AYNA VE SINAV

Ortaçağın sonlarına doğru ayna kullanımı hayli artmıştı. Güzelliğin bir mit haline geldiği bir dönemde aynanın yaygınlaşması kozmetik endüstrisinin gelişimini destekleyen bir araç halini almıştı. Bir zamanlar, başkalarının gözünden güzel olduğunu öğrenenler, ayna sayesinde kendi güzelliğini değerlendirebilir hale gelmişti. Pamuk Prensesteki kötü kraliçe dahi kendisinden güzel biri olup olmadığını ayna sayesinde öğrenebilmişti. Ayna’nın tarihini yazanların saptadıkları gerçeklerden biri de intiharlarla aynanın yaygınlaşması arasında ilişki olduğu sonucuna varmalarıdır. Ayna dönemin edebiyatında “zalim yargıç” olarak adlandırılmıştı. Yazarı belli olmayan bir şiirde ayna için şunlar söyleniyordu: “Ah seni zalim cellat/yüzün kadar soğuk sözlerin/ah katili gençliğimin.”

Aynanın bu kadar önemli hale gelmesinin temel nedeni “güzel olmanın” mite dönüştürülmesiydi.

Güzel olma miti elbette sadece aynayı etkin bir araca dönüştürmemişti. Aynı zamanda akıl dışı davranışların da yaygınlaşmasına neden olmuştu. Örneğin Fransa Kraliçesi Bavyeralı İsabeau, eşek sütüyle banyo yapmayı alışkanlık haline getirmekle kalmamış yüzünü silmek için yaban domuzu beyni, timsah salgısı ve kurt kanının karışımından oluşan bir losyon kullanmaktaydı.

Güzel olma miti insanlara daha vahim şeylerde yaptırmamış değildir. Çinli kadınların Çin Devrimine kadar küçük ayağa (lotusa), bazı Afrika kabilelerinde sarkık dudağa sahip olmak için yaptıkları yukarıdaki örneklerin yanında hayli masum kalır.

Güzellik bugün de bir mit olma özelliğini korumakta. Bu mitin ayna üzerinden ortaya çıkan sorunları önemli ölçüde aşılmış gibi de olsa, insanların güzel olma uğruna gerçekleştirdikleri akıl dışılıklar sınır tanımamaya devam ediyor. Özellikle zayıflamak ve genç görünmek için yapılanlar, insan yaşamına dahi mal olabilmekte. Ortaçağ’da zayıf görünmek için korse ve güzel bir yüze sahip olmak için damıtılmış civa epeyce insanı canından etmişti. Şimdilerde ise zayıflama hapları ve estetik ameliyatlar sonucunda canlarından olanlar var.

Bütün bunları anlatmamın nedeni güzellik mitinin nelere yol açtığını göstermek değil, bir başka miti, başarı mitini anlatabilmek ve eğitimde bunun yarattığı akıl dışı davranışlar için karşılaştırma yapma imkanını vermek.

Günümüzde başarı miti öylesine bir noktaya geldi ki bunun dışında kalabilmek imkansız. Özellikle eğitimden söz ediyorsak, başarıdan söz etmek durumundayız. Başarının mite dönüşmesiyle birlikte eğitim üzerinden bir başarı endüstrisi hızla gelişmiş durumda.

Aynanın güzellik miti ve bu mite bağlı gelişen kozmetik endüstrisinde oynadığı rolü başarı endüstrisinde sınavlar yerine getiriyor. Güzel olmayı içselleştirmiş bir insan aynasız bir yaşamı düşünemeyeceğine göre, başarılı olmayı içselleştirmiş biri de sınavsız bir yaşamı düşünemez.

Eğitimde başarı endüstrisinin önemli isimlerinden biri olan Cihat Şener, kitabının adını “Hayatımız Sınav”, araştırmacı Derya Keskin, “Bitmeyen Sınavlar Yaşanmayan Hayatlar” koyarken pek de haksız sayılmazlar.

Başarının mitleşmesiyle birlikte okullar, dershaneler, özel kurslar star yarışmasına aday hazırlayan kurumlara dönüşmüş durumda. Sınav, eğitimde ölçme ve değerlendirmenin bir aracı olmanın ötesine geçmiş, ortaya çıkan endüstrinin vazgeçilmezi haline gelmiş durumda.

YGS öncesinde Eyüp Sultan’da bir grup öğrenci önce dua ettiler. Sonrada oraya gelenlerin hayır duasını almak için onlara şeker dağıttılar. Haberin devamı şöyle: “Çocuğu sınava girecek olan anne H. B., “Sınava girecek tüm çocuklarımıza Allah zihin açıklığı versin. Her şeyi Allah’tan bekliyoruz, umut işte.” dileğinde bulundu. Dua ederek vatandaşlara şeker dağıtan B. B., kızının sınava gireceğini ve kendisinin de dua için türbeye geldiğini anlattı. Sınava girecek öğrencilerden A. A. ise, “Sınava gireceğiz, yapabileceğimiz kadarını yapacağız. Yüzümüzün akıyla çıkmak istiyoruz. Zuhuratbaba Türbesi’ne küçüklüğümden beri geliyorum. Bu kez kendim için geldim.” diye konuştu.”

