YEREL DİLDE SİYASET

Kürt sorunu siyasetin merkezinde yer almaya devam ediyor. Geçen hafta CHP Grup Başkanvekillerinin verdiği kanun teklifi üzerine yapılan tartışmalar, Kayseri’deki saldırı gündemin sıcak olaylarıydı.

Bunlara ek olarak; Başbakanın siyasi uzantılarla müzakere, terörle mücadele gibi sözde kulağa hoş gelen ama içi bir o kadar boş olan sözleri, Hasip Kaplan’ın meclis kürsüsünden “kim o hayvan” seslenmesi, Bekir Çoşkun’a muhtıra veren apoletlilerin sus pus olması yine bu gündemin içine yerleştirilebilir.
Türkiye’nin Kürt sorunundan çıkışı, ulus devleti, devrimci ulusalcılığı kavramakla olur.

Bu devrimcilik en iyi biçimde bu devletin kurucu ilkelerinde ve siyasal olarak da Cumhuriyet Halk Partisi’nde kendisini göstermekte.
Bu çizgiyi, hakkını teslim edelim Deniz Baykal çok iyi biçimde siyasal formüllere dönüştürmüştür.

Konuyla ilgili Onun çeşitli zamanlarda yaptığı konuşmalar, ulus devletin ne olduğunu, etnik kimliklerin ulus devlet içindeki yerlerinin ne olması gerektiğini çok net olarak ortaya koymuştur.

Kılıçdaroğlu, zaman zaman aynı şeyleri söylese de birkaç konuda attığı adımla, söylediği sözlerle daha da önemlisi etrafına topladığı yol arkadaşlarının bu anlayışın çok uzağında kalmış kişiler olmasıyla Baykal’ın berraklaştırdığı çizginin algısını zayıflattığı görülüyor.

CHP, ister etnik, ister dini veya yerel, bölgesel kimlikler olsun bunların hiçbirine kendi alanlarında bu özelliklerinden dolayı “egemenlik kurmalarına” imkan verecek adımlar atamaz, atmamalıdır.

Aidiyetlerin kendi varlıklarını sürdürme, tanıtma amaçlı etkinliklerini tanımak, onlara destek olmak başka bir şey, bulundukları yerde bütünün parçası olmanın dışında özel egemenlik kurmalarına göz yummak başka bir şeydir.
Bunları söylememizin nedeni, CHP Grup Başkanvekillerinin Siyasal Partiler Kanununda değişiklik içeren kanun teklifi.

Bizzat Genel Başkanın talimatıyla imzalanan bu önerge için yapılan savunma, Seçim Kanununda yerel dil yasağının kaldırılmış olmasıdır.
Ona itiraz edilmemiş o zamanlar.

Hatta o tarihlerde parti yöneticisi olan Kemal Anadol, Şahin Mengü gibi bugün tepki gösterenler dahi itiraz etmemişler!
Doğrudur, tutanaklara baktık. Etmemişler.

Bu yapılan işin doğruluğunu değil sadece onların tutarsızlığını gösterir.
Ulus devletin temel birleştirici öğesi dildir. Çünkü ulus devlet büyük ölçüde egemenliğini dil üzerinden tanımlar. O nedenle ulus devletin eğitim, hukuk, siyaset, ticaret ve bürokrasi dili resmi dilde olmalıdır. Bugün toplumsal gelişim, dilin bu egemenliğini önemli ölçüde tehdit etmektedir. Özellikle iletişim araçlarındaki gelişmeler ile ticaretin uluslararasılaşması bu etkiye kaynaklık etmektedir. Sosyolojik gelişmelerin yarattığı bu tahribat, atılacak planlı, bilinçli adımlarla geçiştirilebilir. Ancak siyasallaştırılmış, siyasetin temel argümanı olmuş gelişmeleri savuşturmak o kadar kolay olmayacaktır.
CHP değişmesine önce karşı çıkmadığı Seçim ve değişmesini talep ettiği Siyasal Partiler Kanunun’da çok özel bir ifade bulunuyor: “Etnik kimlik oluşturmamak”.
Bu kanun teklifini hazırlayanlar 2010 yılındaki değişikliğe karşı çıkmayanlar, şu soruya cevap vermelidirler, siyasetin dilini etnik dile teslim ettiklerinde, oradaki siyaseti etnikleştirmiş olmazlar mı?

Etnik dillerin kendi varlığını sürdürmesi, yaşatması başka bir şey, bu dil üzerinden bir egemenlik alanı yaratılması başka bir şeydir. Kendi adımıza atılan adımın bu ikinci seçeneğe hizmet ettiğini düşünüyoruz.

O nedenle CHP Grup Başkanvekilleri, önce atılan adımın “etnik kimlik” oluşturmaya hizmet etmeyeceğini, siyasetin dilinin yerelleşmeyeceğini açıklamalıdırlar.
Yada açıkça bunun böyle olması gerektiğini savunmalıdırlar.

Önceki yanlış ise ona bağlı ikinci adımda yanlıştır.


İlgili yazılar

POLİS HALK EL ELE

Eskişehir’de Gezi eylemleri sırasında yediği dayaktan ölüyor bir fidan. Adını artık hepimiz biliyoruz. Ali İsmail Korkmaz. Ali İsmail Korkmaz’ın ölümünün

Demokrasi Feda Edilemez

7 Haziran seçimleri öncesinde, “400 milletvekili vermezseniz kaos olur” dedi. Millet tehdidi yemedi, vermedi istediğini. Büyükşehirlerde bombalar patladı, yüzlerce insan

Vefa Salman üzerinden İnce’ye linç kampanyası!

Yalova Tonami Meydanı’ndaki ağaçların kesilmesinden dolayı iki gündür Yalova Belediyesi ve Muharrem İnce’ye yönelik bir linç kampanyası yürütülüyor. Yalova’yı bilmesek

Bir Cevap Yazın