Bu hükümetin ömrü bitmiştir

Bu hükümetin ömrü bitmiştir

Partisinin Antalya kampında konuşan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Yeni bir seçim sürecine gireceğiz. Bir ve beraber olacağız. Ortak ses çıkaracağız. Hiç kimseyi ne kimliğinden ne inancından ne yaşam tarzından ötürü ötekileştirmeyeceğiz” dedi. Kılıçdaroğlu Suriye’den gelenlerin ucuz işçi olarak çalıştırılmasına karşı çıkarak, “1.5 milyon Suriyeli bizde, benim çocuğum işsiz onlara iş buluyorlar. Kimse kusura bakmasın. İşse önce benim insanım iş bulacak. Bakkal Mehmet efendinin oğlu işsiz dışarıdan adam getireceğiz” dedi.

CHP Grubu ve MYK Antalya’da Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı.

Toplantının açılışında konuşan Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi:

Geldiğimiz süreç şudur; bu hükümetin ömrü bitmiştir, halkına baskı yapan bir iktidarın ömrü bitmiştir, kanun çıkararak kendi yandaşlarını zengin etmek istiyor, kanun çıkararak rakiplerinin mal varlığına el koymak istiyor, kanun çıkararak onları hapse atmak istiyor, kanunlarla hiçbir baskıcı yönetim ayakta kalmamıştır. Bu hükümetin de süresi bitmiştir. Yeni bir süreç başlamıştır, yeni bir arayış başlamıştır. Bütün yurttaşlarıma sesleniyorum, otur düşün ve kararını ver. Adında Cumhuriyet olan ve Cumhuriyeti kuran bir parti var.

-YENİ SÜRECE İŞARET ETTİ-

Ne zaman bir kriz çıkmışsa, ne zaman ülke bir felakete sürüklenmişse o felaketten çekip çıkarıp aydınlığa götüren bir siyasal parti var. Bize de görev düşüyor, sevgili yurttaşlarım size de görev düşüyor, yeni süreçte Türkiye’nin yeniden ayağa kalkması lazım.

Etrafımızda kan akıyor, dış politika da geldik duvarlara çarptık. Ben kendi ülkemin topraklarına yabancı bir askerin postallarının değmesini istemem. O postalların Türkiye’ye gelmesinden ben rahatsızım. O tezkereye ‘evet’ diyenlerin bunun hesabını vermesi lazım. Benim milliyetçilik anlayışım, bu partinin milliyetçilik anlayışı vatanseverliktir. Kendi ülkemizde yabancı askerler görmek istemeyiz.

-“ADALET VE KALKINMA PARTİSİ SORUN ÇÖZEN BİR HÜKÜMET DEĞİL”-

Adalet ve Kalkınma Partisi sorun çözen bir hükümet değil, Türkiye’nin başını belaya sokan, sorun üreten bir partidir, gelin sorunlardan kurtulalım. Evinizde sorun olduğu zaman aklınızı kullanmıyor musunuz? Gelin hep beraber ülkenin sorununu çözelim.

CHP’nin demokrasi anlayışı birinci sınıf demokrasidir. İş güvenliği ile ilgili uluslararası standartları kendi ülkemize getireceğiz. Türkiye’nin en temel sorunu işsizlik.

1.5 milyon Suriyeli bizde, benim çocuğum işsiz onlara iş buluyorlar. Kimse kusura bakmasın. İşse önce benim insanım iş bulacak. Bakkal Mehmet efendinin oğlu işsiz dışarıdan adam getireceğiz.

Hepimize düşen görev var. Yeni bir seçim sürecine gireceğiz. Bir ve beraber olacağız. Ortak ses çıkaracağız. Türkiye’nin sorunlarına kitleneceğiz, aynı zamanda çözümlerini üreteceğiz. Bir olacağız, birlik olacağız.

Umutsuzluk, belli kesimlerde umutsuzluk var, bizim tarihimize insan olarak ruhumuza umutsuzluk yakışmaz.

-“HİÇ KİMSEYİ ÖTEKİLEŞTİRMEYECEĞİZ”-

Ama biz CHP’yiz, biz devrimciyiz, biz laikiz, biz ülkeyi karanlıktan aydınlığa çıkaracak olan tek partiyiz. Toplumun her kesimine gideceğiz, hiç kimseyi ne kimliğinden ne inancından ne yaşam tarzından ötürü ötekileştirmeyeceğiz. Bu alanlarda siyasette yapmayacağız. Bizim siyasetimiz işsizlik üzerine, eşitlik üzerine, barış üzerine, alın teri üzerine, huzur üzerine….”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Ermenek’teki maden kazasına dikkat çekerek iş kazalarına değindi. Toplantının açılışında konuşan Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi:

“Ermenek’ten gelen haber yüreğimizi burktu. Çağdaş dünyanın benimsediği bizim hayata geçiremediğimiz bir yol var, devlet akıl ve bilimle yönetilir. Devletin yönetimine aklı egemen kıldığınız zaman o ülkeyi iyi yönetirsiniz. Devlet kinle yönetilmez, öfkeyle yönetilmez, intikam duygusuyla yönetilmez.

