DİNDAR GENÇLİK Mİ KARAKTERLİ GENÇLİK Mİ?

Sahi bu ülkede kaç tane tarikat var?

Bunların müridleri ne kadar?

Nasıl eğitiliyorlar? Hedefleri ne?

Eğitim için gerekli ekonomik ve sosyal destek nasıl sağlanıyor?

Bilebildiğimiz -o da yarım yamalak- Fetullah Gülen’in başını çektiği tarikat.

Ama onun dışında onlarca tarikat var.

Hepsi de son 10 yılda önemli güç oldu.

Bunların özel okulları, üniversiteleri, dersaneleri, okul öncesi eğitim kurumları, çocuk yuvaları var.

Demek yetmiyor ki..
.
Dindar gençlik için imam okullarının orta kısmını yeniden açmak istiyorlar.
…………..

AKP yöneticileri kendilerine oy veren seçmeni “dindar” bulmuyor olmalı…

Kamuoyu önünde söylemeseler de “Dindar insan, ahlaklıdır” demekten çekinmiyorlar.

Ancak bu “ahlaklı”nın tarifi nasıl olacak onu söylemiyorlar.

……….

Acaba kamu kaynaklarını adil olmayan bir şekilde “dindar” yakınlarına aktarmak ahlakla bağdaşır mı?

Yetim hakkı yiyenin ahlakla ilgisi olabilir mi?

Hadi bunları, “bal tutan parmağını yalar şiarıyla” toplumun bir kısmına da kabul ettirdiler diyelim…

Peki, 18-19 yaşlarındaki genç kızları “evlere” götürmek, “metres tutmak” nasıl bir dindarlıktır?

Ya nüfuz kullanarak çalışanın bedeninden yararlanmak?

Eğer “ahlaksızlığın” temelinde imam okullarının orta kısmının kapanması gösteriliyorsa, çok yanlış.

Çünkü bunları yapanların büyük bölümünün yaş ortalamaları 30’un üzerinde ve tamamına yakını da İmam Hatip okulu mezunu…

Beş vakit namaz kılıyorlar, Cuma namazına ma’aile gidiyorlar…

Demek ki dindar gençlik “ahlaklı, namuslu gençlik” anlamına gelmiyor.

Ne demiş Ulu Önder “Bizim dinimiz akla ve mantığa en uygun dindir ve bu yüzden
Ahlak kurallarımızla ters düşmez, birbiriyle paralel

devam eder. Fakat din karakter değil vicdan meselesidir. Bu yüzden her dini bütün insanın ahlaklı olamayacağı gibi, her dinsiz insanda ahlaksız değildir”

Önce dindar değil, karakterli gençlik yetiştireceğiz. Din arkasından kendiliğinden gelir.


İlgili yazılar

Darbeden Canlı Yayın

15 Temmuz akşamı Antalya’dan Ankara’ya dönmek için otobüse bindiğim anda yanımda bulunan gazeteci arkadaşım Ankara’da savaş uçaklarının uçtuğunu ve İstanbul’da

Hakkımı Helal Etmiyorum

4 Mayıs günü ülkenin Başbakanı bir darbe ile görevden alınmıştır. Davutoğlu’na yapılan bu darbe ve TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın laiklik

Gerçek Gündeme Dönsek!

Bir darbe paranoyasının peşine takıldık gidiyoruz. Herkesi bir korku sardı. Fethullah hareketiyle geçmişte bağı olanlarda da bu korku var, beni

Bir Cevap Yazın