SANSÜR ÇETESİ  ERDOĞAN, VARANK, GÖKÇEK

SANSÜR ÇETESİ ERDOĞAN, VARANK, GÖKÇEK

CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, CHP’nin reklam afişinin Başbakan Erdoğan, Danışmanı Mustafa Varank ve Ankara Belediye Başkanı Gökçek ile Stroer firması tarafından sansürlenmesi deşifre olması üzerine sert bir açıklama yaptı. “CHP olarak bu hukuksuzluğa imza atan, başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, ilgili şirket, Melih Gökçek ve Mustafa Varank’a yönelik suç duyurusunda bulunacağız.” “Yürütme organının Başkanı yani Başyürüten olarak Erdoğan eğer Türkiye’de bir suç örgütü arıyorsa önce etrafına bakmalıdır.” “Erdoğan ne kadar korkarsa korksun “korkunun ecele faydası” olmadığını hatırlatırız. Bugün kendisi için söylenebilecek tek bir söz var: “Yolcudur abbas, bağlasan durmaz.”
Gelen Kutusu

Umut Oran’ın yaptığı yazılı basın açıklaması ve konuyla ilgili soru önergesi şöyle:

Dün sosyal medyada ve internette yer alan ses kayıtlarına göre Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek, Başbakan’ın danışmanı Mustafa Varank’ı aramış, kendisine partimizin İstanbul, Ankara ve İzmir’de afişler yayınlayacağını bildirmiş, bu afişlerin yayınlanmasının engellenmesi noktasında Başbakan’ın bir talimatı olup olmadığını sormuş, daha sonra ikili arasında yapılan görüşmede Mustafa Varank Melih Gökçek’e afişlerin yayınlanmaması yönündeki Başbakan’ın talimatını bildirmiştir.

İlgili afişimizde “Vatandaş vergisini veriyorsa Hükümet de hesap verecek” diyorduk. Demokrasinin olmazsa olmazı olan hesap verebilirlik ve şeffaflığın altını çizdik. Dünyanın her demokratik ülkesinde iktidarların en büyük onuru kendi halklarına karşı hesap verebilmek, kendi halklarının parasını nasıl harcadıklarını namuslu bir şekilde açıkça halkın denetimine açmaktır. Dünyada çeşit çeşit rejim vardır ama bir tek demokrasilerde kamu yöneticileri bütçenin şeffaf bir şekilde nasıl kullanıldığını, halkın parasının nereye ve niçin harcandığını söylerler. Demokrasinin bir onuru da buradadır.

Erdoğan’ın bu söylemden rahatsız olması çok doğal. Onun arzu ettiği rejimde hesap verebilirlik, şeffaflık gibi demokrasinin temel değerleri yok. O kamu kaynaklarını keyfi ve hesap vermeden kullanmayı, halkın parasını belli iş adamlarına aktarmayı, havuzlar oluşturarak, salmalar salarak, bu parayı alabildiğine yönetmeyi istiyor. Bu rejimi devam ettirmek için sansüre ve baskıya ihtiyacı var, o yüzden de basın ve serbest siyaset üzerinde eşi benzeri görülmemiş bir baskı kuruyor.

Açıkça şunu söylemek lazım, Erdoğan eğer Türkiye’de bir suç örgütü arıyorsa önce etrafına bakmalıdır. Yürütme organının Başkanı yani Başyürüten olarak sadece muhalefeti her türlü hukuk dışı yolla izlemiyor, kanunsuz emirlerle muhalefetin millet adına denetim görevini yapmasına da yasak, sansür ve hukuk dışı engellemeler getiriyor. Kendi adamları da onun talimatları doğrultusunda bu kanunsuzluğa, hukuksuzluğa ve suçlara bilerek ve isteyerek alet oluyor.

CHP olarak bu hukuksuzluğa imza atan, başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, ilgili şirket, Melih Gökçek ve Mustafa Varank’a yönelik suç duyurusunda bulunacağız. Siyasi partiler arasındaki adil rekabeti bozan, siyasi sebeplerle ayrımcılık yaparak muhalefet partilerinin yasal haklarını hukuka aykırı bir şekilde engellemeye çalışanlar mutlaka yargı önünde hesap verecek.

Aynı zamanda Yüksek Seçim Kurulu da konuya el atmalı, bundan sonra siyasi partiler arasındaki rekabeti engelleyici her türlü tutumun engellenmesi, piyasada tekel konumunda olan bu firmanın bütün siyasi partilere adil ve eşit şartlarda hizmet vermesinin sağlanmasını teminat altına almak zorundadır.İlgili firmanın CEO’su Erdoğan’ın 20 yıldan fazla bir süredir tanıdığı, Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu gün Belediyenin billboard işini alan, daha önce de “ilan panolarının yandaş firmalar kollanarak tekelleşme yaratıldığı” gerekçesiyle Rekabet Kurumu nezdinde bir soruşturmaya tabi olan, halen kamudan ihale almakta olan Murat İlbak’tır. Erdoğan’dan dolaylı veya doğrudan talimat alarak ticari imkânlarını siyasi ayrımcılık yapmak için kullanan bu kişi ve firması sürekli denetlenmek zorundadır.

Varlık içinde, Birlik içinde Özgür bir biçimde Türkiye için çalışan Cumhuriyet Halk Partisi olarak tüm gücümüzle, laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin temel ilkelerini koruyacağımızı bildirir, Erdoğan ne kadar korkarsa korksun “korkunun ecele faydası” olmadığını hatırlatırız. Bugün kendisi için söylenebilecek tek bir söz var: “Yolcudur abbas, bağlasan durmaz.” Ne yapsalar boş, Türkiye hak ettiği adil, demokratik, şeffaf ve hesap veren yönetime kavuşacaktır.


İlgili yazılar

Polat: GS’de demokratik devrim yapılmalı

Bir dönem Galatasaray başkanlığını yapan Adnan Polat, şike davası sürecine ilişkin olarak, “Ben ayrılırken tüm kulüpler şike tartışmalarının içindeydi, ama

CHP’li gençlerini kayıp-kaçak mücadelesi!

CHP Gençlik Kolları, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın elektrikteki kayıp kaçak bedelinin güvence altına alınmasını sağlayan, yasa tasarısının yeniden düzenlenmesi

Tanrıkulu: AKP Kürt sorunun çözemez çünkü…

CHP İstanbul Milletvekeli Sezgin Tanrıkulu, partisinin Kürt sorununun güvenlikçi yöntemlerle çözülemeyeceğini düşündüğünü belirtti ve “Sorunun çözümünde askeri yöntemler bir daha

Bir Cevap Yazın