YEDİ YAŞIN ÖNEMİ

Bir önceki yazımızda “6 Yaşını Bitirmiş Olmak Neden Önemli” diye sormuş, gelişim psikolojisi kuramlarına dayanarak 7 yaşın nereden çıktığını ve temel özelliklerini ele alacağımızı belirtmiştik. Ne var ki o yazımızda, “okul olgunluğu” kavramı etrafında yeni uygulamayı değerlendirmiş ve bu konuya girememiştik. Bu yazımızda bu arzumuzu gerçekleştirmeye çalışacağız.

Eğitim ile yaş arasındaki ilişki kurmanın tarihi epey eskilere gider. Ancak, bu ilişkinin bilimsel temellere oturtulması ise bir o kadar yenidir.

20. yüzyılın başlarına, deneysel psikolojinin gelişimine kadar genellikle eğitimciler eğitimin erken yaşlarda başlamasına dikkat çekmişlerdir. Gerek eski Mısır’da gerekse Antik Yunan’da bu vurguya sıkça rastlarız. Özellikle de din eğitimi ve devletin idaresi bağlamında bu vurgu sıkça yapılmıştır.

Thomas Davidson “Greklerde Eğitim Düşüncesi” adlı çalışmasında “Genellikle doğumdan yedi yaşının sonuna kadarki dönemi kapsayan ilki ev eğitiminden ibaretti, sekiz yaşından on altı, belki çoğu kez on sekiz yaşının sonuna kadar ki dönemi kapsayan ikincisi okul eğitimiydi, on yedi yâda on dokuz yaşından (Sparta’da otuz) yaşının sonuna kadarki dönemi kapsayan üçüncüsü yüksek okul yâda yurttaş ödevleri eğitimiydi”(s.48-49) tespitini yapar.

Sparta ve Dorlar’da yedi yaşını tamamlayan bir oğlan çocuğu evinden alınarak devlet okullarında eğitime tabii tutulurdu.(s.60) Atina şehir devletinde durum bundan farklı değildi. Çocuk yedi yaşına geldiğinde, Apollon tapınağında “geleceğin yurttaşları kütüğüne kaydedilir” “phatria(kardeşlik halkası)” üyesi yapıldıktan sonra ilkokula başlardı.(s.85)

Platon’da ise durum biraz daha farklıdır. Ona göre, çocuk doğar doğmaz ailesinden alınır ve devletin bu konuyla görevlendirdiği insanlara bırakılır. Onlar ise, “doğumla birlikte vücut bakımını yapar, üç yaşında hikâye anlatımını, yedi yaşında beden eğitimini, 10 yaşında okuma yazma eğitimini, on dört yaşında müzik ve edebiyat, onaltı yaşında ise matematik eğitimlerini, 18 yaşından itibaren ise askeri eğitimlerini gerçekleştirirler.(s.157).(Platon, Yasalar adlı kitabının VII.sinde de benzer bilgileri Atinalı’nın ağzından aktarır. (Bkz. Yasalar Cilt II Kabalcı Yayınları)

Aristotales’te dönemin Sparta eğitiminin ilkelerini benimser. Okul eğitimi için 7-21 yaş arası geleneksel anlayışa sahip çıkmakla birlikte “öğretimi beş yaşında başlatır”. Ancak, 5-7 yaşına kadar ki süreçte çocuk sadece dersleri izler Gerçek anlamda eğitim ise 7 yaşında başlar.

Eski Mısır ve Antik Yunan düşünürlerinin etkisiyle İslam düşünürlerinde benzer bir eğilim görülür. Birçok İslam düşünürü öğretimi 5 yaşında başlatmakla birlikte, 7-8 yaşına kadar izlenen öğretim programı oldukça sınırlıdır. Daha çok dini bilgilerin, pratiklerin verilmesi şeklindedir. Ne kadar doğrudur bilemem ama şöyle bir hadisi aktarırlar: “Çocuklara yedi yaşında namaz kılmayı öğretin. On yaşında kılmazlarsa dövün.”

