Askeri görünce “demokrat” milleti görünce “muhafazakâr” kesiliyor

Askeri görünce “demokrat” milleti görünce “muhafazakâr” kesiliyor

MHP Disiplin Kurulu Üyesi ve Hukukçu  Yücel Bulut’un HARAM SALTANATININ KALESİ: AK-SARAY başlıklı yazısını Yakınplan.tv okurları için yayınladık.

1964943_532816990195103_8791531413132778500_nGeldikleri zamanı hatırlıyor musunuz?

Hani şimdi yanlarında saf tutmuş “siyasetin ahlak timsali” Numan Kurtulmuş’un vaktiyle “Harun gibi geldiler” dediği dönemi söylüyorum.3 Kasım 2002 seçimlerinin hemen sonrasıydı. Adalet ve Kalkınma Partisi % 34 oy oranıyla seçimden birinci parti çıkmış, tek başına iktidar vizesi almıştı.

Mazbatasını alan milletvekilleri Ankara’nın yolunu tutuyor, yerleşmeyi düşündükleri Ankara’nın Or-An Semtindeki Milletvekili Lojmanlarında keşif yapıyorlardı.

İşte tam o günlerde Kanal D’de Arena Programına katılan AKP Lideri Erdoğan milletvekili lojmanlarının devlet üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu ifade ediyor ve ekliyordu: “Bu fakir halk bunu çekmekle yükümlü değil”

Kararını vermişti; Milletvekili Lojmanları satılacak, milletvekilleri de gerekirse kendi kiraladıkları evlerde yaşayacaktı. AKP Milletvekilleriyle görüşen Erdoğan “millet bizi komşu görmek istiyor” diyerek milletvekillerinden lojmanlara yerleşmemesini istiyordu.

Kendisi de Ankara’nın Keçiören semtinde bir eve yerleşiyor, gerekçesini soran evin kapısındaki gazetecilere “halkla daha iç içe, rahat bütünleşelim diye” şeklinde cevap veriyordu.

Kendini “muhafazakâr demokrat” olarak tanıtan Erdoğan, milletin hoşuna gidecek her popülizmi ustaca sergilemekten çekinmiyor, gecekondularda verdiği pozları çarşaf çarşaf servis ediyordu.

Askeri görünce “demokrat” milleti görünce “muhafazakâr” kesiliyor, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın tanımladığı “muhafazakâr demokrat” rolünü ustaca oynuyordu.

Erdoğan’ın günden güne artan otoritesi, milletçe verilen kredinin hoyratça sömürülmesi neticesini doğurdu. Erdoğan, milletin kendisine ekonomik refah ve milli bir demokrasi için verdiği desteği, kişisel ihtiraslarını tatmin edeceği bir devlet düzeni kurmak amacı için kullandı.

Önce yandaş sermaye oluşturuldu. Devlet kaynakları peşkeş çekilerek zengin edilen badem bıyıklı türediler peydah edildi. Kişilik sahibi olmayan, hiçbir milli haysiyet tanımayan ve sadece Erdoğan’ın dudaklarına mahkûm bu sınıf üzerinden medya yeniden şekillendirildi. El konulan medya grupları beslemelere pas edildi. Teslim olmayanların direnci, milyar dolarlık vergi cezalarıyla kırıldı. Daha önce mason, dönme ve işbirlikçi olarak ilan medya gruplarının linç edilmesinin neticeleri milletçe tam olarak kavranamadı. Öyle ya; milletin adamı Erdoğan millet düşmanlarını eziyordu. Kendi için bir şey istiyorsa namert oğlu namertti.

Erdoğan, tekeline aldığı medya gruplarını düşman gördüğü tüm siyasi ya da sosyal sınıflara karşı acımasızca kullandı. Kendisini tenkit eden her muhalifini elinin altındaki medya gruplarına linç ettirdi. Artık demokrat kimliğini yavaş yavaş terk ettiğinin sinyallerini veriyor, eleştiriye karşı artan hasımsızlığını saklayamıyordu.