Üzülerek söylüyorum, içim yanarak söylüyorum, Türkiye Cumhuriyeti akılla yönetilmiyor. Akılla yönetilen bir devlette iş kazaları iş cinayetlerine dönüşmez, kitlesel ölümler gerçekleşmez.

İş kazalarında yani iş cinayetlerinde Avrupa’da birinciyiz, Dünya üçüncüsüyüz. Bu da Türkiye’nin akılla yönetilmediğini gösterir.

Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, emniyet müdürleri, valiler, kaymakamlar, valiler kitle halinde oraya gidiyorlar. Neymiş, iş kazası olmuş, el koymaya gidiyorlar. Cinayete el koyacak olan kişinin adresi bellidir. Devletin savcısı el koyacak o kadar.

- “SEN ŞİKAYET EDERSEN, PEKİ VATANDAŞ ŞİKAYETİNİ KİME ANLATACAK”-

Gidiyorlar oraya başlıyorlar şikayet etmeye, kimi şikayet ediyorlar, her önüne geleni şikayet ediyorlar. Sen nerede oturuyorsun cumhurbaşkanlığı koltuğunda, başbakanlık koltuğunda oturuyorsun, nerede oturuyorsun bakanlık koltuğunda, sen şikayet edersen, peki vatandaş şikayetini kime anlatacak.

Ermenek olayında bir gerçeği daha gördük. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı o da şikayet ediyor. Efendim diyor, ‘bir maden ocağını kurallara uymadı diye kapatıyorsunuz, 50 kişi araya giriyor, açtırmak için’, müthiş bir itiraf. İtirafta bulunduğu için de bu bakanı kutluyorum.

-“ABİSİNDEN İZİN İSTEYECEKTİR MUTLAKA”-

Ama başbakanlık koltuğunda oturan kişiyi de şunu sormaktan kendimi alamıyorum şimdi sen o bakanı çağırıp ‘gel bakalım arkadaş bu maden ocağıyla ilgili müfettiş raporu vardı kapatma kararı alman gerekiyordu kimler araya girdi, hangi gerekçeyle sen maden ocaklarını açtırdın’, bunu sorabilir mi, abisinden izin isteyecektir mutlaka, Başbakansan abiye muhtaç değilsin artık, o koltuğun hakkını vereceksin, o bakanı çağıracaksın bunun hesabını soracaksın, araya girenler arasında ayakkabı kutusu sahibi olanlar var mı? Bakanlar, bakan çocukları var mı, başbakanlar var mı? Bunun herhalde sorulması lazım. Madem ki sen itiraf ediyorsun, biz de devamını getiriyoruz, bunları sor, adam gibi sor, biz de bunları öğrenmiş olalım.

-“YANİ PEŞİNEN YERALTINDA YATAN KİŞİLERİN CENAZE NAMAZLARINI KILIYOR”-

Bir başka perde, yer altında iş cinayetleri var, ülkenin Cumhurbaşkanı başbakanlık yaptığı dönemde diyor ki ‘bu işin fıtratında zaten bu ölümler var’, yani peşinen yeraltında yatan kişilerin cenaze namazlarını kılıyor. Devletin akılla yönetilmediğini gösteriyor.

Bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. Bir devleti akılla yönetecek kişileri iktidara getirin. Benim görevim size doğruları anlatmak.

Hepimiz aklımızı başımıza toplayacağız. Ülke yönetimi iyi değil. Sorun üretiyor ülke yönetimi. O zaman oturup hep beraber düşüneceğiz. Devleti akılla yönetecek olan kadrolara teslim edeceğiz.

Bir sözüm de havuz medyasına…Son günlerde bu medya grubunun manşetleri farklı, hedefe patronları koymuşlar. Manşetler böyle.