Ortaçağ Avrupa’sında 7 yaş daha çok hayata atılma, çalışma yaşı olarak görülmüştür. Özellikle eğitime büyük önem Protestan dünyanın ortaya çıkışına kadar böyle olduğu söylenebilir. Eğitimli soyluların çocuklarının 4-5 yaşlarında okuma yazma öğrendiğine dair bilgiler vardır. (C.Heywood, Batı’da Çocukluğun Tarihi s109) Ortaçağın manastırlarındaki eğitimde genellikle 7 yaş genel derslere geçiş için kabul edilir. Şövalyelerin eğitiminde de 7 ya başlangıç kabul edilir. (Aytaç, Avrupa Eğitim Tarihi, s.88)

Rönansas döneminin düşünürlerinde 7 yaş vurgusu hayli fazladır. İtalyan hümanistlerinden Vegio’ya göre “çocuklar 7 yaşından itibaren ders almaya başlamalıdırlar.” (Aytaç, s.108) Aydınlamanın önemli yazarlarından Montaigne, 7 yaşında College de Guyenne kayıt olur buradan 11 yaşında mezun olur.
Buraya kadar özetle vermek istediğimiz, ilk çağlardan beri eğitimin küçük yaşta başlatılmasının, okul yâda genel eğitimin 7 yaşında başlatılmasına dönük bir kabulün varlığını göstermektir.

Cumhuriyet öncesindeki durum için Aytaç Açıkalın’dan şu cümleleri aktaralım:
“Ercüment Ekrem, çocuğun dört yaşından, dört ay daha alınca okula başlatılmasının uğur sayıldığını yazmaktadır. Yahya Kemal, Üsküp’teki Yeni Mekteb’e beş yaşında başladığını Celal Esad Arseven ise 6 yaşında beni mektebe başlattılar” (Aytaç Açıkalın, Okuldaki çocuklarımız, s.24)

Sulçuk Aşkin Somel, Osmanlı mahalle mekteplerinde okula başlama yaşıyla ilgili daha fazla ayrıntılı bilgiler verir.

“Mahalle mekteplerinin masrafları yerel vakıflar tarafından karşılanmasından dolayı okula başlama yaşıyla ilgili devletin empoze edebildiği standart bir kural yâda yönetmelik yoktu. Aynı şekilde eğitim süresi de açıkça tanımlanmamıştı” (Osmanlı’da Eğitimin Modernleşmesi, s.312)

Somel, okula başlama yaşıyla ilgili bazı anılar aktarmaktadır. Buradan öğreniyoruz ki Kazım Karabekir, “3 yaşında” okula başlamıştır. Genellikle 4-6 yaşlarındaki çocuklar bu okula başlıyor ve her biri için bir tören düzenlenmektedir.(s.312)
Okula başlama yaşındaki bu belirsizliği rağmen 1847’de ıslahat çalışmaları bağlamında yayınlanan “Sıbyan Okulu Hocaları Talimatnamesi”nden öğreniyoruz ki Osmanlı Devleti bu okullar için de 7 yaşı esas almaktadır. Yönetmeliğin ilgili maddesi şöyledir:

“7 yaşına basan her çocuk okula devama mecburdur. Daha küçük yaştaki çocukların okula başlatılması anne ve babaların isteğine bırakılmıştır…”

Osmanlı’daki modern ilkokullarda ise yine farklı yaş esas alınmakla birlikte 7-8 yaş ilkokula başlama yaşı olarak kabul edilmiştir.

