TV DİZİLERİ; AMAÇLARI VE SONUÇLARI

Televizyon dediğimiz makinenin hayatımıza girdiği günden bu yana, TV dizileri de hep hayatımızın bir parçası olmayı başarmıştır. Bu başarı aslında hiç küçümsenemeyecek sonuçların da çıkmasına sebep olmuştur.

Hayatımıza girdiği 70’li yıllardan bu yana TV dizileri, biraz sert bir ifade olacak ama uyutulmamızın, refleksiz hale getirilmemizin amaçlandığı araçların arasında büyük bir öneme sahip olmuştur. Çünkü TV dizilerinin hayatımıza girmesi ile farkında olmadan bir yalnızlaşma ve ülkemizin o, zengin örf ve adetleri unutulmaya, kültürel değerlerin ise yer değiştirmeye başladığı önemli bir gerçekliktir. Bu süreç son 30 yılda daha şiddetli bir hal almış olmaktadır. Öyle ki her geçen gün bir diğer günü aratır, her yayınlanan dizi ise bir önceki yayınlanan diziyi aratır hale gelmiştir.

DİZİ KARAKTERLERİ “İDOL” OLDU

Televizyon, elinde bulunan kişilerin veya o sınıfın en etkili silahlarından birisidir. Ve TV dizileri ise bu mevcut düzenin en etkili silahının mermisini oluşturmaktadır dersek yanlış söylemiş olmayız.

Artık insanların komşuluk veya akrabalık ziyaretlerini veya daha da ileri gidecek olursak düğün, bayram törenlerini bile dizilerin yayınlandığı günlere denk getirmeyecek kadar bu duruma bağımlı olduğu bir gerçektir.
Bu sözlerimde en ufak bir abartı yoktur. Artık ülkemiz, dizi film karakterlerinin taklit edildiği, hayatını, düşüncelerini, konuşmasını hayranı olduğu dizi karakteri ile özdeşleştirip yaşadığı insanların fazlalaşmaya başladığı bir döneme şahitlik etmektedir.
Bu durumun bizleri götürdüğü sonuç, tam bir kültürel yozlaşma, yalnızlaşma ve apolitikleşmedir.

YALNIZLAŞMA EVDE BAŞLIYOR

Artık birden fazla televizyon bulunFI evlerde aile bireyleri odalarına çekilip kendi dizilerini kaçırmama uğruna birbirlerinin yüzlerini görmemeye ve sohbet etmemeye razı olmuş hale gelmişlerdir. Bu, artık iletişim kopukluğunun dolayısı ile yalnızlaşma ve asosyalliğin ve sonucunda ise kültürel ve sanatsal seçiciliğin gelişmesine katkıda bulunan karşılıklı tartışma ve sohbet etme ortamının bitmesi anlamındadır.

Aslında sadece dizilerin bu duruma zemin hazırladığından söz etmekte eksik olacaktır. Yayılmacı politikalar artık açıkça işgal etmek istemediği ülkeleri ilk önce kültürel anlamda yozlaştırarak etkisiz ve reflekssiz hale getirmeye çalışmaktadır.

TV ASLINDA APTAL KUTUSU MU?

TV ve TV dizileri ise bunlardan sadece birisidir. TV dizilerinin içeriklerine kısaca bir değinmek gerekirse her dizinin birbirinin kopyası olduğu görülecektir. Sadece yüzler ve mekânlar farklıdır. Peki diziler bizlere neyi öğretmektedir?
Bunun sonucu açıktır. Filinta gibi yakışıklı erkekler ve karşılarında birbirinden güzel kadınlar hep aynı çemberin etrafında dönmektedir. Ve de ne hikmetse dizilerin çoğunluğunda hep paranın kaynağının nereden geldiğinin belli olmadığı, altlarında milyarlık arabalar ve evler bin türlü entrika, oyun ve birbirini acımasızca yok etmeye çalışan insanların hayatları bizlere eğlencelik olarak sunulmaya çalışılmaktadır.
Bu dizileri seyreden insanlar sadece şunları öğrenebilir; acımasızlık, para için her şeyi yapmak ve kısa yoldan zengin olmak, bencillik, apolitiklik, insanlara güvensizlik, dolandırıcılık, vefasızlık, dostluğun, arkadaşlığın onurun ve namusun nasıl alınıp satılır bir mal olduğu vs. vs.

HİÇ Mİ İYİ YOK?

Bu liste böyle uzayıp gider. Diyebilirsiniz ki hiç mi güzel, iyi niyetle çekilmiş dizi olmadı bu güne kadar,yada sen hiç mi dizi izlemedin be adam. Bu sorularınıza cevabım tabiî ki “evet”tir.
İyi niyetle vE içeriği kaliteli diziler elbet olmuştur ve elbette ben bu veya daha başka dizileri izlemişimdir. Ama şu da bir gerçektir ki bu işin dozu arttıkça bizlerin artık çok da fazla bir şeyi sorgulama gereksinimimizin olmamaya başlamasıdır. Farkında olmadan bize verilenle yetinmek ve seçme şansımızın sanki hiç yokmuş gibi bütün seçenekleri birkaç kişiye bırakmamız olmasıdır. Bir şeyi iyi veya kötü yapan, o şeyi kimlerin, ne için, hangi sınıfın çıkarları için yaptığı ile bağlantılıdır. TV dizileri ise tabiri caizse sadece devede kulaktır. Dizilere ayırdığımız vaktin yarısını sevdiklerimize, eşimize, dostumuza onlarla sıcak sohbetlere ayırmamız dileğiyle diyor ve tartışılmasını istediğiniz konuları haber sitemizin mesaj kutusuna yollamanız dileğiyle hepinize saygılarımı sunuyorum.


İlgili yazılar

KAMU EĞİTİMİNİN AMACI

Eğitim, diğer kurumlara oranla daha fazla toplumsal sorunlardan etkilenir. Hatta bizatihi eğitimin kendisi bir olgu olarak sorun merkezlidir. Eğitimden söz

ERDOĞAN NE KADAR SAMİMİ?

Şunu hepimiz biliyoruz: AKP Bir projeydi. Hayata geçirildi; hedeflenenlerin büyük bölümü uygulandı. Küçük ayrıntılar kalmıştı. Ama önemli ayrıntılar. O da

YALAN VE TEHDİTLE NEREYE KADAR?

Yalanlarla ve tehditlerle ülke yönetiyor. Daha doğrusu yönetmeye çalışıyor. -Camiye birayla girdiler. -Başörtülülere saldırdılar. -Direnişçiler polis öldürdü. ……………. Yalanlarını söylemekte

Bir Cevap Yazın