UTANDIM

TBMM’de çocuk ve gençlerin geleceğini belirleyecek ya da hayatlarını anne ve babaların eline teslim edecek 4+4+4 kesintili eğitim teklifi görüşülüyor. Sinirler gergin, milletvekilleri birbirine giriyor ve oturuma sık sık “5 dakika ara veriliyor.”

KESK, demokratik bir hakkı kullanarak teklifi protesto etmek için üyelerini Ankara’ ya çağırmış. Öğreniyoruz ki, değişik illerden Ankara’ya gitmek üzere hareket edenler daha kendi illerinden çıkarken polis engeline takılıyor, yolları kesiliyor, taciz ediliyor. Gitmelerini geciktirmek için her türlü yola başvuruluyor. Kurtulabilenler Ankara’ya ulaşmayı, gecikmeli de olsa, başarıyor.

28 mart Çarşamba. Ankara’da Kızılay ile Sıhhıye arasındaki Zafer Çarşısı karşısında olan dişçime gitmem gerekiyor. Çıktım yola.

Meclis önünden geçerken Dikmen kapısında alışık olduğumuz görüntü yine oluşmuş. Yüzlerce resmi polis. Kapı önünde ve çevresinde önlem almış. Park yerindeki polis otobüslerinin içinde de bir o kadar polis daha. Aynı güvenlik koridorunun Çankaya kapısında da oluştuğunu tahmin etmek zor değil.

Genelkurmay’ın önünden Güvenpark’a doğru gidiyorum. Genelkurmay’ı korumaya almış silahlı askerlerin yanı sıra etrafında dolaşan sivil güvenlik görevlilerini görüyorsunuz. Hemen sağda ‘eski başbakanlık’ denilen, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın makamı. Resmi, sivil polislerin abartılı önlemleri dikkat çekiyor.

Genelkurmay’ın 100 metre ilerisinde, eski başbakanlık ile yan yana olan Güvenpark’a ulaştığınızda ‘tehlikenin büyük’ olduğuna anlıyorsunuz. Yer gök polis kaynıyor. Vatandaşlardan çok polislerin dinlenme mekanı olan, polis otobüslerinin de otoparkı durumuna getirilen Güvenpark’ta yine yüzlerce polis.

Ankara’nın göbeği denilen Kızılay’a geldiğinizde ise Gazi Mustafa Kemal Bulvarı trafiğe kapanmış. Protestocular Maltepe tarafından gelmişler ve buluşma adresleri olan Güvenpark’a sokulmuyor. Ya girmeye kalkarlarsa diye barikat kurulmuş, her türlü önlem alınmış. Gaz sıkmalara karşı maskeler, kalkanlar, joplar, zırhlı polis araçları…

Kızılay’dan Sıhhıye yönüne doğru Atatürk Bulvarı’ndan devam ediyorum. Zafer Çarşısı’na gelmeden önce, Sakarya girişini sağlayan üst geçit köprüsünün ayaklarında yüzlerce polisi daha görünce ister istemez, “pes” sözcüğü çıkıyor ağzımdan.

Dönüşte de aynı manzara devam ediyor. Meclis’ten Zafer çarşısına kadar olan kısa mesafede oluşan bu manzarayı gözünüzün önüne getirin lütfen. Bu nasıl bir demokratik ülke.

300-500 göstericiyi engellemek ve güya asayişi sağlamak için binlerce polis, Ankara’nın en işlek cadde ve sokaklarını adeta ‘işgal’ etmiş. Hani ‘ileri demokrasi’, hani sivil idare. Kime, ya da kimlere gözdağı veriliyor.
Hani bu yasanın çıkmasını millet istiyordu? O zaman milletten niye bu kadar korkuluyor. Yoksa dışarıda olanlar milletten sayılmıyor mu.

Bir şeyler olacağı belli. Nitekim akşam haberlerinde olaylar çıktığını, polisin güç kullanarak pek çok göstericiyi gözaltına aldığını, göstericilerin yerlerde sürüklendiğini öğreniyorum.

Gözlerimle bir kez daha tanık oldum ki, polis devleti olmaya doğru koşar adım gidiyoruz. Türkiye’de uygulanan ‘ileri demokrasiyi’ görünce utandım.


İlgili yazılar

Kurultaydan Kılıçdaroğlu’na; “Yetmez ama yine de Evet…!”

CHP’nin 18. Olağanüstü kurultayı geçmişteki kurultaylardan farklı bir seyir izledi. Parti içi demokrasi açısından sınıfı geçen kurultay, bir yandan da

ÜNİVERSİTE İSİMLERİ!..

Anımsar mısınız bilmem! Ankara’da meşhur bir terzi vardı! Seyfi Saltoğlu isminde. Bir gün bir tanıdığı aracılığı ile Merhum Özal’a elbise

Cemal Süreyya ödülü kazananlar belli oldu

Usta şair Cemal Süreya ölümünün 25. Yılında Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkez’inde düzenlenen bir etkinlikle anıldı. Cemal Süreya Derneği tarafından

Bir Cevap Yazın