USTA ÇARŞAFA DOLANIYOR

Hiç beklemediği bir sonuçla aldığı oyun üç katı fazla milletvekili çıkararak iktidara gelen  Usta, Deniz Baykal’ın demokratik anlayışı gereği başbakan olunca, önceleri bir şişindi. Etrafı dinledi. Ürkek ve korkak bir şekilde yaptığı  el altı çalışmalardan sonra gördü ki; öyle de olsa böyle de olsa demokratik kurallar işliyor muktedir olduğu kanısına vardı ve sazı eline aldı.

Herkesle kavgaya başladı.
Türkiye’de ne kadar kurum ve kuruluş varsa Usta’nın hedefindeydi.
Kasımpaşalı olduğu için bu yolları iyi biliyordu.
Orduyla, üniversitelerle, mahkemelerle, siyasi partilerle, özel sektörle kısacası aklınıza ne geliyorsa hepsiyle kavgaya tutuştu.
Paranoyak olduğu için herkesi düşman belledi.
Bu aynı zamanda kabadayılık yaparken korktuğunun işaretiydi.
Van’da Yücel Aşkın’la başlayan olaylar Ergenekon, Balyoz vb. davalarla zirveye ulaştı.
Ordu darmadağın edildi.
Üniversite rektörleri perişan edildi.
Usta, bazı davaların savcılığını üstlendi.
O, istedi. Kararlar şak şak verildi.
Aileler parçalandı.
Çocuklar babalarına hasret bırakıldı.
İzlediği   kararlı siyaset ile oylarını istikrarlı bir şekilde artıran ve iktidar umudu veren partinin genel başkanına kaset tezgahı kuruldu.
Artık içeride  kavga edilecek pek bir şey kalmamıştı.
Kavga bu kez dışa dönük olmalıydı.
Suriye, Mısır, Tunus, Libya  vb. bu işten nasibini aldı.
Suriye’nin iç işlerine karışıldı. Her konuşmada, Suriye’nin yöneticilerine laf atıldı.
Kısacası, hep kavga, hep düşmanlık siyasası izlendi.
Korku imparatorluğu kuruldu. Hiç kimse sesini çıkartamıyordu. Medya tamamen eline geçmişti.
İşçisinden memuruna, esnafından iş adamına, herkes bir korku içindeydi.
Günün birinde Gezi  Destanını yazan gençler ortaya çıktılar. Dalga dalga yayıldı eylemler. Gençler, korku çemberini kırdılar. Toplumda yavaş yavaş bir uyanma başladı. Türkiye’nin her yeri eylem alanı oldu.
Usta’nın korkuları daha da arttı.
Ardından, 17  Aralık geldi.
Yolsuzluklar bir bir ortaya dökülmeye başladı.
Ses kayıtları, tapeler  saçıldı ortalığa.
Bu kez kavga, yandaşlarlaydı. Paralel Devlet teorisini ortaya attı. Şimdi her gittiği yerde Pensilvanya diyor. Suriye unutuldu.
İşçinin emekçinin, emeklinin derdi hiç akla gelmiyor.
Emekliye 30 lira zam yaparken, oğullarına gemicik almaya devam ediyor. Milyar dolarlarla anılıyor yolsuzluğun boyutu…
Mevzi genişleterek herkesi  susturabileceğini sanan Usta, ülkenin kaosa gittiğinin farkına varamıyor. İnatla kavgayı sürdürüyor. Gerilimden medet umuyor. Siyasetin düzeyini düşürüyor.
Kısacası, Usta çarşafa dolanıyor.
Bu işin içinden nasıl çıkacak?
Çıkması zor görünüyor.
Bu zorluk, Usta’yı en  savunma saldırıdır ilkesine doğru götürüyor. Ama, Usta bilmiyor ki, uçuruma doğru hızla sürükleniyor.

İlgili yazılar

SUSUN BEYLER SUSUN

Yalakalık almış başını gitmiş. Jöleli gazeteci sınırları zorluyor gerçekten: “Başbakan benim atamdır.” İlk yalayan değil. Daha neler vardı: Bir milletvekili,

TBMM’YE DOĞRU

Anadolu; 93 yıl öne bugünlerde emperyalizmin kıskacındadır. Dili, dini, soyu ne olursa olsun Türk ulusu 23 Nisan’da bu kıskaçtan kendisini

Mustafa Kemal Paşa Anadolu’da

Bir avuçtular. Yanmış yıkılmış savaş meydanlarında bir çelik kılıç gibi keskinleşmişler, karanlık gecelerde bir ışıltılı yıldız gibi umut veriyorlardı görenlere.

Bir Cevap Yazın