O BİLİRKİŞİYİ KİM KORUYOR?

Mesela İlker Başbuğ’un da “Gölcük’te bulunan ve davalara kaynaklık teşkil eden 5 No’lu CD konusunda Genelkurmay Başkanlığı kapsamlı ve sonuç alıcı bir araştırma yapmalı. O CD’yi oraya yerleştirenler bulunmalı… Kim ya da kimler yerleştirmiştir o CD’yi… İlk somut bulgu oradan çıkacaktır” dediği konu.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı, 5 No’lu Hard diskle ilgili Şubat’ta adli soruşturma başlatmış, soruşturmanın hızla sonuçlandırılacağı açıklanmıştı. Milim ilerleme olmadığı öne sürülüyor. Soruşturmayı geciktiren veya tıkayan nedir, kimlerdir?

BİLİRKİŞİ KORUMASINA TERÖRLE MÜCADELE GEREKÇESİ

İkinci önemli olay; Balyoz kararına esas teşkil eden raporu hazırlayan, ancak “gerçeğe aykırı bilirkişilik yaptığı” iddia edilen pilot Kurmay Binbaşı Ahmet Erdoğan’la ilgili kovuşturma kararına bizzat Milli Savunma Bakanlığı’nın itiraz etmesi.

Neydi olay? Geçen hafta yazdım, kısaca hatırlatayım:

Balyoz tutukluları, Ahmet Erdoğan hakkında 2 yıl önce Üsküdar Savcılığı’na, “gerçeğe aykırı bilirkişilik” yaptığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunuldu. Ancak Savcılık, “Konu askeri yargı görevi kapsamında” diyerek, bunu 3. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’na gönderdi. Askeri Savcılık da “kovuşturmaya yer yok” kararı verdi. Tutuklu subaylar bunun üzerine Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesi’ne itirazda bulununca, Mahkeme 25 Aralık’ta oy birliğiyle “kovuşturmaya yer yok” kararını kaldırıp, dosyayı 3’üncü Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığına gönderdi.

Erdoğan hakkında iddianame hazırlanmışken, dosyaya Milli Savunma Bakanlığı’nın el koyduğu ortaya çıktı. Genelkurmay Başkanlığı’ndan, “Galiba kanun yararına bozmaya gidilecek” bilgisini aldığımda inanmamıştım.
Meğer doğruymuş; 3’üncü Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi, Erdoğan hakkındaki iddianameyi 23 Ocak 2014’te kabul etmiş, ancak Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz 17 Şubat’ta, Ahmet Erdoğan lehinde “kanun yararına bozma” talebinde bulunmuş. Bir anlamda, “Bilirkişi hakkında dava açılmasın” demiş.

Bakan Yılmaz’ın bu talebi üzerine Askeri Yargıtay Başsavcılığı’nın hazırladığı 24 Şubat 2014 tarihli 3 sayfalık tebliğname de dikkat çekici.

Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda yer alan “kanun yararına bozma” hükümlerinde zorlama yorumlara gidildiğini belirten hukukçular, daha önemlisi şekil şartlarının aşılıp, Erdoğan hakkında hazırlanan dosya ve iddianamenin içeriğine girildiğini, bu haliyle de “bilirkişinin korunma” çabasının görüldüğünü vurguladı.

Tebliğnamenin “Dosyanın İncelenmesi” başlıklı 10’uncu maddesinin ç bendinde şöyle denildi:

“…. iddianamenin görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenmemesi, suçun delillerinin gösterilmemesi ve iddianamede yüklenen suçu oluşturan olayların mevcut delillerle ilişkilendirilmemesi nedenleriyle, iddianamenin iadesine karar verilmesi gerekirken, iddianamenin kabulüne karar verilmesinin de hukuka aykırılık oluşturduğu değerlendirilmiştir.”

Askeri Yargıtay Başsavcılığı’nın, bilirkişi Ahmet Erdoğan hakkında dava açılmasına itirazda kullandığı şu gerekçe ise hepsinden daha ilginç.

“Kamu davası açılması için CMK’nın öngördüğü şartlar aranmaksızın, sırf Askeri Savcılıklar ile Cumhuriyet Savcılıkları arasındaki olası görev sorunlarının çözümü amacıyla kanunla düzenlenmeyen böyle bir usuli yol ittihaz edilmesi, başta terörle mücadele edenler olmak üzere tüm Türk Silahlı Kuvvetleri personeli bakımından haklarında yeterli şüphe olmadığı halde kamu davası açılmasına ve bu nedenle ciddi mağduriyetlerine sebebiyet verecektir.”

Gel de “Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ başta olmak üzere, bilhassa terörle mücadele eden yüzlerce subay hakkında yalancı, gizli tanık beyanları, sahte dijital belgelerle dava açılırken ve bu insanlar mağdur edilirken neredeydiniz?” diye sorma!..

Peşinen Askeri Yargıtay’ın, Bakan Yılmaz’ın başvurusunu kabul edip, Ahmet Erdoğan hakkında açılan davayı reddedeceğini söyleyeyebilirim.

Bilirkişi Ahmet Erdoğan’ı koruma çabaları için daha önce; “İki ihtimal var; Ya Ahmet Erdoğan’ı İngiltere’den çağıracaklar onun için inceleme yapılıyor. Ya da davanın açılması geciktiriliyor. İkinci ihtimal için söylüyorum; ‘Kumpas’ın üzerine gittiklerini söyleyenler bunu niye yapsın?” diye sormuştum.

Şimdi yetkililere bir kez daha soruyorum;

-Yüzlerce subayın hapse girmesine yol açan o raporu veren bilirkişinin mahkeme huzuruna çıkıp, ifade vermesinden kimler, neden çekiniyor?

-“Kumpas”ın üzerine gittiğinizden emin misiniz?

Silivri, Hasdal, Hadımköy, Maltepe, Sincan, Mamak ve Şirinyer’e kucak dolusu sevgiler.

Müyesser Yıldız

Odatv.com

 


İlgili yazılar

” Davutoğlu tırstı programını iptal etti “

Başbakan Davutoğlu Tunceli gezisini iptal etmesi sosyal medyada ” korktu da gidemedi” olarak paylaşıldı. Son günlerde MİT’in CHP’yi karıştırmak için

Darbeciler TSK’dan Atıldı

Darbe girişimine katılan askerler TSK’dan ihraç edildi.  OHAL yasası çerçevesinde alınan kararlar resmi gazetede yayınlandı. Buna göre  149 general ve

Davutoğlu: Gül’ü davet ettik işte

Başbakan Ahmet Davutoğlu 19 Şubat’ta Abdullah Gül’ün adaylığı için sarfettiği “Sayın Cumhurbaşkanımız da görüşüyor, ben de görüşüyorum ama öyle bir

Bir Cevap Yazın