YANIT İSTEYEN SORULAR

“AK Parti, çok esnek, akışkan kolayca söylem değiştirebilen bir parti.”

Bugüne kadar AKP hakkında duyduğum en güzel tanım.
Sürekli söylüyoruz, kızıyorlar.
“Bu partinin kesinlikle bir ideolojisi, bir kimliği yok. Her yöne esneyebilen, her yola akabilen, bir dediği bir dediğini tutmayan, bugün ak dediğine yarın kara diyebilen bir parti” diye.

Bu partinin genel başkanı,usta(!), her gün televizyonlara çıkıp bize diyor ki; “Bana güvenin, hiç bir pazarlık yok, taviz yok.”
Bugüne kadar pek çok kez kendini kandırılmış hisseden biri olarak, ‘Neden güvenelim’ diye sormadan önce, az önce yazısından alıntı yaptığım Kadir Has Üniversitesi Uluslararası ilişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Akın Ünver’i okumaya devam edelim:
“Liderlerin çok büyük siyasi çıkar karşılığında böyle girişimlere başlaması çok normal. Bu BASK örneğinde de var, İrlanda’da da, Kolombiya’da da. Siyasi lider, işin içinde çok büyük bir getiri yoksa zaten böyle bir riskin içine girmez.”

Tüm üniversitelerin susmayı tercih ettiği dönemde bunları söyleme cesareti gösteren öğretim üyesi Akın Ünver’i alnından öpmek geliyor içimden.

Hocam, milletvekillerine ve siyasi parti liderlerine soramıyoruz, sorduğumuzda adımız hemen barış karşıtı, ortalık karıştırıcı, hain, eski siyasi geleneğin kalıntısı’na çıkıyor. Söyler misiniz Başkanlık pazarlığı dışında ne pazarlığı yapmış olabilir Usta terörist başı ile?
Serinden (başından) dahi vazgeçmeye razı olan Usta, bize nelerden vazgeçmeyi vadediyor acaba hiç düşündük mü?

Epeydir aklımı karıştıran, merak ettiğim bir türlü cevabını alamadığım bazı sorularım var.

Bizim mahallede kasap var, pastane var, market var, terzi var, kuru temizlemeci var, anahtarcı, ayakkabı tamircisi, kırtasiye… Ben hiç merak edip sormadım onlara, ‘Hemşerim memleket nere?’ Misal, biri Diyarbakır’lı, öteki Muş’lu olabilir. Biri Siirt’li, öteki Muğla’lı.

Bugüne kadar bununla hiç ilgilenmediğim gibi, bugün de bu konu benim ilgi alanıma girmez.
Fakat sorarım size, batılı bir kimlikle, misal Ankara’lı, İstanbul’lu, Muğla’lı, Aydın’lı bir kimlikle gidip Siirt’te bir terzihane açmayı düşündünüz mü? Ya da ‘Muş’ta küçük bir dükkân var gideyim orada bir ayakkabı tamir atölyesi açayım’ diye hiç aklınızdan geçirdiniz mi? Denediniz mi? Size oralarda yaşama şansı tanındı mı? Varsayalım ki; eşinizin memuriyet görevi nedeniyle tayininiz çıktı Şırnak’a, siz de eczacısınız. Eşiniz asker polis olmasın, maliyede memur olsun, tarım bakanlığında ziraat mühendisi olsun, acaba Şırnak’ta bu kimliğinizle, bir Türk olarak açacağınız Eczanenin başına bir şey gelir mi?

‘Türküm’ diyene milliyetçi, kafatasçı yaftası yapıştıranlar, gittikçe tehlikeli boyutlara çıkan Kürt milliyetçiliği ile nasıl baş edecekler?


İlgili yazılar

İçimdeki ses

Zaman zaman edebiyat, sanat, müzik büyük kurtarıcıdır insanın yaşamında… Cumhurbaşkanlığı döneminde, Süleyman Demirel’in danışmanlarından biriyle tanışma ve sohbet etme olanağı

ŞÜKÜR VEKİLLİĞİ

Bazı insanlar vardır. Allah’ın sevgili kulu olarak doğarlar. Sonrasında da Allah onlara, “Yürü ya kulum” der. Tutabilene aşkolsun. Bu tip

Benden selam söyle mabet fahişelerine

Ve yine övgüler dizilecek kadınlara, kadınların azınlık olduğu erkek idaresindeki salon toplantılarında nutuklar atılacak. 1857 yılında Newyork’lu dokuma işçisi kadınların

Bir Cevap Yazın