GARGARAYA GETİRİLDİ

Gençler Gezi’de devlet terörüne maruz bırakılırken, terörist ilan edilirken, hükümetin müzakere ettiği terör örgütü PKK, şantiye bastı, araç yaktı iki vatandaşımızı kaçırdı. Bingöl’de.

Duydunuz mu?

Haberi DHA 15 Haziran tarihinde geçti.
Merkez medya neredeyse hiç kullanmadı bu haberi.
Olayın ardından bekledim, her konuda konuşan bir yetkili bir şey söyler mi diye. Hiç ses yok…
Ama kaygılanmayın silah bırakmışlar… Kaçırdıklarını da bırakırlar bir gün!

ÖCALAN’A ÖZGÜRLÜK

Haftasonunda Diyarbakır’da Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Korferansı yapıldı, sonuç bildirgesi açıklandı.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başlıca talepler sıralandı.
Bizimle bir türlü paylaşılmayan “çözüm sürecinin” içeriğine ilişkin şifreler bu sonuç bildirgesinde yer aldı.
Bildirgede sürece can siparane destek veren Recep Tayyip Erdoğan’ın adı anılmadı, Abdullah Öcalan’ın kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için tarihi bir fırsat yarattığı belirtildi.
Başından beri soruyoruz, hükümetten ya da AKP’li bir yetkiliden bu konuda sağlıklı bir yanıt alamıyoruz.

Yanıtı bildirgede bulduk.

Müzakere sürecinin başlıca ön koşulu Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü.
Bölge için bir statü isteniliyor. Özerliklik – federasyon – bağımsızlık seçenekleri arasında hangisinin olacağı halka sorulsun deniliyor. Halk derken Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tümü değil, Kürtler kastediliyor.

Anadilde eğitim ve Kürtçe’nin resmi dil olarak kabulü için de anayasal güvencenin yanısıra, kamu kaynaklarının (Kürdistan’a onların tabiriyle) bölgeye aktarılması talep ediliyor.

PKK, tüm uluslar arası örgüt ve devletlerde terör listesinden çıkarılsın isteniliyor.

Bu talepler bir bir sıralandıktan sonra sanırım şimdi, “emredersiniz” diyecek mekanizma bekleniyor.

Şimdi anladınız mı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, neden Gezi eylemcileri ile bu kadar çok uğraşıyor. Türk halkının gözünden neler kaçırılıyor.
Gezi’de, “Beni kategorize etme” diyen gençliği ezen zihniyete teslim ülke gargaraya getirilerek elden gidiyor.

AYRIŞMA ARACI OLARAK BAYRAK

İzmir’de ortaya çıktı ilk kez hatırladığım kadarıyla. Üzerinde kalpaklı Atatürk resmedilen Türk Bayrağı.

Tüm ülkeye yayıldı. Türkiye o bayrağı çok sevdi. Türk halkı için kutsal iki şey biraradaydı. Her balkona, her cama asıldı, her yürüyüşte taşındı.
Şimdi bir ayrışma aracı olacak korkarım. Başbakan Erdoğan’ın Kazlıçeşme’de yaptığı bayrak tanımından anladığımız kadarıyla bu bayrak yasadışı ilan edildi çünkü.

Evine bu bayrağı asan da suç işlemiş olacak. Atatürk’ün yer almadığı bayrağı asanlar ise partili. Başbakan bu ayrıştıran dili, “bir olun” kisvesi altında daha nereye kadar kullanacak bilinmez. Ancak, daha önce yazdığım gibi fitne-fesat, yalan-dolan müslümanlıkla bağdaşmaz.

Anlayana sivrisinek saz…


İlgili yazılar

Gökyurt ağlıyor

Muaviye – Yezit’in torunları IŞİD, Türkiye’ye de iktidarı gasbetmiş ihanet şebekesinin gönderdiği silahlarla Musul’u işgal ederken; binler, on binler ve

GÜLE GÜLE ENSTRÜMANTAL MÜZİK…ÇOK YAŞA POPÜLİZM…

Zaten onu hiç sevmedim ben, hiç sevmedim. Yalnızlığımı bölüştüm bir ara hepsi o kadar; sonra içten içe gülüştük biraz, bir

Ortak Aklın Devreye Sokulması Lazım

1970’li yıllarda Birleşmiş Milletlerin, ekonomik kalkınma ve çevrenin korunması gibi konularda düzenlediği toplantılarda “sürdürülebilirlik” (sustainability) yeni bir kavram olarak kullanılmaya

Bir Cevap Yazın