ÖCALAN’IN MEKTUBU OKUNDU

ÖCALAN’IN MEKTUBU OKUNDU

Nevruz kutlamaları sırasında platforma çıkan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı ve Urfa Büyükşehir Belediye Eşbaşkan adayı Osman Baydemir ilk konuşmayı yaparak, on gün sonra görevini Fırat Anlı ve Gültan Kışanak’a devredeceğini söyledi.

“BAHARIMIZIN KIŞA ÇEVRİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

10 yıldır Diyarbakır’a hizmet ettiğini belirten Baydemir, Diyarbakır halkından helallik istedi. Diyarbakır’ı Anlı ve Kışanak’a emanet ettiğini belirten Baydemir, Türkçe ve Kürtçe yaptığı konuşmada, “Bizim mücadelemiz Şeyh Said’ten bu yana İbrahimi bir mücadeledir. Mücadelemiz Nemrutlara karşıdır. Amed’e, İstanbul’a, Hakkari’ye cenazeler gelmiyor. Şükürler olsun annelerimiz gözyaşı dökmüyor. Haklı mücadele, bu duruş bizi barış iklimine getirdi. Demokrasiden asla taviz vermeden asla bu kardeş kavgasına müsaade etmeyecektir. Baharımızın kışa çevrilmesine izin vermeyeceğiz. Onurlu barışa, kardeşçe yaşamaya sahip çıkacağız. Gençlere barışı, kardeşliği, eşitçe bir yaşamı miras bırakacağız. 31 Mart’ta Urfa’da ikinci nevruzu kutlayacağız. Yolumuz aydınlıktır kardeşlerimiz. Hakkınızı helal edin Diyarbakır halkımız. Hepinizin önünde saygıyla eğiliyorum.” dedi.

Diyarbakır’daki nevruz kutlamalarında BDP’li vekiller Pervin Buldan ve Sırrı Sürreyya Önder tarafından Abdullah Öcalan’ın mesajı okundu. Öcalan, şu ana kadar yürütülen diyalog sürecinde iki tarafın da birbirlerini test ettiğini belirterek, “Gelgelelim diyalog süreçleri önemli olmakla birlikte bir bağlayıcılık içermezler. Bundan dolayı da kalıcı bir barış için yeterli güvence oluşturamazlar. Gelinen noktada müzakere sistematiği için yasal bir çerçeve kaçınılmaz olmuştur” dedi.

İŞTE ÖCALAN’IN MESAJI

Yüreği Newroz ateşiyle barış ve özgürlük için tutuşan bütün dostlar merhaba!

Medeniyetlerin beşiği olan Mezopotamya’da görkemli Newroz ateşini bir uyanış ve Demokrasi şölenine dönüştüren halkımızı selamlıyorum.

Sizlerin şahsında ülkemin bütün gençlerine ve kadınlarına sevgilerimi gönderiyorum.

Yüreğinde barışa bir yer açan, sesimize kulak veren herkesi, tüm Türkiye’yi asırların dayanışma ruhuyla bir olmaya çağırıyorum.

Dünya medeniyetler tarihine beşiklik etmiş, kardeş Ortadoğu ve Asya halklarının da bayramını kutluyorum.

Hepinize yürek dolusu selamlarımı gönderiyorum. Merhaba!..

Bizler gencecik fidanları, canları, aşkları, emekleri kül eden savaş ateşini, yine böyle bir günde, geçtiğimiz Newrozda söndürmüş ve barış için büyük bir dirilişin meşalesini yakmıştık.

BÜTÜN ARA YOLLAR VE GEÇİCİ BİÇİMLER MİYADINI DOLDURDU

Sevgili Türkiye halkı!

Tarih bize göstermiştir ki eğer kararlı bir barış önderliği sergilenmezse tarihsel sorunlar bildiğini okur ve genellikle çok kayıplı dönüşümlerle cevaplarını üretirler.

Önümüzde en yakıcı bir şekilde cevap bekleyen şey, birbirini tekrarlayan darbelerle mi yoksa tam ve radikal bir demokrasiyle mi yola devam edeceğimiz sorusudur.

Son Newroz’dan bugüne yaşadığımız güncel somut durum tam da çatallaşmaya başlayan bu yol ayrımını ifade etmektedir. Ya son 200 yıllık kapitalist moderniteye dayalı komplocu-darbeci rejim kendini yeniden restore ederek sürdürecektir ya da tarihsel rotasına oturtulmuş Türk-Kürt ilişkileri en kapsamlı demokratik reformlardan geçerek demokratik anayasal bir rejimle komplocu-darbeci mekanizmaları parçalayarak çözümlenecektir. Bütün ara yollar ve geçici biçimler artık miyadını doldurmuştur.

