Söylev başka icraat başka

Söylev başka icraat başka

Başbakan Davutoğlu partisinin grup toplantısında konuştu.

Başbakan Ahmet Davutoğlu CHP’nin alevi paketi açıklamasını “Ben Hacı Bektaş velinin huzuruna vardığımda hiç bir yabancılık hissetmedim” sözleri ile yanıt verdi.

Davutoğlu şöyle konuştu :

” Ziyaretimden bir gün önce Alevi paketi açıkladılar. Ben gitmesem açıklarlar mıydı bilmiyorum. O pakette AK Parti döneminde yapılan çalıştaylara atıf var. Bunu ilk defa açık yüreklilikle tartışan AK Parti. Ve bu çalıştaylarda hem değişik alevi kesimin temsilcileriyle iletişim imkanları oldu hem de neler yapılacağı ele alındı. Ama CHP’nin açıkladığı pakette ‘istemezük’ tavrı var. Din dersi kalksın, din ibaresi kalksın.
Misafiri hazreti ali gibi gören zihniyetten bahsediyoruz. Hepsi seyittir, hepsi imamdır, hepsi peygamber torunudur. Hem 12 imam diyeceksiniz, hem de İslam’la irtibatı olmayan bir gelenek olarak takdir edeceksiniz. Demek istedikleri şu, öyle bir Alevi olsun ki, bu toprakların ortak değerlendirenlerden uzaklaştırılsın.
Buradan Osmanlı askeri geleneğine giren güzel ifadeler, buradaki hangi tabir Sünni gelenekte yok? Neden bir karşıtlık üzerine yeni bir Alevilik inşa etmeye çalışıyoruz. Neden din dışı ideolojiler çerçevesinde Aleviliği kökünden koparmaya çalışıyoruz? Alevi Bektaşi klasiklerini bastık. Niye biliyor musunuz? Yeni yetişen Alevi kökenli gençler o geleneği okusunlar ve bu geleneğin hazreti peygamberden Hazreti Ali’den uzak olmadığını görsünler.
Kahramanmaraş ziyaretimde kalabalığın içinden biri ben dedeyim dedi. Otobüse aldım. İlk sözü şu oldu, hak Muhammed Ali yardımcınız olsun. İçerden ve dışardan yeni ideolojik çerçevelerle yeni bir Alevilik çıkarma çabalarına önce öncü şahsiyetleri dedeleri bütün 12 hizmet erbabı öncüler karşı çıkacaklardır.

BUDİZM DAHİ TAHKİR EDİLİYORSA ONA ÖNCE BEN KARŞI ÇIKARIM

CHP din dersini kaldıralım diyor. Din ibaresini kaldıralım. CHP’nin kafasında din ile mücadele etmek var, hiç bundan kurtulamadılar. Eğer din kültürü ve ahlak derslerinde herhangi bir mezhep tahkir ediliyorsa, hatta Hristiyanlık dışında Budizm dahi tahkir ediliyorsa ona önce ben karşı çıkarım. Bizim anlayışımızda nefret dili hiçbir zaman olmamıştır. Ama böyle bir tahkir yoksa, her bir din anlatılıyorsa bunda ne zarar var?
Üç alternatif var. Bir, bu dersi tümüyle kaldıralım. Peki bunu kaldırdığımızda eğitim içinde ki bugün IŞİD radikalizmi başta olmak üzere, bu tür radikal eğilimlerin toplumda yer almasını nasıl engelleyeceğiz? Yeni yetişen Alevi Sünni gençler, gerçek dini anlayış hakkında nasıl kültür sahibi olacaklar? Din dersi olmadığı zaman nasıl yanlış kanaatlerin ortaya çıkacağını görmüyorlar mı? Onlar yasakladı, yeni yetişen nesil 32 farzı sayamayacak hale geldi. Ne zararı var din kültürüyle ilgili bilgi sahibi olunmasının?
İkinci alternatif, Sünni gençler Sünniliği, Aleviler Aleviliği okusun. Burada nasıl bir karşıtlık çıkar? Bugün Aleviliği ve Sünniliği karşıt gösterenler, O bir tarih cahilidir, kültür cahilidir, Alevilik cahilidir, Sünnilik cahilidir. Ben hacı Bektaş velinin huzuruna vardığımda hiçbir yabancılık hissetmedim.

