BALANLI:Arkada bir mutfak var her şey o mutfakta hazırlanıyor.O mutfakta siyasetçi, polis,muhtemelen asker de var.Yargıtay’ın kararı çok büyük hayal kırıklığı yarattı.Bunlar hakim değil militan.”

BALANLI:Arkada bir mutfak var her şey o mutfakta hazırlanıyor.O mutfakta siyasetçi, polis,muhtemelen asker de var.Yargıtay’ın kararı çok büyük hayal kırıklığı yarattı.Bunlar hakim değil militan.”

Halen tutuklu olan Emekli orgeneral Bilgin Balanlı TSK’ya tuzak kurulduğunu belirterek  “Arkada bir mutfak var her şey o mutfakta hazırlanıyor. O mutfakta siyasetçi, polis, muhtemelen asker de var. Yargıtay’ın kararı çok büyük hayal kırıklığı yarattı. Bunlar hakim değil militan.” Dedi.
Sami GÖKÇE
Cumhuriyet Halk Partisi Cezaevi İnceleme ve İzleme Komisyonu üyeleri Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Manisa Milletvekili Özgür Özel, Muğla Milletvekili Nurettin Demir ve TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi Rıza Türmen Silivri, Hasdal ve Hadımköy Cezaevlerini ziyaret etti.
Ziyarette, tutuklu askerler İlker Başbuğ, Hurşit Tolon, Bilgin Balanlı, Can Erenoğlu, Mustafa Karasabun, Deniz Kutluk, Hasan Iğsız, Dursun Çiçek, Tuncer Kılınç, Feyyaz Öğütçü, Şenol Büyükçakır, Ali Sadi Ünsal, Cengiz Köylü, Hüseyin Hançer, Onur Uluocak, Gürbüz Kaya, Bülent Kocabaş, Ayhan Gümüş, Ahmet Erdem, Hüseyin Dilaner, Namık Sevinç, Mehmet Örgen, Faruk Doğan, Ender Güngör, Kubilay Baloğlu, Deniz Cora, Tayfun Duman, Ümit Metin ile görüştüler. Komisyon üyeleri Silivri cezaevinde ayrıca Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu ve Tuncay Özkan ile de görüştüler.
Komisyon üyelerinin yapmış oldukları görüşmelerde tutuklu askerler özellikle Ergenekon ve Balyoz davaları ile ilgili yorumları ve görüşleri şöyle:
 