-“PATRON KÖTÜ TAMAM İYİ DE O PATRONA RUHSATI VEREN KİM”-

Hedefe neyi koymuşlar, patronları koymuşlar, tukaka bunlar. Patron kötü tamam iyi de o patrona ruhsatı veren kim, Fransızlar mı, Almanlar mı, Ruslar mı verdi, Amerikalılar mı verdi, CHP mi verdi? O ruhsatı verenler iktidar koltuğunda oturanlardır yani iş cinayetlerine ortam hazırlayanlar iktidar koltuğunda oturanlardır

Sözüm söz, CHP iktidarında hiçbir medya grubu devletin hazinesinden beslenemeyecektir.

Taşeronlaşma… Sendikacılığı öldürdün, sendikadan medet umuyorsun. Getir kanun tasarısını, bütün yer altı işletmelerinde sendikacılığı zorunlu haline getirelim. Taşeron sistemini getiren kim, iktidar değil mi? Hep beraber sorgulayacağız. Bakın, sizin haklarınızı CHP koruyor. Senin oyunu bekliyorum… Ben hamlemi yaptım, senin yolunu açtım, şimdi güç birliği yapma zamanıdır.

- “O BAKANIN YAPACAĞI BİR ŞEY VARDIR, GÖREVİNDEN AYRILMAK”-

Akılla yönetmenin bir başka versiyonu daha vardır; siyasi sorumluluk, siyasi sorumluluğun temelinde siyasal ahlak yatar. Bir bakan çıkıp, maden ocağını kapatıyorum, 50 kişi araya giriyor, ben açmak zorunda kalıyorum itirafında bulunur ve bunu da iş cinayetlerinin olduğu bir maden ocağının kapısında söylerse siyasi ahlak gereği o bakanın yapacağı bir şey vardır, görevinden ayrılmak. Eğer cumhuriyet erdemse o koltuktan ayrılacaksın kardeşim, kendine saygı duyuyorsan ailene saygı duyuyorsan topluma saygı duyuyorsan yer altında umutla beklediğimiz o işçilere ve ailelerine saygı duyuyorsan bu hükümetten çekileceksin, ben beceremedim diyeceksin, birilerinin siyasi ihtiraslarına ben teslim oldum diyeceksin, burada ölen işçilerin sorumluluğu bana aittir diyeceksin ve çekileceksin. Siyasi ahlak bunu gerektirir.

Bir devletin akılla yönetilmesi lazım, bir kişinin aklıyla değil, ortak akılla yönetilmesi, işin özü budur.

-MADEN İŞÇİLERİNE SESLENDİ-

1995 yer altında çalışan maden işçileri için iş güvenliği ve sağlığı ile ilgili bir sözleşme var, 2014’deyiz bu sözleşme Meclis’ten geçmiyor. Bütün maden işçisi arkadaşlarıma sesleniyorum. Senin hakkını kimler savundu? Sen bunu öğrenmek, hesabını sormak zorundasın. Senin çıkarını savunan siyasal partinin yanında olacaksın.

Çalışma koşulları Türkiye’de felaket.

Yer altında toplu ölümler, asansörde toplu ölümler… Bartın Amasra’dan haber geldi orada da benzer bir sorun var.

Yer altında çalışan işçinin yer üstüne çıkıp ekmek yemesini yasaklayan bir düzeni siz nasıl savunacaksınız?

Böyle düzen Ortaçağ’da bile yoktu. Bir ülke böyle yönetilemez.

-“SİYASET PARA İÇİN YAPILMAZ”-

Akılla yönetilen bir ülkede siyasetçiler önce insan derler. Siyaset para için yapılmaz, siyaset kişisel hırs için yapılmaz, makam mevki için yapılmaz. Bunlar her şeyi unuttular ceplerine bakıyorlar, yandaşlarına bakıyorlar, nasıl köşeye dönecekler diye bakıyorlar.

Köle bir sistem yaratacaksanız, bunun cumhuriyetle ilgisi yoktur.

Demokrasilerde vesayet olmaz. Düne kadar vesayetten şikayet ediyorlardı bunlar, onun vesayeti bunu vesayeti diyorlardı, kendilerine dedik ki, vesayetten mi şikayet ediyorsunuz, o zaman gelin 12 Eylül askeri darbe dönemde yapılan yasaların tamamını değiştirelim, ne yaptılar, bizim bu talebimizi görmediler, ne için kendi vesayetleri için. Yeni bir vesayet var demokrasinin üzerinde, çağdışı bir vesayet var demokrasimizin üzerinde, oturmuşlar koltuklarına…

-“TOPLUMU İNANÇ BAĞLAMINDA AYRIŞTIRIYORLAR”-

Nasıl oluyor da hala iktidar oluyorlar, neden iktidar oluyorlar, çünkü toplumu inanç bağlamında ayrıştırıyorlar, etnik kimlik bağlamında ayrıştırıyorlar, yaşam tarzı bağlamında ayrıştırıyorlar, toplumu bölüyorlar ve böldüğü toplumun özgürce düşünmesinin önüne set çekiyor, ‘sen bizdensin’ diyor, ‘oyunu başka yere veremezsin’. Bizim cumhuriyet tarihimizde ortaçağa geri dönüş yaptık.