Gerek Batı Avrupa’da gerekse Osmanlı’da olsun bu uygulamaların tamamı genel bir gözleme dayanır. Bugünkü anlamda bilimsellik içermez. Okula başlama yaşı, bilimsel düzeyde bir sorun olarak ancak 20.yüzyılda deneysel psikolojinin gelişmesiyle ortaya çıkmıştır. Hiç kuşku yok ki bunda Piaget’nin çalışmalarının büyük önemi vardır.
Piaget çalışmaları eğitimde, önemli ufuklar açmıştır. O güne kadar çocuğun biyolojik gelişimini dışarıdan gözlemleme sonucunda ortaya çıkan anlayış bu kez Piaget ile birlikte tersine içten bir gözlemlerle ortaya konmuştur. “Çocukta ne oluyor” çocuğun kendisinden bakılarak ortaya konmaya başlanmıştır. Piaget’nin araştırmaları okula başlama için bir yaş standardı koymaz. Çünkü onun araştırmaları yaş analizlerini de içine alan çocukta bazı evrelerin olduğu bilgisini ortaya çıkarmıştır.

Piaget’nin çocuktan bakma ve evre yaklaşımı hemen eğitim-öğretimde karşılığını bulmuştur. Zamanla Piaget’nin çalışmalarına çeşitli eleştiriler getirilmiş olsa da bu eleştiriler Pigaet’nin görüşlerinin yanlışlarını gösterip eksiklerini tamamlayan özünde geliştirir nitelikteki eleştirilerdir. (Robbie Case ve Kurt Ficher’in çalışmaları bu özellikleri gösterir.) Kaldı ki zamanla Piaget’de kendi kuramı üzerine önemli düzeltmeler yapmıştır. Son çalışmalarında gelişimi daha çok sarmal biçimde ele almış evre görüşüne daha az yer vermiştir. Ancak bu düzeltmelere rağmen evre görüşünden vaz geçmiş değildir.

Piaget, çocuklarda 7-11 yaş arasını somut işlemler dönemi olarak adlandırmıştır. Çocuk bu dönemde matematiksel ve mantıksal yapıları kazanır, eylemleri zihinseldir. Düşünceleri daha soyuttur.

Çocuğun 7 yaşında becerebildiği düşünme biçimleri, Piaget sonrası yapılan çalışmalarda görülmüştür ki eğitim yoluyla 7 yaş öncesinde de kazanılabilmektedir. İyi bir okul öncesi eğitim 7 yaşın özelliklerini 6 yaşa çekebilmektedir. İlginçtir ki bazı beceriler ise her türlü eğitime, hatta öğrenilen bilgiye rağmen ancak ileri yaşta çocuğun yaşamında yer edinebilmekte.

Bu durum bizi “okul çağı”, “okul hazırlığı” yâda “hazır bulunuşluk” kavramlarına götürmektedir. Yedi yaş, bize çocuk hakkında bir bilgi verse de onun kesin olarak okula hazır olduğu anlamına gelmemektedir. Aslında okula başlama, her çocuk için ayrı ayrı yapılacak gözlemle, değerlendirmelerle belirlenmelidir. O nedenle okul için takvim yaşı bir yere kadar anlamlıdır. Hukuki olarak okula başlamada takvim yaşı olarak 7 yaş esas alınsa da pedagojik açıdan bunun bir önemi yoktur. Asıl olan çocuğun okula hazır olduğunun tespit edilmesidir.


İlgili yazılar

BEN İNÖNÜ’DEN ŞÜPHELENİYORUM…

Reyhanlı’da meydana gelen patlamalar sonrası çok sayıda insanımızın ölmesi hepimizin yüreklerini sızlattı. Hele hele padişahımızın çok üzülmesi bizi de derinden

EGEMEN OLAMAYIP NE VAR NE YOK BAĞIŞ’LAYINCA…

Yıllardır bakanlık koltuğunda oturur, koltuklar değişir, tutum değişmez. Yolu da, görevi de bellidir. Yağcılık. Girdik, gireceğiz dedikleri yolda aylardır bir

İnce Neden Kaybetti?

  CHP 18. Olağanüstü kurultayı bitti. Herkes Muharrem İnce’nin aldığı 415 oyu konuşuyor. Beklenenden fazla oy aldığını düşünüyorlar. Ben öyle

Bir Cevap Yazın