Anneler Can’dır.

Bugün anneler günü annelerimizin elleri öpülecek; mutfak robotu, el blendırı, ya da benim gibi hayırlı evlatsa (!) düdüklü tencere alındı “Anneciğim senin için” denildi tüm sevimlilikle hediyeler takdim edilecek. 

Sanki annelerimiz kadrolu evin aşçısı…

Geçen yıl yapılan araştırmalarda anneler günü için harcanan paranın sevgililer günü için harcanan paradan beş kat daha az olduğu açıklandı. Cadı gelin formülünün kanıtlanmış halidir bu rakamlar…
Benim Canım Anneciğimle olan durumlarımıza gelecek olursak;

Ben annemi hakikaten seviyorum. Kim sevmez annesini diyeceksiniz ama kankim o benim…

Babamın bedensel olarak aramızdan ayrılmasının ardından hem anne, hem baba oldu bizim için.
Asla şiddet görmedim kendisinden terbiye sisteminde bizim dönemimizde kaş – göz geçerliydi. Anne ya da baba kaşıyla gözüyle anında sizi yerin dibine sokardı. Terlik şiddetiyle karşılaşmadım, oklava baskısıyla da…

Bu yüzden de gayet kendine güvenen, bireysel gücüne inanan, Tembel Kedi Garfıyıld prensiplerini benimseyen bir kızı oldu.

Her dediğine tamam dedim ama asla uygulamadım. Bulaşık makinesi anında boşalmadı, ütü anında yapılmadı…

Ama onun canını yakacak hiçbir şey yapmadım.

Elimizi yaktığımızda patatesi, dizimizi parçaladığımızda zeytinyağıyla tedaviyi sen öğrettinanneciğim.

Ankara’da okumuş olmanın vermiş olduğu cinlikle kötülüklerden nasıl korunacağımızı herkesten önce biz biliyorduk.

Okulun ilk gününde tuvalete saklanmıştım da tüm deliklerden bulduğun gibi o delikten de beni sen bulup çıkardın.

GPRS cihazına gerek bile kalmamıştı çünkü…
Yaramazlıklarımıza, komşunun çocuklarına şiddet uygulamamıza ki bu durumda annelerinin dırdırlarına, cam kırmalarımıza,  top patlatmalarımıza,  kafamızı delik deşik etmemize, ayakkabılarımızı paramparça etmemize, tembelliklerimize, kötü karnelerimize, iyi karnelerimize, devamsızlıklarımızla, burunlarımızı kırmamıza, uff yine mi ıspanak dememize, çamurlu kıyafetlerimize, dağınık odalarımıza, tamiratlarımıza, terzilikteki yeteneklerimize, hastalıklarımıza, daha aklıma gelinemeyecek sıkıntılarımıza katlandın üstelik bunların hepsini ücretsiz katlanıyorsun standart kapitalist zihniyetle düşününce yani…

Sen bir tanesin.
Bize hayatı ve onun zorluklarıyla nasıl başa çıkabileceğimizi, insan olmayı, vicdan sahibi olmayı, ağlayanla ağlamayı, biriyle uğraşacaksan o insanın mutlaka senden yukarıda olması gerektiğini, erdemi, gururu, kültürlü olmayı, kitap okumanın dayanılmaz güzelliğini, misafirperverliği, kimsenin önünde eğilmemeyi babacığımla sen yaşayarak öğrettin.

Sana şükran borçlu olacağım.

Dantel örmeyi öğretmediğin içinde şükran borçluyum hem de çok…
Evladını kaybetmiş annelere de sabırlar diliyorum…

Bedenler ölümlü ruhlar ölümsüzdür.

Anneler sizi seviyorum, iyi ki varsınız, iyi ki annemsiniz… 


İlgili yazılar

DÜŞÜNMEK BİR TEK BİZDE SUÇ

Mustafa Balbay artık özgür. 4 yıl 9 ay düşündüklerini yazdığı için hapisaneye konulan yüzbinlerden biri. Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla  özgürlüğüne kavuştu.

Stratejisi olmayan siyaset

CHP ve MHP’nin çatı adayları açıklanınca, toplumun çeşitli kesimlerinde büyük bir tepki oluştu. Parti tabanlarında da bu tepkiyi görmek mümkün.

Yunanistan dramı ve Türkiye

Yunanistan’ın içine düştüğü ve bir ekonomik drama dönüşen durum ile Syriza Partisinin yaşadıkları, çıkarmasını bilene bir yığın öğretiyle dolu. Aslında

Bir Cevap Yazın