Almanya Gerginliği De Danışıklı Dövüş

Almanya Gerginliği De Danışıklı Dövüş

Hiç kuşkunuz olmasın, Almanya ile yaşanan süreç bir danışıklı dövüştür.

Böyle bir kavgadan kimin kazanıp kimin kaybettiğine bakılım önce. Kazanan Tayyip Erdoğan ile Merkel’dir. Kavganın şiddetinin artması, iki siyasetçinin de oy hanesine aynı oranda kazanç olarak yansımaktadır.
Referandum sürecinde Almanya ve Hollanda ile yapılan kavgaların primini yiyen Erdoğan, bu gerilimi düşürmeye niyetli görünmüyor.
İç politikaya yönelik olarak, Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasında bu gerilimin bir süre daha devam edeceğini öngörmek zor değil.
Almanya ile yaşanan gerginliğe tıpkı İsrail ile yaşanan “van münit” olayına benzetmek mümkün. Davos’taki bu olay da danışıklıydı.
Erdoğan iktidara gelmeden önce ve geldikten sonra bugün “üst akıl” dedikleri Yahudi kuruluşları ile sıkı bir diyalog içerisindeydi. 2004 yılında ATV’de Ali Kırca ile yaptığı röportajda, Erdoğan Başbakanlık konutundaki sehpada Yahudilerin dinsel simgesi olan yedi kollu şamdan yer alıyordu. 2005 yılında Ariel Şaron ile Erdoğan arasında direkt telefon hattı kurulmuştu. Erdoğan iktidarının ilk dönemlerinde İsrail ile ilişkiler hiçbir dönemde görülmeyen bir altın dönem yaşıyordu. 2010 yılında Erdoğan, dönemin Başbakanı Ehud Olmert ile makamında 7,5 saat baş başa görüştü. Bu görüşmeden sadece iki gün sonra İsrail, Filistinlilere karşı büyük bir katliam hareketi başlattı. O dönemde oyları giderek yükselen Saadet Partisi Çağlayan’da İsrail’in katliamının yanısıra AKP hükümeti ve İsrail ilişkilerini kınamak amacıyla 1 milyon kişinin katılacağı bir miting planladı. Van münit mizanseni işte böyle bir tablo içerisinde yaşandı. AKP’nin kurucularından Nevzat Yalçıntaş da bu olayın bir kurgu olduğunu belirtmişti.
Van münit olayının ardından yaşanan Mavi Marmara olayında 9 aktivist İsrail askerleri tarafından öldürüldü. Erdoğan bütün bu krizler sırasında İsrail ile ekonomik ve askeri ilişkileri sürdürdü. Diplomatik platformda yaşanan göstermelik hamleler ve İsrail’e karşı sert söylemlerin ardından bir gün ilişkiler hiçbir şey olmamış gibi normalleşti. Erdoğan’dan fırçayı yiyen de Mavi Marmara mağdurlarının yakınları oldu.
Hafızalarımızı biraz tazeleyelim. Erdoğan, AKP iktidarı kurulduğu günden beri AB ve Almanya’nın sözünden çıkmadı. Dikte ettirdikleri yasaları harfiyen yerine getirdi.
Avrupa Birliği’nin müzakerelerin başlatılması kararını bayram gibi kutladı. Avrupa da bu sadakati karşısında Erdoğan’ı sonuna kadar destekledi. AKP’ye karşı açılan kapatma davasında Türk yargısına büyük bir baskı yaptı. Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde hukukun askıya alınmasına göz yumdu.
O günler Erdoğan’ın “papaz elbisesi” giydiği günlerdi.
ABD, AB ve üst akıldan aldığı destek ile Erdoğan Türkiye’deki gücünü giderek artırdı. Devletin bütün kurumlarını ele geçirdi demek yetersiz kalır, adeta tek başına devlet oldu.
Zamanı gelince papaz elbisesini çıkardı. Erdoğan’ın her istediklerine “demokrasi aşkı” nedeniyle koşulsuz evet dediğini düşünen Batı’nın uyanması epey zaman aldı.
Her şeye rağmen Türkiye’ye, Kuzey Kore muamelesi yapılması haksızlıktır. Türkiye’de demokrasi, özgürlük ve adalet arayışı, yasaklama ve baskılar oranında artmaktadır.
Erdoğan tıpkı van münit olayında olduğu gibi Almanya ile ilişkilerine de hiçbir şey olmamış gibi devam edileceğini düşünüyor olabilir. Almanya ile ilişkiler düzelince fırçayı gurbetçi vatandaşlarımız yiyecek bu gidişle.
Kavganın kaybedeni Türkiye’dir. Ülkenin itibar kaybı hızla artmaktadır. Sözüne güvenilmez, uluslararası sorunlarda tamamen yalnızlaşmış bir ülke durumuna gelmiştir.


İlgili yazılar

Erdoğan aday olursa oy oranı…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ilk adaylık sinyalini MYK üyelerine verdi. “Adayımızı ne zaman açıklamayı düşünüyorsunuz?” diye yöneltilen sorulara Erdoğan, “Bir

Seçilemeyenlere dokunulacak!

Haklarında soruşturma açılan ancak milletvekili dokunulmazlığı nedeniyle yargılanamayanlara mahkeme yolu göründü.  Yeniden seçilemediği için dokunulmazlıkları kalkacak olan eski milletvekillerine ait

Halaçoğlu: Bizimkisi Demokrasi Mücadelesi

MHP’de muhalefetle Genel Merkez yönetimi arasındaki iktidar mücadelesi devam ederken gözler 10 temmuzda yapılacak olan seçimli olağanüstü kurultaya çevrildi. Devlet

Bir Cevap Yazın