BEKLENEN OLDU

Ve beklenen oldu.

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, 48 saatlik ‘misafirlikten’ sonra PKK törör örgütü tarafından bırakıldı.

Böyle olacağını bilmek için ‘ulema’ olmaya gerek yoktu.

Nitekim bu köşede, “Telaşa gerek yok, bekleyin” başlıklı analizimizde aynen şunları ifade etmiştik.

“Söylediği sözler, yürüttüğü politikalar nedeniyle BDP’de olması gerekirken CHP’den vekil seçildi.

CHP’de ‘tabuları’ yıkarak, partinin geçmişine, Atatürk’e yönelik ağır eleştirilerde bulundu. Dersim ‘soykırımının’ sorumlusu olarak Atatürk’ü gösterdi.

Kamuoyundaki algıya rağmen “Kürt Milliyetçisi” değil. “Zaza” ve zazaca kitap yazacak kadar diline hakim.

Kürt Milliyetçisi değil,ama devletin Kürt politikasını en sert eleştirenlerden,
rastlantıya bakın ki PKK kaçırmak için O’nu seçti.

Şaşırmamak elde değil.

Tunceli Valisi beyfendi, beklenen açıklamayı yapmış: Milletvekili Aygün Ovacık çıkışı kaçırıldı.

Sayın Valiye bravo. Bu kadarından haberi var.

Şemdinli olayları ortadayken, yurdun her tarafında terörist eylemler varken, bu anlamda en kritik il olan Tunceli’de bir milletvekili korunamıyor. O ile gelen milletvekillerinin yanına birkaç koruma vermeyi düşünmek için üstün zeka mı gerekiyor acaba?

Devleti yönetenlerin, Başbakanından bakanına, valisinden kaymakamına, il ve ilçe emniyet müdürlerine kadar, bu kadar öngörüsüz olmaları bir rastlantı mıdır?
Yoksa işi ehline vermek yerine yandaşlara, partililere, eş-akrabaya verilmesi ile ilgili midir?

Öyleyse bu utanç kimin, ya da kimlerin. Devleti, ülkeyi ‘milletvekili kaçırılan, milletvekilini bile koruyamayan’ bir hale sokmanın utancı kimin?

Olaya biraz daha derinlemesinden bakalım. Milletvekili Aygün’ün kaçırılmasının perde arkasında neler olabilir.

-CHP Meclisi terör konusunu görüşmek üzere olağanüstü toplantıya çağırdı. AKP ve MHP karşı çıktı. Büyük bir olasılıkla bu toplantı yapılamayacak. Milletvekili Aygün’ü kaçırarak Meclis’in toplanmasını sağlamaya mı çalıştılar. Çünkü Meclis’in toplanması demek, onlara göre olayların büyüklüğünü gösterecek, anadil, Öcalan’a ev hapsi, Öcalan’ın muhatap alınması, Oslo müzakerelerinin yeniden başlatılması gibi konuların yeniden konuşulup tartışılmasını sağlayacaktı. Vekil kaçırmanın gerekçesi bunlar olabilir mi?

-Şemdinli’de PKK’nın girişiminin başarısız olması, bir kez daha devletin güvenlik güçlerinden hak ettikleri dersi almaları, öldürülen terörist sayısının fazlalığı kamuoyunda ve basında yer alıyordu. Kaçırma olayı bir anda bunun önüne geçti. Kendi başarısızlıklarını örtmeye yönelik bir girişim olabilir mi?

-Güvenlik güçlerinin Tunceli sınırları içindeki operasyonlarında sıkışan örgüt, bu operasyonların durdurulmasını sağlamak amacıyla yapılmış olabilir mi?

-Kendi yandaşlarına ve örgüt üyelerine, “Örgüt bir milletvekilini kaçırabilecek kadar güçlü” mesajını vererek Şemdinli’de düşen moralleri yeniden kazandırmak istemiş olabilirler mi?

-Uluslararası kamuoyunda ve uluslararası basında bir kez daha örgütün propagandasını yapmak, yurt dışı örgüt katılımlarını hızlandırmak olabilir mi?

“Gerekçe ne olursa olsun, herkes şundan emin olmalıdır. CHP, milletvekilinin ailesi, seçmenleri, TBMM, Türk halkı bilmelidir ki,

Milletvekili Hüseyin Aygün PKK tarafından birkaç gün ‘misafir’ edilip bırakılacaktır. Kendisine elbette örgüt tarafından bazı ‘öneriler’, ‘uyarılar’ da yapıldıktan sonra ‘kılına bile zarar gelmeden’ ailesine ve görevine dönecektir.

Zira kaçıranlar, kaçırma talimatı verenler, bunlara ‘akıl hocalığı’ yapanlar, bir milletvekiline, üstelik de kendileri gibi düşünen bir milletvekiline, en ufak bir zarar verilmesinin büyük bir stratejik hata olduğunu bilirler. Uluslararası alanda bunun anlatılmasının zor olduğunu, ‘davalarına’ zarar vereceğinin farkındadırlar.

Evet, telaşa gerek yok. Biraz sabretmek lazım. Millet, vekiline yakında kavuşacaktır.”

Sonuç olarak 48 saat Türkiye’nin kilitlendiği kaçırma veya kaçırılma olayında herşey terör örgütünün planladığı gibi oldu.

Nasıl? Hüseyin Aygün’ün serbest bırakıldıktan sonra yaptığı açıklamaya bakmak yeterli.


İlgili yazılar

Sanatçı ve Çağı

Fransız yazar – düşünür Albert Camus (7 Kasım 1913 – 4 Ocak 1960) “Sanatçı ve Çağı” adlı yapıtında; “Günümüzde yazar,

Müzakerecilikten iç savaşa

Onur Öymen 2009 yılında TBMM’nde “Terörle müzakere edilmez, mücadele edilir” dediğinde neredeyse linç ediliyordu. Devletin yapısını ve işleyişini bilmeyen tüccar

BU ADAMIN CHP’DE NE İŞİ VAR

‘Bu adam’… CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’den söz ediyoruz. CHP’nin ‘baş ağrısı’, ‘baş belası’ olan milletvekili ile ilgili hatırlatmalar yaparak,

Bir Cevap Yazın