DİN ANLAYIŞI YENİ NESİLLERE ÖĞRETİLMELİ

Üçüncü alternatif ise, bizim savunduğumuz alternatif. Din dersi, bütün dini anlayışı yeni nesillere öğretmek üzere okutulmalıdır. Dediğim gibi hiçbir mezhep mensubunun incinmesine izin vermeyiz. Yine CHP’nin en önemli ikilemlerinden birisi dersim meselesindeki ikircikli tutumudur. Sayın cumhurbaşkanımız, dersim konusunda net bir tavır sergiledi ve başbakan olarak bu olaylar dolayısıyla özür diledi. Şimdi CHP ve MHP’den bir karşı tavır alış söz konusu oldu. CHP dersim konusunda hala bir açıklamada bulunmadı. Çünkü korkuyor. Dersim’i eleştirirsem ulusalcılar kopar diye korkuyor, parti bölünür diye korkuyor. Ama AK Parti korkmaz.

Cumhurbaşkanı alevi dedelerini yemeğe davet etti. Onları haram yemekle suçluyor Kılıçdaroğlu. Kılıçdaroğlu, sen kimseyi haram yemekle itham edemezsin. Edebin erkanın temsilcileridir, hepsi eline beline diline sahip çıkanlardır. Ben o yemeğe katılan bütün alevi toplum temsilcilerine bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum. Ama Kılıçdaroğlu sesini yükseltemez, arkasına güvenemiyor.
10 gün içinde bir milletvekili ağır ithamlarla istifa etti, başka bir milletvekili ihraç talebiyle sevk edildi. Şöyle bir takım düşünün, herkes topu ayağına alıyor, kendi oyununu onuyor, birisi de kendisini antrenör sanıp ortada dolaşıyor. Milletiyle buluşamayanların yakaları bir araya gelemez. Küstahça çıkıp, cumhurbaşkanı başbakanlık makamı boş diyor. Sen kendi küçük sandalyenin derdine düş bırak büyük makamları. Biz o makamların nasıl doldurulacağını çok iyi biliriz. Bunu bildiğimiz için millet bize veriyor, vermeye de devam edecek.
Şimdi buradan çağrıda bulunuyorum. Bakın Dersim’de biz vicdanın sesi olduğumuz için onlar sessiz kaldılar. Seyit Rıza’nın oğlu Hüseyin, idam edilecek yaşta değildi 21’e yükseltildi idam edildi. Aynı şey 12 Eylül’de de Erdal Eren’e yaptılar.
Ben hep merak ederdim, 12 Eylülcüler nereden öğrenciler bunu diye. CHP’den öğrendiler.
Şimdi Bahçeli’ye geçmek istiyorum. Ben bekliyordum ki CHP rahatsız olsun, ondan önce Bahçeli çıktı beni özür dilemeye davet etti. Neden özür dileyecek mişim? Dersim’de yapılanların yanlış olduğunu söylemem dolayısıyla. Bugün grup toplantısında benim söylemediğim şeyleri söylemişim

BAHÇELİ POLEMİK YAPMASIN

Sayın Bahçeli, Dersim’de yapılan yanlıştı zulümdü. Aynen 3 Mayıs 1944’te Alparslan Türkeş’e yapılanların zulüm olduğu gibi. Bahçeli ile aramızdaki devlet anlayışı farkı şu, bahçeli devlet adına yanlış yapanlara sahip çıkmayı devlete sahip çıkmak zannediyor. Biz ise yanlışsa yanlış doğruda doğru diyoruz. ve bu yolla halkımızın bütününü kucaklıyoruz.

