YETİM VE ÖKSÜZ KALAN SANATLARDAN BİRİSİ; PANDOMİM

En basit tanımı ‘sözsüz tiyatro oyunu’ olan Pandomim, aslında kökleri milattan öncelere dayanan bir sanattır.Ama genel bir bakış açısı ile sanat türlerini incelediğimizde, kökleri çok eskilere dayanan, çok çeşitli sanatlar artık ya tamamen unutulmuştur ya da yavaş yavaş etkisini kaybetmek üzeredir.Yine bazı çevreler bu sözlerime kızacak olsalar da kızmanın ve köpürmenin bir faydası olmayacağını hatırlatarak, bir orantılama yaptığımızda, belkide iki haneli rakamlar kadar sayısı olan bazı sanat icracılarının bundan en fazla 20 sene sonra tek haneli sayılara düşeceğini ve bu kişilerin ise, yaşatmaya çalıştıkları bu sanat dallarını yine sayıya vurduğumuzda,büyük kitlelerin yanında bir avuç kadar olan insanlara icra etme durumu ile karşı karşıya kalacaklarını söylersek pek de abartmış olmayız.Beni bu kadar kesine yakın bir ağızla konuşturan ve yazdıran şey ise, Pandomim sanatı üzerinden esinlenip artık ülkemizde ve dünyada can çekişme noktasında olan veya çoktan ruhunu teslim etmiş birçok sanatın ve zanaatın olmasıdır.Hadi sanayiileşen dünyamızda bir takım zanaatların yok olmasını doğal karşılayalım dedik.E peki sanatsal alandaki bu yok oluşlara ne diyeceğiz.Cevap basit; ‘Küreselleşen ve modernleşen’ dünya tekellerinin, tek tip insan yaratmaya çalışarak, popüler kültürle kitleleri uyutması ve uyutulmuş kitlelerinde doğal olarak bu tezgaha kol kanat germesi diyebiliriz.
İşte tam da bu zamanda Pandomim sanatı nezdinde unutulmuş veya unutulmaya yüz tutmuş, yani kısaca öksüz ve yetim kalmış sanatları sizlere tekrar hatırlatıp yad etmek istedim.Aramızda hatırlamakta zorluk çeken okurlarım olursa onlara Pandomim sanatını kabaca şöyle hatırlatayım.Hani Ankara’da Yüksel Caddesinde veya İstanbul’da İstiklal Caddesinde ara sıra yürüdüğünüzde suratını beyaza boyayıp, yanındaki müzik seti ile beraber şehrin tam ortasında her türlü kirliliğe rağmen farklı bir dünya ve ortam yaratmaya çalışıp, anlatmak istediklerini iki metrekarelik bir örtünün üstünde el ve yüz mimikleri ile ifade eden ve etrafındaki insanların kimisinin meraktan, kimisinin boşluktan kimisinin de gerçekten ilginç bulduğundan durup seyrettiği ve arada bir de belediye zabıtalarının ‘hadi kardeşim yol kapanıyor sinemamı burası’ deyip kaldırmaya çalıştığı o sanatçıların, sokağın ortasında yaşatmaya çalıştıkları ve ‘Yok oluyoruz eey insanlar sesimizi duyun’ tarzındaki sessiz çığlığının adına Pandomim sanatı denir. Tarif biraz uzun ve kabaca bu şekilde.Sokağın ortasında icra edilmesinin sebebi ise basit.Çünkü pandomim sanatını ve sanatçısını ciddiye alıp da onlara yer ve kitle bulabilecek İ.Ü. Devlet Konservatuarı pandomim sanat dalı’ndan başka, doğru dürüst bir kurumun olmaması.Bu da zaten sanırım tek okul Türkiyedeki.Olsun bu kadarına da şükür.Buradan, bu okulda Pandomim sanatını yaşatmaya çalışıp, sanat dalı açılmasına vesile olan herkese tesekkür etmek istiyorum.
Teknik olarak Pandomim adına bir iki cümle söylemek bu yazımın temellerini oluşturacaktı ama ben yine bir ton laf kalabalığı ile işi yine amacından saptırdım.Kısaca,düşünce ve duyguları müzik veya türlü eşyalar eşliğinde bazen dansla bazen de gövde ve yüz hareketleri ile yansıtmayı amaçlayan sözsüz oyun diyebiliriz Pandomim için.Bu alanda en başarılı sanatçılar olarak Marcel Marceau ve ülkemizden de Erdinç Dinçer’i örnek gösterebiliriz.Ve bu sanatı bir anlamda beyaz perdeye yansıtan Charlie Chaplin ile Laurel ve Hardy ikilisini,sessiz sinema döneminde bu türün ilk örneklerinden sayabiliriz.Pandomim sanatı ile ilgili teknik ve tarihsel bilgi vermeyi çok isterdim ama Pandomim sanatı bu yazıya sığmayacak kadar köklü bir tarihe sahip ve bu konuda ahkam kesmek en azından benim haddim değil.Ama bu konuya bir nebze olsun dikkati çekebilirsem ne mutlu bana.Ayrıca yazımın sonunda her türlü zorluğa ve umutsuzluk rüzgarlarının estirilmeye çalışıldığı bir ortama rağmen Pandomim sanatını bizlere unutturmamaya çalışan Yüksel ile İstiklal caddesindeki ve adını sayamadığım başka sokaklardaki tüm pandomim ve diğer sokak sanatçılarına derin saygı ve sevgilerimi sunuyorum.Bu düzenin ‘sanat sarayları’ varsa, bizimde sokaklarımızda da sokak sanatçılarımız var.Tüm halkımıza saygılarımla…


İlgili yazılar

Kelepir Bahçeli Yazlık!

AKP’li İsmet Yılmaz, MHP’lilerin dördüncü tur oylamada geçersiz oy kullanması sayesinde TBMM Başkanı seçildi. Bilmeyenler için söyleyelim, Genel Kurul görüşme

“Dinselleşme” Nedir?

Dinselleşme terimi, (tıpkı bu yazıda karşıtı olarak ele aldığım “dünyevileşme” gibi)mevcuda ilişkin rahatsızlığın, bu rahatsızlığın giderilmesine dönük dini kavram ve

AYNAYA BAKIN

Sevgili Ata’m, Naciz vücudunu toprağa vereli 74 yıl oldu. Sen bize söyleyeceğini zaten 1926’da söylemiştin. “Benim naciz vücudum elbet bir

Bir Cevap Yazın