Cebini dolduruyor ama sokaktaki vatandaş bunu görmezlikten geliyor. Bize bir görev düşüyor. Ülkesini seven ülkesinin geleceğini düşünen her yurttaşın düşünmesi gereken bir şey bu. Etnik kimlik temelli siyaset, yaşam tarzı temelli siyaset ülkeyi bölüyor ve buna hep beraber karşı duracağız.

Hukukun üstünlüğünün temel kuralı nedir, her hukuk kuralının her yurttaşa eşit uygulanmasıdır, birileri için özel hukuk yoktur.

Bütün yurttaşlarıma sesleniyorum, sen elini vicdanına koy, şu soruma cevap ver, sen hukuk karşısında birileriyle eşit koşullara sahip misin, değil misin, şu sesi duyar gibiyim, hayır eşit koşullara sahip değilim.

-“2 LİRA ÇALAN 15 YILLA YARGILANIYOR, MİLYONLARCA DOLAR ÇALANLAR GEZİYOR”-

2 lira çaldı diye garibanın çocuğu 15 yıl ceza ile yargılanıyor, ayakkabı kutularında yatak odalarındaki kasalarda milyonlarca dolar çalanlar ellerini kollarını sallayarak geziyor.

Hırsızlığın prim yaptığı bir düzen olabilir mi? Hırsızların el üstünde tutulduğu bir düzen olabilir mi? Bu düzeni yıkmak zorundayız.

Hem vesayetten söz edeceksin hem kendi hukukunu oluşturacaksın. ‘Benim oğlum yargılanmaz, çalabilir ama yargılanmaz, ben de yargılanmam ben çalarım ama yargılanmam. Benim özel mahkemelerim vardır, benim özel savcılarım vardır. Ben söylerim onlar gereğini yaparlar’.

Hukukun üstün olduğu bir toplumda hukuk iktidarın sopası değildir.

Şimdi çok partili rejim varmış gibi gözüküyor ama tek parti devleti ile karşı karşıyayız. Siyasal iktidar ile devletin iç içe geçmesi demektir.

Siyasal iktidarın beslemelerine bakın.

-“HİTLER’İN BİLE AKLINA GELMEMİŞ”-

Tek parti devletlerin bir özelliği daha var içte ve dışta sürekli düşman yaratmak. Bunlar Hitler’in taktikleridir. 21. Yüzyıl başında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin izlediği taktikler, propaganda yöntemleri Goebbels’in taktikleridir. O tablo Almanya’yı felakete götürdü. Ana muhalefet partisinin genel başkanı olarak bunları söylemek zorundayım, toplumu uyarmak zorundayım.

Yargı ile oynuyorlar, yargıyı sopa olarak kullanıyorlar. Kendileri için kullanıyorlar. Kimse kusura bakmasın hırsızları savunan savcılar var.

Süreç Deniz Feneri’yle başladı.

17 ve 25 Aralık sürecini kapatıyorlar. Siz bu dosyayı kapatamayacaksınız.

Parlamentoya yeni bir yasa getirdiler, teklif getirdiler, işveren kardeşlerime sesleniyorum. Diyorlar ki bir kişi hakkında soruşturma açmak için makul şüphe…Makul şüphe varsa mal varlığına el koyabilirim. Avukatın dosyanın içinde ne olduğunu bilmeyecek. Hitler’in bile aklına gelmemiş. Böyle bir adalet olabilir mi? böyle bir hukuk düzeni olabilir mi? Adı ileri demokrasiymiş.”


İlgili yazılar

Kümesi tilkiden korumak için köpeğe ihtiyaç var!

Ankarabüyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek Twietter hesabından CHP’li Muharrem İnce’ye “AKP yüzde 49 oy alırsa ben siyaseti bırakır tavuk beslerim”

10 Türk ancak bir Norveçli ediyor!

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran  Tarım sektörünün milli gelirdeki payının son 12 yılda yarı yarıya azaldığını açıkladı. Oran GSYH’de 2002’de

Kumpas mağdurları için iade-i itibar yasası

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, “Kumpas Mağdurlarının Hukuksal Haklarının İadesi için hazırlanan yasa teklifini TBMM Başkanlığına sundu. Teklifin gerekçesinde “kumpas

Bir Cevap Yazın