Kazım Alöç. 3 Mayıs 1944 MHP’nin ideolojik öncülerinden biri. Onları itham ederken şöyle diyor, hafızama kazınmış satırlardır. “bunların vatan hainlikleri tescil olunmuştur. Bunları zulmettiğimizi iddia edenler söylüyorum bunları Pera Palas’ta ağırlayacak değiliz. Bunlara zulüm yapılmıştır, yapılmaya devam edilecektir” Bu savcının Alparslan Türkeş için söyledikleridir. Bunları idam etmeyip de besleyecektik diyenler, aynı çizginin devamı. Diyelim ki suçlular, adalet önünde yargılama yerine, öldürmek bir suç değil midir? 76 yaşındaki bir yaşlıyı, 54’e indirip idam etmek için, oğlunun yaşını 21’e çıkarıp, yalvararak ne olur oğlumu benden sonra asın diyen yaşlı adama senden sonra asacağız diye bağırmak adalet midir? Seyir rıza ve oğlunun hikayesi. Mustafa Pehlivanoğlu’nu idam edenler haklı bir gerekçe olarak bunu takdim edebilirler mi? Sayın Bahçeli polemik yapmasın, tek partiyi savunacaksa savunsun. Biz ise kim ne zaman ne gerekçeyle olsun her türlü zulme karşı çıkmaya devam edeceğiz.
Bugünkü konuşmasında beni Türk milletini yezide benzetmekle itham ediyor. Nasıl bir Türkçeyle bunu çıkarmış anlayamadım. Ben böyle bir ithamı kendisine iade ederim bir. Aziz Türk milletiyle dersim cinayetiyle özdeşleştirmeyi reddederim iki. Bizim milletimiz bu tür uygulamalardan beridir. Aramızdaki devlet anlayışı farkı bu. O diyor ki, devlet adına cinayet işlemişse dokunmayın ona. Biz diyoruz ki devletin bekası devletin vatandaşlarıyla buluşmasıyla irtibatlıdır. Şu veya bu toplum kesimini öne çıkararak değildir. Şeyh Edebali’nin o yüce mesajı, insanı yaşat ki devlet yaşasın mesajı kulaklarımızdadır.

CHP, MHP, HDP ZULÜMDE SEÇİCİLİK YAPIYORLAR

Şeyh Edebali oğuz boylarını yaşatın devlet yaşasın demiyor, Sünnileri yaşatın ki devlet yaşasın demiyor. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın diyor. İnsan, insan, insan. Biz bir vatandaşımızı gördüğümüzde insan görürüz. Bağrımıza basarız, muhabbetle onu kucaklar ve sadece o aşkla muhabbetle onunla ilişki kurarız. Devletimizin bekası da bu vatandaşlarımızın her bir kesimiyle çağdaş demokrasi insan haklarına uygun bir vatandaşlık kurmakla olacaktır. Sayın bahçeli hiç merak etmesin, Türkiye cumhuriyeti devleti bütün bu farklılıkları korumaya devam edecek. İstikbale doğru da 77 milyonu geleceğe taşıyacak.

