YAVUZ SULTAN TAYYİP

Muhalefetin, aykırı düşünen, biat etmeyenin
telefonlarını dinledi.
Sahte evraklarla suçlar oluşturdu.
Yatak odalarına kadar girdi.
3 -5 çocuk nöbetleri tuttu adeta.
Hangi pozisyonda birleşme olursa
daha dindar bir çocuk doğacağını da açıklayacaktı.
Utandı.

Allah dedi,
din-iman, İslam dedi.
Sık sık kimsenin özel yaşamına,
ne yiyip ne içeceğine karışmayacağını
söylemesinden belliydi yapacakları.
Gün geldi, kimin nerede ne içeceğine de el attı.
Ayranı ‘milli içecek’ ilan etmesinin ardından
alkol düzenlemesi yaptı,
“İsteyen gitsin evinde içsin” buyurdu.

Artık gemiyi azıya aldı.
Durmak yok, yola devam diyerek
“İki ayyaşın’ yaptığı yasalardan söz etti.
Dinin hükümleri varken yasa da ne oluyordu.
Adım adım din devletine doğru.

Kankası, yol arkadaşı İmralı’daki terörist başı
Nevruz mesajında açıklamıştı:
Laik cumhuriyetin sonu geldi,
İslam kardeşliğinde yeniden buluşacağız,
Yepyeni bir devlet kuracağız diye.

İstanbul’da nefes alacak yeşillikler bir bir peşkeş çekilirken,
Gezi Parkı’na göz dikti.
Yandaşlarına para kazandırmak varken,
yüzlerce binlerce ağaç sökülmüş ne ki.

Bir tarafta
Çankaya yolu üzerinde her gün
gidip gelirken gördüğü iğde ağacının
bilgisi dışında kesildiğini görünce ağlayan,
“kesmeden haber verseniz bir yolunu bulurduk” diyen,
bir ağaç dalını kurtarmak için
koskoca evi yerinden kaydıran anlayış,

Diğer tarafta
Yeşili kurtarmak isteyen,
hakkına sahip çıkan vatandaşlara
cop ve biber gazı saldırıları düzenleten,
“Ne yaparsanız yapın,
orası için karar verdik, yapacağız.”
diyen zorba, gaddar halife anlayışı.

Geçeceği güzargahın işaretleri çok önceden verilen,
ona göre yakınların ve yalakaların,
eşin-dostun arazi edinmeleri sağlanan
3. köprü için kesilen ağaçların sayısı binlerle ifade ediliyor.
Temeli de kardeş Gül ile atılıyor.
Dualar eşliğinde,
Suudi Arabistan yöntemiyle.

İsmi de hemen açıklanıyor
Yavuz Sultan Selim Köprüsü.
Neden Yunus Emre, Mevlana, Mimar Sinan değil.
Neden Atatürk olmadığı biliniyor da.

Pekçok tartışma yapılıyor.
Sadece birine dikkat çekelim.
Yavuz Sultan Selim,
Halifeliği Osmanlı’ya getiren,
ilk halife olan padişahtır.
Yönetim tarzı da kan,gözyaşı,
baskı ve zulümdür.
Tayyip ve anlayışı çok severler kendisini.
Bu bir işaret midir?

Arşivler ortada, yalan yok.
Yıl 1995. İstanbul’a üçüncü köprü tartışmaları var.
Tayyip İstanbul’a üçüncü köprüye karşı olduğunu açıkladı.
Gerekçesi ise, İstanbul’un sülietini bozacağı.
Devam ediyor Recep Bey:
“Üçüncü köprü cinayettir.
İnşallah bu cinayet bitmeden hükümet değişir.”
İnşallah.

İstanbul’un fethi yine coşkuyla kutlandı.
19 Mayıs, 23 Nisan, 29 Ekim’de ortada görünmeyen,
kulakları, başı-gözü ağrıyanlar,
yurt dışında önemli ziyaretlerde! olanlar buluştu.
Fatih’ten minnet ve şükranla söz edildi.
Atatürk’ten tek kelime yok.

Evet,
İstanbul’u Fatih fethetti.
Aynı İstanbul yıllarca İngilizlerin işgali altındaydı.
İşte İstanbul’u bu işgalden kurtaran da Mustafa Kemal’di.
Fethedeni gördüler,
kurtaranı ise es geçtiler.
Yakıştı.

Yeni Osmanlı Devleti,
Sultan, Padişah, Halife 1. Recep
hayırlı olsun.


İlgili yazılar

Seçimin ardından!

Tuhaf bir sabaha uyandı Pazartesi günü Türkiye. Hala da tam olarak ne olup bittiğini anlamış değil. Evet barajlar yıkıldı, derin

KONSERVATUVAR NASIL KURULDU

27 Mart Dünya Tiyatrolar günüydü. Salihli’den Mardin’e kadar ülkemde de yankı buldu. Bulması da gerekiyordu Zira ülkem çok zor koşullardan

TAKSİM AYAKLANMASI TÜRK BAHARI MI?

Taksim’de başlayan ve Türkiye’nin hemen her yerinde yaşanan olayların hükümet karşı bir başkaldırı, ayaklanma olarak değerlendirmek mümkündür. Toplumsal eylemlerin ayaklanma

Bir Cevap Yazın