İLKER BAŞBUĞ: KARARA GÖRE GEREKÇE HAZIRLANIYOR
Karargâhımdaki 11 üst rütbeli asker hapiste, hepimiz ceza aldık. Bir kısmımız terör örgütü yöneticisi diğerleri terör örgütü üyesi oldu. Yöneticiler müebbet dâhil olmak üzere 10 yıla yakın ceza aldılar. Elimizde bir iddianame var. Bir esas hakkında mütalaa ve 5 Ağustos 2013’te verilen bir de karar. Suçlamaların nedenleri burada yok. Bu hukuka aykırı. Kararda bazı gerekçelerin olması lazım.  CMK 15 gün içinde gerekçeli karar çıkmalı diyor. 4 ay geçti. Gerekçeli karar ortada yok. Demek ki karar verirken gerekçe yok. Önce karar verildi. Karara göre gerekçe yazmaya çalışıyorlar.
Dava Yargıtay’a gitse, belki bazı insanların lehine karar çıkar. Ama gerekçeli karar çıkmadığı için, olmuyor. Gerekçeli karar 1 yıl yazılmazsa, insanların tutuklu kaldığı 1 yıl değerlendirilemeyecek.
314. Maddeden ceza verdiler 312’den vermediler!
314/1 (Terör örgüt kurma-yönetme) ve 312/1 (Hükümete karşı suç) maddelerinden yargılandık. 5 Ağustos’ta karar verildi. Terör örgütü kurmak ve yönetmekten müebbet aldım ama hükümete karşı suçtan ceza verilmedi. Bu kamu davası da düşmüş değil.Karşımızda hukuku kaidesi, kuralı olmayan bir güç var.
İnternet üzerinden dezenformasyon ve kara propaganda yapmakla suçlanıyoruz. Bunu yapabilmek için internet sitesine sahip olmak lazım. 30.08.2008’de açık olan 42 site var. Ne zaman kadar açık. Şubat 2009: Bu sitelerle ilgili haber çıktığında inceleme başlattık bizim dönemimizde ve 2009’da kapattırdım. Bu siteler sadece 4 ay çalışmış. Peki, bu dönemde güncelleme olmuş mu. Hayır. Yani Haziran 2008’den bu yana sayfalarda hiç bir şey yok.
Hakim siteleri kapattınız çünkü mecbur kaldınız diyor. Kapatmasaydınız suç işleyebilecektiniz diyor. Aynı “Azınlık Raporu” filmindeki gibi. Suçu işlemeden önce, suçlu olma ihtimaline bakıp niyet okumaya çalışıyor bunlar. İnternet Andıcı davasında savcılar suç yok diyor ama bizim dava da amacınız başka olabilir diyor.
Bizim Savcı Tıpkı Lombroso!
İtalyan Ceza Hukukunun kurucusu (Cesare) Lombroso, “insanlar doğuştan suçludur” diyor. Bizim savcının bakışı bu.
İnternet Andıcı ile İrticayla Mücadele Eylem Planı karıştırılıyor. İrticayla Mücadele Eylem Planında diye bir şey yoktur. Böyle bir plan yoktur. 2004 MGK kararı. İrticayla Mücadele Eylem Planının dayanağı değildir. Ancak İnternet andıcına dayanak olabilir.
AKP’nin kapatılması davasında, internet andıcındaki o 42 internet sitesinde yayınlanan haberler var. AKP için bu mesele o nedenle önemli.
HURŞİT TOLON:
1. Ordu Komutanlığından 2005’te emekli olduğunu belirten Hurşit Tolon, emekli olduktan sonra sivil toplum örgütlerinde ve özellikle kadın örgütlerinde konferanslara katıldığını belirtti. İlker Başbuğ’un sınıf arkadaşı olduğunu ve 50 yıllık hukuklarının olduğunu ifade eden Tolon İçinde yüzlerce belge olan 2 adet düzmece Cd’nin benim evimde değil oğlumun evinde bulunduğu iddia edildi. Cd’lerde Ergenekon yapılanması ile ilgili evraklar var deniyor. 2001 tarihinde yazılmış bu belgeler. Ancak bu Cd’ler arama ve el koyma tutanağında yok. Fezlekede de yok.Katıldığım toplantılarda, telefon görüşmelerimde ve CD’lerde suç unsuru bulunmadı. 2009’da tahliye edildim. Ancak mahkeme sonra müebbet verdi. Gizli belge bulundurmaktan ceza vermedi, fişlemeden ceza verdi.
CD’lerim imajını istiyoruz bize vermiyorlar, Malatya Mahkemesi talep ediyor ona da göndermiyorlar. Çünkü bu CD’ler düzmece. İşte biz bu düzmecelerle müebbet hapis cezasına çarptırıldık.
BİLGİN BALANLI: 
Hâkimler savcılar sadece görüntü de var. Arkada bir mutfak var her şey o mutfakta hazırlanıyor. O mutfakta siyasetçi, polis vs. var. Muhtemelen asker de var.
Genelkurmayın orduevi yasağı ilkel ve çocukça bir durum. Kendi özel mekanın değil ki kendi görüşüne aykırı insanları almıyor. Keşke aynı hassasiyeti dava sürecine de gösterseydi.
Tamamen dijital tamamen kurgulanmış veriler ile mahkûm olduk. Zaman bizi haklı çıkaracak. Hepsi düzmece veriler. Yargıtay’ın kararı çok büyük hayal kırıklığı yarattı. Bunlar hakim değil militan.
Bu kadar hukuk ihlali sonrasında bir de Yargıtay’da kararın oy birliği ile kabul edilmesi bizleri çok sarstı. Bunlar hâkim değil, bunlar militan. Önlerine ne konduysa imzaladılar.
Delillerin hepsi düzmece. Beraat edenler ile ceza alanlar arasında hiçbir fark yok. Rütbelere göre ceza verildi!
Onların da suçsuz olduğunu biliyoruz ama Genelkurmay Başkanı sadece kendi öğrencilerini kurtardı.
AYTAÇ YALMAN PARANOYA İÇİNDE