Günü ve saati geldiğinde Milli Ordu’ya yönelen alçakça saldırılara bizzat müdahil oldu. Türk Ordusunu linç kampanyasına dönüşen ve yıllar sonra kendi ağzıyla “tezgâh” olduğunu ifade edeceği Ergenekon Davasının savcılığına soyundu. Toplumun bütününe eşit davranacağını vadeden “hâkim” vicdanlı halk adamı Erdoğan, hâkimliği bırakıyor, sırtını yasladığı toplumsal sınıflar adına toplumun diğer kesimini suçlayacağı “savcı” vicdanını vitrine çıkarıyordu. Milli Görüş gömleğini çıkarmakta zerre tereddüt etmeyen Erdoğan, şimdi de demokrat kimliğini terk ediyor, iktidarını toplumsal kutuplaşma ve kamplaşma üzerine inşa edeceği bedevi gömleğini giyiyordu.

Türk Ordusu bu tarihi kumpas eşliğinde darmadağın edilirken, Erdoğan’ın inşa ettiği medyası, “bacısını satmaktan sabıkalı” gizli tanıkların ifadelerine dayanarak, manşetleriyle Türk Subaylarını linç ediyordu.

Devlet; Erdoğan’ın ellerinde ağır bir dönüşüme zorlanıyor, yandaşlar devletin bütün kademelerini yağmalıyor ve muhafazakâr demokrat Erdoğan’ın tiranlığa doğru kayan siyasi macerası devam ediyordu.

Erdoğan gecekondularda bıraktığı vicdanını belli ki bir daha yanına almamıştı. Birlikte yol yürüdükleri de dahil olmak üzere “canını sıkan hemen herkesi” düşman ilan etmekten çekinmez bir siyasi profil olmuştu.

Erdoğan; kimisini cuntacı, kimisini paralel, kimisini Fatiha bilmez, kimisini ayyaş, kimisini hain ilan ettiği birçok toplumsal sınıfla kavgalı hale gelmişti. Erdoğan, vicdanını, sadece “bölücülük sicili” olanlarla karşılaşınca hatırlıyor, gencecik bedenlerin ölülerine bile kükremekten çekinmeyen siyaset üslubu, bölücüleri gördüğü zaman suskunlaşıyordu.

İstediği hedefe varana kadar her yola başvurmayı meşru ve mubah gören bir siyasi anlayış eşliğinde, ne yazık ki toplumun önemli bir kesimini de bu rant ve menfaat birlikteliğine angaje etmeyi başardı.

Devletin en tepesine oturdu oturmasına ama ardında hesabını asla veremeyeceği onlarca karanlık siyasi sabıka bıraktı.

İktidarının 12. yılına geldiğinde, gecekondularda iftar açan Erdoğan’dan eser kalmamıştı. Bir zamanlar halkın arasında olabilmek adına Keçiören’de apartman dairesinde oturmayı tercih eden Erdoğan, şimdi dev gibi saraylara kendisini layık gören bir kibir abidesine dönüştü.

“Bu fakir halk bunu çekmekle yükümlü değil” diyerek milletvekili lojmanlarını satışa çıkaran Erdoğan, 12 yıl sonra, bu defa kendisine layık gördüğü sarayı inşa ettirebilmek için bir milyar dolardan fazla bir rakamı bu fakir halkın sırtına yükledi.

Demokratlıktan tiranlığa, Harun’luktan Karun’luğa uzanan siyasi çizgisi AK-SARAY adı verilen garabet eşliğinde FİRAVUNLUĞA doğru yol almaya başladı.

Ortadoğu Gazetesi


İlgili yazılar

MHP’li Aydın: Hükümeti AKP-CHP kuracak!

1999′daki DSP-ANAP-MHP koalisyonunun arabuluculuk yapan ardından da Bayındırlık Bakanı olan MHP Trabzon Milletvekili Koray Aydın, AKP’nin de CHP’nin de koalisyona

Özdağ: Genel Başkanımız görevinin başında

MHP Genel Başkanlığı için ismi geçenlerden Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ, “Sayın Genel Başkanımız görevinin başındadır ve bütün bu konuları değerlendirmek

Özgündüz: Günü gelince işleme koyarız!

Yolsuzluk, rüşvet tapelerinin ve delillerinin silinmesi kararına tepki gösteren CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, komisyonun tapeleri ve delilleri yok etme

Bir Cevap Yazın