AYNAYA BAKIN

Sevgili Ata’m,
Naciz vücudunu toprağa vereli 74 yıl oldu.

Sen bize söyleyeceğini zaten 1926’da söylemiştin.
“Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

Her geçen gün,
Halkının onuruyla yaşaması için yaptıklarının,
Devrimciliğinin, büyüklüğünün, dünya lideri olmanın,
Israrla ‘akıl ve bilim’ demenin,
Başı dik bir dünya devleti olma ısrarının,
Değerini çok daha iyi anlıyoruz.

Ata’m,
Çapsız, yeteneksiz, geri kafalı,
Çağa ayak uyduramayan,
Ortaçağ zihniyeti ile cahiliye döneminde yaşayan,
Kendi çıkarlarını ülke çıkarlarının önünde tutan,
İşleri güçleri ahbap ve akrabalarını zengin etmek olan,
Ne oldukları, kime hizmet ettiklerini bilemediğimiz,
Devlet adamlığından zerre kadar nasiplenmemiş,
Bugünkü yöneticileri görünce,
Bir kez daha gözümüzde büyüyorsun.

Bugün, “Atam, sen kalk da ben yatam”
Duygusallığından kurtulduğumuza,
“İyi ki bizim Ata’mız”
“İyi ki O’na Türk Ulusu olarak biz sahip olmuşuz” diyerek,
Gururlanıp devrimlerine sahip çıktığımıza,
İnanmanı isteriz.

Kolay mı?

Hayır, değil Ata’m.
Torunlarını görünce,
Dedelerine nasıl bir kuyruk acısı yaşattığını,
Kimlerle, nasıl mücadele ettiğini daha iyi anlıyoruz.

Ama, zorluklarla mücadele etmeyi,
Zaferin “zafer benimdir” diyebilenin olduğunu,
Bilerek ve,
“Umutsuz durum yoktur.
Umutsuz insanlar vardır.
Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim”
Sözlerini rehber edinerek,
Yılmadan mücadele etmeyi
Sen öğrettin bize.

Ölümünden sonra Noell Roger Gazetesi’nde,
“Atatürk’ün yurt kurtarıcı olduğunu,
Milletlerin en vefalısı olan Türkler asla unutmayacaklardır”
Yazdığını biliyor musun Ata’m.

Politikacıların aymazlıkları sonucunda,
Yoksullaştırılan senin yurttaşlarının,
Ekmek parası ve karın tokluğu kaygısı ağır basınca,
Bazı zig-zaglar,
Şaşkınlıklar, bocalamalar, korkmalar olsa da,
Varlığını sana borçlu olan Türk Milleti,
Seni unutmayacak, senden vazgeçmeyecektir.

Bu kalp seni unutur mu,
Bu akıl, bu vicdan sana ihanet eder mi,
Ata’m.

Hani bir okul ziyaretinde,
Küçücük bir öğrencinin sırtını dönmüş şekilde,
En geride beklediğini görmüş,
Yanına yaklaşarak sormuştun:
“Niye bu kadar üzgünsün çocuğum?”

Ağlamaklı bir sesle sana,
“Bugün seni gördüm, mutlu oldum.
Ama bir daha ne zaman göreceğim seni.
Seni göremeyeceğimi düşündükçe üzülüyorum”
Yanıtını vermişti.

Hatırladın mı Ata’m.

Çocuğu teselli etmek için söylediğin sözler,
Akıllarımızdan biran olsun çıkmıyor:
“Beni görmek istiyorsanız,
Hergün aynaya bakın çocuğum.
Orada beni göreceksiniz.
Çünkü sizin her biriniz Mustafa Kemal’siniz.”

Evet, Ata’m.
Biz çoluk-çocuk,
Kadın-erkek,
Genç-yaşlı,

Hergün aynaya bakıyoruz.

Sarı saçını, mavi gözünü,
Devrimlerinin ışığını görüyor,
Mücadele için güç alıyoruz,
Sevgili Ata’m.

Yas tutmayacağız,
Hepimiz birer Mustafa Kemal olacağız.

Rahat Uyu.


İlgili yazılar

GÜRSEL TEKİN BİLE DAYANAMADI

Kendisiyle gazeteci-politikacı ilişkisi içinde bir dönem iyi ilişkiler kurmuştum. Uzunca bir süredir ise ilişkilerimiz karşılıklı olarak askıya alınmıştı. Bunun değişik

Oya Aydoğan’ın Ardından

1970’li yılları yaşayanlar anımsayacaklardır. İki kutuplu bir dünyanın ortasında kalmış ıssız bir ülkeydi Türkiye… Siyah beyaz bir yaşam, derin bir

Almanya Gerginliği De Danışıklı Dövüş

Hiç kuşkunuz olmasın, Almanya ile yaşanan süreç bir danışıklı dövüştür. Böyle bir kavgadan kimin kazanıp kimin kaybettiğine bakılım önce. Kazanan

Bir Cevap Yazın