Başarı için duanın gücü elbette bazı girişimcileri de harekete geçirmedi değil. Onlarda bazı türbelere tur düzenleyerek bu endüstriden para kazananlar grubuna girdiler.

Daha önce sınava girip başarılı olmuş bir öğrenci bir forumda sınav öncesinde hangi duanın nasıl edileceğini şöyle anlatıyor:

“21 adet kuru üzüme besmele ile her bir tanesine Fatiha Suresi’ni okuyorsunuz. Sınav öncesi aç karna o taneleri yiyoruz. Allah’a dua ediyoruz, inşallah başarılı oluyoruz. Birde Ashab-ı Keyf’in isimlerini bir kağıda yazıp üzerimizde girersek sınava önce Allah’ın izniyle bildiğiniz tüm bilgiler aklımızda canlanır İnşallah…
Ayrıca Ya Fettah ve Ya Mukaddim Esma-i Şerif’leri Ebced değerleri kadar okumanızı tavsiye ederim sınavdan önce. Başarılar…”

Geçen yıl YGS’de beklediği sonucu alamayan Karslı G. K. intihar etmeyi seçmişti. Bu yıl Kahraman Maraşlı 26 yaşındaki H. S, Mersin Erdemli’den S.S de Karslı G’ın yaptığını yaptı.

Başarı miti intiharları arttırırken çözümün kendilerinde olduğunu söyleyen epeyce psikolog da girişimci özelliklerini başarıyla gösterdiler. Sınav kaygısını ortadan kaldırdıklarını söyleyen bu psikologlar, radyolarla, gazetelere bolca reklam verdiler.

Dua turları gibi sınav kaygısıyla baş etme yollarını öğreten danışmanlık merkezleri bu endüstrinin önemli, vaz geçilmez aktörleri oldular.

Bu gruba falcıları da eklemek gerek. Ankara’da Karafil Sokakta dershanesinin altındaki Cafe de fal baktıran 19 yaşındaki Deniz, “başarılı olacağından emin olduğunu, bugünkü falında da bunun çıktığını” bana keyifle anlatmıştı. Falcı Fatoş’da sınav öncesinde müşterisinin hayli arttığını, başarılı olup olmayacaklarını kendisinden öğrenebileceklerini söylerken kendinden emin ve hayli mutluydu. Müşterisinin büyük çoğunluğunun kız öğrenciler olmasının nedenini ise “bilemediğini” söylemişti.

Başarı endüstrisinin bir başka vazgeçilmez girişimcileri ise kendilerini “sınava hazırlama koçu” olarak tanıtıyorlar. Hazırladıkları internet sitelerinden anlaşılıyor ki müşteri bulmakta zorlanmıyorlar.

Başarı endüstrisindeki gelişmeye rağmen son YGS’nin ortaya çıkardığı tablo umut verecek gibi değil. Pervin Kaplanın yazdığına göre durum şöyle:

“YGS ‘ de Türkçe, Temel Matematik, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilimler olmak üzere 4 testten toplam 160 soru yer alıyor. Yaklaşık 120 bin genç istenen yüzde 10 başarıyı yakalayamadı. 40 ‘ ar sorunun yer aldığı 4 testten 4 ‘ er soruyu, toplamda da 16 soruyu doğru yanıtlayamadı.
Bitmedi; bu gençlerin bu kez 258 binden fazlası 180 puan barajına ulamadığı için LYS ‘ lere giremiyor. Onlar da yüzde 20 başarı gösteremedi. 160 sorudan 32 ‘ sini yapmış olsalardı barajı aşacaklardı.
Yine son sınıf öğrencileri 40′ ar soruluk testlerde Türkçe’ de ortalama 17, Sosyal Bilimler’ de 12, Matematik’ te 7. 90, Fen Bilimleri’ nde de 4,50 soruyu doğru yanıtlayabildi. YGS mezuniyet ya da olgunluk sınavı olarak değerlendirilmiş olsaydı ve kriteri de yüzde 20 başarı olsaydı 742 bin gencin yaklaşık 260 bini liseden mezun olamayacaktı. Bu gençler ise 2 ay sonra ” lise diplomasını ” ellerine alacaklar.”

Bu tablo karşısında Pamuk Prensesin unutulmaz repliğini hatırlama zamanı:

“Ayna ayna benden daha güzeli var mı?”


İlgili yazılar

FAŞİST DİYENLERE BAKIN…

CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, “Kral Çıplak” dediği için bugünlerde belli kesimler tarafından linç ediliyor. Güler’i linç edenlerin en

Çağın En Güzel Gözlü Maarif Müfettişi

Ölümünün 55. yılında (26 Şubat 1961) saygıyla andığımız; Hasan Âli Yücel, aydınlanmacı, yurtsever, şair, düşünür bir devlet adamı olduğu gibi,

SANAT SEVİCİLER OLMASAYDI DA OLURDU

” Tiyatro muhalefettir!.. Bütün politikacılar muhalefette iken tiyatroyu hep tutarlar. İktidara geldiklerinde de tiyatroya karşı olurlar. Bir ülke mutlaka ve

Bir Cevap Yazın