Şu ana kadar yürütülen bir diyalog süreciydi ve önemliydi. Bu süreçte iki taraf da birbirlerinin iyi niyetini, gerçekçiliğini, yeterliliğini test etmiştir. Bu testten hükümetin ağırdan alma, tek taraflı yürütme, yasal temelden kaçınma ve uzatma tutumuna rağmen iki taraf da barış arayışından kararlılıkla çıkmıştır. Gelgelelim diyalog süreçleri önemli olmakla birlikte bir bağlayıcılık içermezler. Bundan dolayı da kalıcı bir barış için yeterli güvence oluşturamazlar. Gelinen noktada müzakere sistematiği için yasal bir çerçeve kaçınılmaz olmuştur.

DİRENİRKEN KORKMADIK, BARIŞIRKEN DE KORKMAYACAĞIZ

Barış savaştan daha zordur ama her savaşın da mutlaka bir barışı vardır. Biz direnirken korkmadık, barışırken de korkmayacağız.

Bizim direnişimiz, kardeş halklara karşı değil, hegemonik karakterli, yok sayan, imha eden, inkar eden zulüm düzenine karşı olmuştur. Dolayısıyla barışımız da hükümetler ya da devletler için değil, bu toprakların binlerce yıllık kadim değerlerini özümseyen, dünya kültürel mirasının eşsiz hazırlayıcısı olan Anadolu, Kürdistan ve Mezopotamya halkları içindir. Hükümet ve devlet bu gerçekliğe uygun bir ciddiyet geliştirmekle yükümlüdür.

ULUSLARARARASI KOMPLOLARA KARŞI DİKKATLİ OLMAK GEREKİYOR

Bizim büyük barış yolculuğumuz Oslo’dan Paris’e, Gever’den Lice’ye, KCK operasyonlarından hasta tutsaklarımıza dönük zalim tutuma varana değin birçok saldırıya maruz kalmıştır. İşte bütün bu kirli oyunları bozan, Uluslararası Gladyo hakimiyetini sarsan ve boşa çıkaracak olan da bu harekettir; yani sizlersiniz. Bütün bölgedeki vesayet düzenlerinin etkisizleştirilmesinde bizim yürüttüğümüz mücadelenin çok büyük bir payı vardır. Türlü biçimlere bürünerek karşımıza çıkan uluslararası komplolara karşı yeterli dikkati göstermek tarihsel sorumluluğumuzdur.

Öte yandan sorumlu bir dil ve üslup birçok ırkçı psikolojik harp metotlarını boşa çıkaracağı gibi büyük barışımızın da temel karakteri olacaktır.

Bu barış, başta Rojava olmak üzere tüm bölgede ancak demokratik anayasal çözümlerle pekişecektir.

Kadınlar, biriktirdikleri büyük özgürlük ve eşitlik potansiyelinin yanında, demokratik toplumsal gelişmeye ekledikleri yeni etik ve estetik değerlerle bu barışın asıl taşıyıcısı olacaklardır.

Hareketimiz bir gençlik hareketi olarak başlamış ve hep genç kalmıştır. Bu barışa yönelik saldırılara ve provakasyonlara karşı, barışın yılmaz savunucuları da yine gençlik olacaktır.

Başta Avrupa olmak üzere dünyanın dört bir yanına savrulmuş göçmen halkımız, dünyaya barışı ve onurlu özgür yaşamı haykıran sesimiz olacaklardır.

Umudun tükenmeye yüz tuttuğu her yerde eşsiz, emsalsiz iradeleriyle hayatını, sağlığını ve özgürlüğünü, gözünü kırpmadan veren bütün yoldaşlarımız, temel dayanağımız olacaklardır.

Irkçı, ayrımcı, üsttenci ve kan kokan nefret söylemlerine karşı, bin yıllık kardeşlik serüvenimizle Türkiye halkları en etkili cevap olacaklardır.

Bütün inançların, halkların, kültürlerin ve emeğin kendisini özgür hissedeceği bir özgür ve tam demokratik ülkeye olan inancımla ve en devrimci duygularımla hepinizi selamlıyorum.

Kendini çağına ve insanlığa karşı sorumlu sayan herkesi büyük barışımızın yapı taşı olmaya çağırıyorum.

Selam olsun halkların kardeşliği için sorumluluk üstlenenlere.

Yaşasın Newroz!

Yaşasın halkların kardeşliği!

 


İlgili yazılar

O vaatler sözde kaldı ?

AKP kurulduğunda bir seçim beyannamesi hazırlayarak halka çeşitli “vaatlerde” bulunmuştu. Neler yoktu ki aralarında. Yolsuzluk olmayacak, rüşvet, adam kayırma tarihe

İşte böyle soyuluyoruz!..

AKP hükümetlerinin kamu kaynaklarını ele geçirme yöntemlerine bir örnek de Gaziantep”de yaşandı. Gaziantep merkez  Şahinbey Belediyesi 5 yıl önce bir giyim

Woman Stats Project’in dikkat çekici araştırması

Kadın tecavüzlerinin en çok yaşandığı ülkelerin başında islam ülkelerinin geldiği dikkat çekti. Woman Stats Project’in 2011 rakamlarına göre, dünyada tecavüzün

Bir Cevap Yazın