AÇIK SAVAŞ

Ustalık(!) dönemini bekledi.

Çankaya’yı, TBMM’yi, TSK’yı, Anayasa Mahkemesi’ni, yargıyı, üniversiteleri ele geçirdi.

Kendi sermayesini ve medyasını oluşturdu.

Muhalefeti sindirdi.

Artık tam zamanıydı.

Atatürk’e, Cumhuriyete ve kurucularına savaş açmak için.

Hedefi de belliydi. 1923’de kurulanı 2023’de yıkmak.

Zira 89 yıldır bunun hayalini kurdu.
Dedesi de, babası da, şeyhleri de, şıhları da aynı yolun yolcularıydı.

Atatürk’ü beyinlerden silmenin, kalplerden söküp atmanın, çağdaş, laik cumhuriyeti yok edip yerine bağnaz, yobaz ve din esaslarına dayanan bir toplum yaşamını yerleştirmenin yolunu bulmalıydı.

Kafasında ‘ampül’ çaktı.

İşe çocuklardan, eğitimden başlamalıydı.

Tam adamını seçti. Cumhuriyet düşmanı, Osmanlı hayranı, sözünden çıkmayan yetersiz ve yeteneksiz, bilgisiz, dar kafalı bir bakan atadı.

Önce “Ders kitapları, Atatürk ilke ve inkilaplarına, anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı olarak… hazırlanır” ifadesi kaldırıldı.

“Laik, sosyal, hukuk devletine uygun olma” kriterinin aranması da.

Resmi dairelerde Atatürk fotoğrafı asma zorunluluğu yok edildi.

Kitaplardan Atatürk resimleri, Gençliğe Hitabe çıkarıldı.

Usta(!) ve müritleri her fırsatta Atatürk dönemini, cumhuriyetin ilk yıllarını kötüledi, kin ve nefret duygularını ağzından akıttı.

4+4+4 gerici eğitimini yürürlüğe soktu.

Böylece sık sık dile getirdiği 2023 yılı için hedeflediği ‘dindar ve kindar’ gençliğini yetiştirmiş olacak.
Çünkü bu yıl başlattığı ‘ucube’ proje ilk mezunlarını 2023 yılında verecek.

5-5.5 yaşındaki minicik yavrular, okulun ilk gününde masalarında sarışın, mavi gözlü, bir milletin kaderini çizen Türk’ün, dünya lideri Ata’larının fotoğrafı yerine, başka bir fotoğrafla karşılaştılar.

Yırtılası bir fotoğrafla.

Bütün bu kötülükleri sadece “geçmişin intikamını, rövanşını almak” için yapıyor olabilirler mi?

Hayır.

İktidarlarını borçlu oldukları Amerika’nın, BOP hedefine ulaşabilmesi için kendilerinden beklenen “Türkiye’de Kemalizmin ve laikliğin çökertilmesi” amacına hizmet etmek de bir başka gerekçe.

22 ülkede ‘Saygı Anıtı’ olan büyük devrimciyi kendi ülkesinde, yok etme çabasıdır bu girişimler.

Kimse bugüne bakıp yanlış hesap yapmasın.

Atatürk’ü kitaplardan kaldırsanız da yüreklerden silemezsiniz. Marmaris’li küçük çocuğun Bakan Suat Kılıç’ın yüzüne haykırdığı gibi:

“Kalbimizi deşseler Atatürk çıkar.”

Gelinen noktada artık açıkça şunu söylemeliyiz.
Mırın kırın etmeden, yan çizmeden, korkmadan.

Bu bir savaş. Hem de alenen yapılan ‘açık’ bir savaş.

Karanlıkla aydınlığın.

Cumhuriyeti kuranlarla, cumhuriyet karşıtı yobazların.

Tam bağımsızlıkçılarla, Amerika’ya bağlı olanların.

Devrimcilerle, gericilerin.

21. yüzyılı yaşamak isteyenlerle, cahiliye dönemini yaşamak ve yaşatmak isteyenlerin.

Aklını kullanan özgür bireyden yana olanlarla, düşünmeyen, itaat eden ‘kul’ anlayışındakilerin.

Emin olun ki kazanan;

Akıl olacak.

Yol gösterici bilim olacak.

Ve kazanan mutlaka Mustafa Kemal Atatürk’ün aydınlığı olacak.


İlgili yazılar

BIRAKIN… KUTSAL DİN DUYGUSU VİCDANLARDA KALSIN!

Giritli Derviş Mehmet; “Ben mehdiyim. Şeriatı ilan ediyorum. Bana kimse mukavemet edemez”[1] “Taraf-ı ilahiden geliyoruz. Şeriat istiyoruz. Askerin kılıç ve

AYNA VE SINAV

Ortaçağın sonlarına doğru ayna kullanımı hayli artmıştı. Güzelliğin bir mit haline geldiği bir dönemde aynanın yaygınlaşması kozmetik endüstrisinin gelişimini destekleyen

Nazif Evren’i neden unutmamalıyız?

Geçen hafta, Dicle Köy Enstitüsünün kurucu müdürü, öğretmen Nazif Evren’i, ölümünün 18. Yılında bir saygı etkinliği düzenleyerek andık. Şair –

Bir Cevap Yazın