BAŞKANLIK SİSTEMİ, ATATÜRK VE TAYYİP

Türkiye, yeniden, bir kez daha ‘Başkanlık Sistemi’ tartışmasının içine girdi.

İktidar, yine dikkatleri başka yönlere çekmeyi başardı.
Şimdi, yandaş basındaki iktidar silahşörleri yazarlar ve program yapımcıları varsa yoksa “Başkanlık Sistemini” işliyor.
Bu arada da “Erdoğan iyi bir başkan olur mu” diye yorumlar yaparak kamuouyunu yönlendirme ve alıştırma görevlerini de yerine getiriyorlar.

ÇELİŞKİLERİNE YENİ ÖRNEK

Ancak bu olay, Başbakan Erdoğan’ın geçmişte söylediklerini inkar ettiğini bir kez daha ortaya çıkardı.

Erdoğan, 1993 yılında Refah Partisi İstanbul İl Başkanıyken, bir röportajında bu konu ile ilgili görüşlerini özetle şöyle dile getirmişti:

“Başkanlık sisteminin ortaya çıkışı, bir özentinin sonucu ya da Amerikan emperyalizminin bize bir tavsiyesidir.”

Bugün ise, gönlünde yatan aslanın o olduğunu bile bile, “Meclis tartışıp karar alsın. Başkanlık sistemi mi olur, yarı başkanlık sistemi mi” demekle yetiniyor.

O zaman koşulların uygun olmadığını düşünürken, kendisinin günün birinde bu noktalara geleceğini ve sistemin kendisi için düşünülebileceğini herhalde hayal bile etmemişti.
Çünkü Başbakan Erdoğan’da bütün güçleri elinde bulundurma, her konuda karar verme ve ‘tek adam’ olma isteği olduğu özellikle son seçimlerden sonra açıkça görülüyor.

ÖMÜR BOYU CUMHURBAŞKANLIĞINI REDDETTİ

Mustafa Kemal Atatürk ise tartışmayı severdi, her görüşe açıktı. Alacağı kararlarda kendisini değil, ülke ve millet çıkarlarını düşünürdü.

Kendisine pek çok kez ‘ömür boyu cumhurbaşkanlığı’ önerisi gelmişti.

“Milletin sevgi ve güvenini kaybetmediğim müddetçe tekrar seçilirim, milletin oyu esastır” derken aynı konuda, gazetecilere şu açıklamayı yapmıştı:

“Bana öteden beri bu ve buna benzer tekliflerde bulunanlar çok olmuştur. Siz ve kamuoyu bilmelisiniz ki, bu yoldaki teklifler hoşuma gitmemiştir ve gitmez. Benim gayem, Türkiye’de, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nde millet egemenliğini güçlendirmek ve sonsuzlaştırmaktır. Dediğiniz gibi bir teklifi, benim idealimi cidden rencide eden bir anlamda görürüm. Bu noktada şu veya bu yorumlara giden sözlerin anlamını, beni iyi tanımış olan Türk milleti benden daha iyi takdir eder.”

HALİFELİĞİ DE İSTEMEMİŞTİ

Yeni cumhuriyet içinde kendi yakın arkadaşlarının yanısıra, halkı müslüman olan bazı ülkelerden de halife olması teklifleri gelmişti. Bunun ötesinde, padişah, sultan olması da kendisine iletilmişti.
Bütün bunlara sert tepki göstermiş, “O zaman halifeliği, padişahlığı niye yok ettik, ortadan kaldırdık biz” demişti.

YA BAŞKANLIK SİSTEMİ

1930 yılında başkanlık sistemi gündeme gelince, “Amerikan sistemini uygulamayı hiç düşünmediğini, sistemsiz ve kanunsuz bir şekilde cumhurbaşkanlığıyla başbakanlığı birleştirmeyi asla düşünmediğini, düşünecek adam olmadığının milletçe bilindiğini” açıklamıştı.
Zorunlulukların başbakan olmasını gerektirmesi halinde bu görevi alçakgönüllülük ve minnetle yapmaya hazır olduğunu, bu durumda cumhurbaşkanı kalmasına yasal imkan kalmayacağını belirtmişti.

Şüphesiz Atatürk, parlamenter sistemin Türkiye için en iyi yönetim şekli olduğunu düşünüyordu. Bu da milletin bütün fertlerini ülke yönetiminin içinde tutmak istemesinden kaynaklanıyor.

Ve biliyordu ki, ülke yönetiminin, yan bazı denetim kurumları olsa da, tek kişiye bırakılması tehlikelidir.
Özellikle de Türkiye için.


İlgili yazılar

ULUSAL YASLARI SADECE MÜZİK CAMİASI MI TUTAR?

ULUSAL YASLARI SADECE MÜZİK CAMİASI MI TUTAR? Dünya kaynayan kazan. Bu kaynamadan nasibini en fazla alan ülkelerin başında geliyoruz sanırım.

Haberi Cumhurbaşkanından öğreniyorsak..

Haberi,  bölgedeki  yasaklamalar nedeniyle ancak akşam üzeri alabildik. Olay, operasyona giden askerlerin öğleden sonra saat 3′ te operasyon için zırhlı

AKP seçimi erteleyebilir mi?

AKP’nin eski Genel Başkan Yardımcılarından HDP Mersin milletvekili adayı Dengir Mir Mehmet Fırat, partisinin 7 Haziran’da barajı aşmaması için büyük

Bir Cevap Yazın