de parlak fikirli bir mekan sahibi, insanlar tuvalet sırasında beklerken sıkılmasınlar diye bir ‘resim sergisi’ açarsa sanatı hayatımızın her alanına sokma anlamında bir çığır açarız heralde.Herkese saygılarımla…


İlgili yazılar

1980 Darbesini anlatan ilk tiyatro oyunu ‘Nehir’

    Eleştirmen, dramaturg Gülşen Karakadıoğlu: “Türkiye, darbelerle yüzleşemedi” Meriç ÜRER ANKARA- “Acı unutulabiliyor. Beden daha çabuk sarıyor yarasını ama ruhundan

Yeni Başlangıç Yok!

Türkiye gerçekten kritik bir eşikten geçiyor. İşimiz zor. Yurttaş olarak bizim işimiz ne kadar zorsa, ülkeyi yönetenlerin işleri zordan da

MHP’nin Bilal oğlanı

Bu köşeye iki satır karalamayalı epeyce oldu. Yok, hastalığımdan değil; yurdumda yazma-çizme döneminin bittiğine olan inancımdan. Artık bu halk için,

Bir Cevap Yazın