Suçluluk duygusundan kurtulmak için kendini savunmak için arkadaşlarını suçlayan Yalman, Aksini yaparsa (yani sanıklar lehine konuşursa) başına bir şey gelebilir diye korkuyor. Onunla ilgili bir soruşturma var. 2004 tarihli. O soruşturmadan korkuyor Yalman. Aytaç Yalman hükümete muhtıra verelim diyor Özkök’ün kabul etmediğin söylüyor. Bu Ergenekon davasındaki ifadesinde var. Orada bunu kabul etmediğini söylüyor.
Buraya gelmek gitmek çok zor. Bu durumda en mağdur ailelerimiz. Silivri’ye gelmek girmek 1 gün sürüyor.
HASAN IĞSIZ:“İrticayla Mücadele eylem Planı hakkında İlker Başbuğ ile konuştum. Soruşturma açtırdık. Sonra Işık Koşaner’e İlker Başbuğ ile konuştuğumu söyledim. Şimdi iddianamede Işık Koşaner varken neden İlker Başbuğ ile konuştun diyerek bana ceza verdiler” diyen Iğsız, Koşaner’in bu konuyu mahkemeye gelip anlattığını ancak heyetin dikkate almadığını belirtiyor.
Adalet Bakanı’na soruluyor. Önemli Bir konu var Başbakan Yardımcısına mı konuyu aktarırsınız Başbakan’a mı. Oda cevap veriyor: Başbakan’a diye.  Bende o yüzden İlker Başbuğ’a aktarmıştım.
Baransu’nun söyledikleri mahkeme sürecinde de söylendi. Duymak istemeyenler duymadı. Bu, davanın hukuksuz olduğunu bir kez daha ortaya çıktı.
DURSUN ÇİÇEK: Sahte dijital veriler ile bizi mahkum ettiler. Sahte verileri üreten çete mutlaka açığa çıkarılmalı. Beni suçlamalarındaki asıl amaç Genelkurmaydı. Asıl sorun siyasidir.
Suçlamaları Genelkurmay’a yöneltebilmek için beni suçladılar. Yani, İlker Paşa’ya ulaşmak için bana yapılan suçlamalar bir basamaktı.
2004’teki MGK kararının önemli olduğunu söyleyen Çiçek, o karar bu davaları bitirir. İrtica ile Mücadele Eylem Planının ise sahte olduğu, böyle bir planın olmadığı önünde sonunda ortaya çıkacaktır.
TUNCER KILINÇ: 2 yıl süreyle MİT, İçişleri, Jandarma, Polis, Dışişleri Bakanlığı, Genelkurmayın ürettiği istihbaratları koordine ettim. Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile gündem oluşturuldu. Bu istihbaratlarda hiç Ergenekon diye bir örgüt duymadım. Neden tutuksuz yargılandığımı bilmiyorum. Olmayan bir örgütten dolayı, hiçbir kanıt olmadan 13 yıl 2 ay ceza aldım. Terör örgütü üyesi olmaktan gözaltına aldılar. Eve gelen Savcı silahın var mı diye sormadı. Benim 3 tane silahım var.
FEYYAZ ÖĞÜTÇÜ: 1. Ordunun Yunanistan ile savaş planın konuşulduğu seminere hapisteki denizcilerden kimse katılmadı. Mahkeme uyarılmış olmasına rağmen nu plan ile ilgili her türlü detay ortaya saçıldı.Asıl vatan hainliği bu. Esas casusluk bu planı ortaya dökmekti. 25 amiral bir celsede cezalandırıldı. 101Deniz subayı hepsi mastırlı hepsi gemi komutanı hepsi amiral adayı. Hepsi tasfiye edildi.
Sahte deliller ile bir sürü insan içerde yatıyor! Sahta delilleri üretenler mutlaka ortaya çıkarılmalı. Kim yaptıysa bulunmalı. Hatta bu davadan ayrı incelensin. TÜBİTAK ve Polis dışında bir ekip bu CD’leri incelesin. Hatta bu konuya biri, hobi olarak değerlendirip incelesin. Kim yapmış ortaya çıksın.
FATİH HİLMİOĞLU: Bugüne kadar kanser başlangıcı dedik, şimdi kanser şüphesi tespit edilmiş oldu. Tutuklu kalmaya devam edersem, kanser olacağım. Cerrahpaşa hastanesi cezaevine girerse ölür diye 3 heyet raporu verdi. Hala cezaevinde tutuluyorum. Hastane raporları haklı çıkacak. Adli Tıp’ın hükümet güdümünde olduğu ortaya çıkmıştır. Bunların hekimlikle ilgisi yok. Hipokrat yeminine ihanet etmişlerdir.
TUNCAY ÖZKAN: Benim en çok ihtiyaç duyduğum Balbay’ın dışarıda olması ikincisi zindanların boşalması!
Baransu’nun yaptığı gazeteciliktir!
Baransu MGK kararını ele geçirmiş, yayınlıyor, bu gazeteciliktir.
Yunanistan ile savaş planını açıklamak vatan hainliği değil !
Devletin gizli belgelerini açıklamak Ergenekon/Balyoz’da suş sayılıyor. Ama Yunanistan ile savaş planı iddianamelerin Ekinde yayınlanıyor bu vatan hainliği olmuyor.
Devletin sırlarını, savcı, polis, yargıç açıklayınca vatan hainliği olmuyor, gazaeteci açıklayınca vatan hainliği oluyor.

İlgili yazılar

CHP’Yİ İÇERİDEN VURMAK!..

CHP üzerinde yazıp çizenler kadar okuyanlar için öncelikle şu uyarıyı yapmamız gerek: CHP’yi nasıl biliyorsunuz? Ne kadar tanıyorsunuz? Eğer bu

DUYAN VAR MI

Ülkemizde neler yaşanıyor neler. Toz toprağa, at izi it izine karışmış, gidiyoruz kıyamete. Vatandaş mı? “Neler olduğu, ülkenin nereye gittiği

SOLAN ÇİÇEK

Ne kadar acı bir durum. Sen TBMM Başkanı ol, takan olmasın. Protokolde Cumhurbaşkanından sonra devletin iki numaralı adamı ol, kimse

Bir Cevap Yazın