Buradaki ortak özellik ne biliyor musunuz? Zulümde seçicilik. CHP, MHP, HDP zulümde seçicilik yapıyorlar. Bakın şimdi bir başka sınav halinde bu liderlerin hepsi. Kobani konusunda hepimiz hassasiyet gösterdik. Suriye’de Halep’teki zulme nasıl karşı çıkacaksak
Bir haftadır Esad’ın uçakları Halep’i bombalıyor. Yardımcı olmaya çalışıyoruz. Kılıçdaroğlu’ndan bir ses duydunuz mu? Halep’te yaşayanlar insan değil mi? Halep’i bombalayan ve sivilleri katleden Esed, kobani’ye saldıran IŞİD kadar zalim değil mi? Ama sesi çıkmaz Kılıçdaroğlu’nun. Çünkü her zaman söylüyorum Esad Arap Baasıdır, Kılıçdaroğlu Türk Baasıdır. Devlet Bahçeli’den güçlü bir ses duydunuz mu? Halep’te Türkmenler baskıyla karşı karşıya kaldığında yardım edelim diye çağrıda bulundu mu?
HDP’den, Kobani için Türkiye’yi yakmaya çalışan bu Vandallar, Halep’teki Kürtleri için sesini yükselttiğini duydunuz mu? Biz ise zalime zalim deriz, mazlumun da yanında dururuz hiçbir fark gözetmeden.
Yine Kudüs’te Mescidi Aksa’daki zulüme karşı, İsrail askerlerine karşı en yüksek gür seda Türkiye cumhuriyetinden çıktı. İsrail’e ve zalim yöneticilerine sesleniyorum, sakın ola islam dünyasındaki bir takım problemler yaşanıyor diye Kudüs’e ve mescidi aksaya yönelik bu saldırıları devam ettirmeyi düşünme, herkes sussa Türkiye Cumhuriyeti sessiz kalmayacaktır.
Mescidi Aksa da Kudüs de bize tarihin emanetidir. Bu emanete sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bir taraftan ülke ekonomisiyle ilgili çalışmalar yaparken, uluslararası gündemi takip ederken, bu hafta ilçe kongrelerimizi başlatmanın coşkusunu yaşadık. Bu coşkulu kongrelerde dava arkadaşlarımla buluştum. Çözüm süreci bizim açımızdan bir milli kardeşlik projesidir. Kararlılıkla sürdürülecektir. Provokasyonlara karşı dik durmaya devam edeceğiz. Kamu düzenini sağlamak için gereken her türlü tedbiri aldık almaya devam edeceğiz.

HDP KAMU DÜZENİ KARŞISINDA PROVOKASYON YAPIYOR

HDP’ye de bir kez daha sesleniyorum. Çözüm sürecinin bütün taraflarına sesleniyorum. Eğer iyi niyetliyseniz bunu gösterin. Şiddet sarmalına vandalizme karşı olduğunuzu ifade edin. Siz bu açık yüreklilikle söylerseniz çözüm süreciyle ilgili diğer adımlar atılmaya devam edilecektir. Ama bir taraftan savunuyormuş gibi yapıp, bir taraftan kamu düzeni karşısında provokasyon yaparsanız, biz de hak ettiğiniz mukabeleyi gösteririz. Çözüm sürecini devam ettirirken, diğer tarafta silah bırakmak adına hiçbir adına atmamanın hiçbir açıklaması olamaz. Ülkeyi terk etmesi gerekenler ülkeyi terk etmeye başlamalıdır. Silahları bırakmalıdır. Önümüzdeki aylarda, her birimiz her yere yayılacağız. Hafta sonlarında bütün arkadaşlarımın kongrelerde bulunmasını istiyorum. Halkımız bize bu gücü verdikçe, saldıranın saldırılarından tereddüt etmeyeceğiz. Tuzak kuranların tuzaklarını başlarında parçalayacağız.


İlgili yazılar

Böke: Bu terör son bulmak zorunda

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında genel merkezde topladı. MYK’nın gündemine ilişkin basın toplantısı düzenleyen CHP

Demirtaş: Rabiayı artık hatırlamıyorlar

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun sürekli yalan söylediğini ileri sürerek, “Yalan söyleme konusunda utanmazlar, arlanmazlar, yüzleri

Daha özgürlükçü bir parti

CHP’de kurultay öncesi kendilerine “Sol Kanat” olarak tanımlayan grup ülke sorunlarının köklü ve kalıcı çözüm için önce CHP’nin daha özgürlükçü

Bir Cevap Yazın