HEEYYOOO ANNNEEEE…

Bugün öyle damardan bir yazı yazıp seni ağlatmak istemiyorum. Hüzün bulutları kaplamasın evimizi, ocağımızı zira o bulutların yağdırdığı yağmurlarda çok ıslandık.

Bir anne düşünün ki evlatları için her şeyi yapar ama onun geleceğini düşünmez. Onun için çalışmaz, çabalamaz…

Ahh Anne aahhh…

Hiçbir zaman terlik atma olimpiyatlarında başarılı olamayacağım, çünkü hiç terliğin tadına bakmadım.

Oklavanın dayanımını hiç ölçmeyeceğim, çünkü oklavayla dövüş teknikleri dersini hiç almadım.

Yalan nasıl söylenir hiç bilemeyeceğim benim siyasi geleceğimle oynadın hayatımı karattın, çünkü yalandan nefret edersin.

Ahh Anne ahhh normal insanlar gibi olmamızı neden sağlamadın ki sanki. Sanırım cehalet mutluluktur sözünü hiç duymadın.

Ya sizin başınıza açmış olduğum dertler…

Operaya gideceğim diye tutturduğumda Ankara’ya babamla beni gönderdiğin için babamdan ekstra sevgi kazandığın gün dün gibi…

Sanırım oyuncak bebek sayıklayan ilk evlat olarak tarihe geçtiğimde de bu kızı uzaylılar mı gönderdi acaba diye düşünmüştün ve beni doktora götürmüştün…

Kardeşim ellerini sobada yakınca apar topar lojman için dilekçeler nasıl da havada uçuşmuştu.

Matematik öğretmenim ortalamamı yanlış alınca takdir alacakken teşekkürle geldiğinde sonrada ortalamamı düzelttirince yanımda yine sen vardın. Okulu bile birbirine katmıştım.

İki evladın da üç burun kırığı, iki kol çatlağı, iki trafik kazası, kafalar desen delik deşik, çeşitli yanmalar, bereler kazalar sayesinde doktor oldun ama bize hiç teşekkür etmedin.

Aşk olsun Anne…

Yemeklerin altlarını yakmadım profesyonellik asla kazanamadım arada bir çaydanlık yakmadaki başarımı bile çekemdin bana çaydanlık yakmamayı öğrettin.

Bu çaydanlıkçılara yapılır mı anne?

Patatesle yanık tedavisini, zeytinyağıyla ve balla morlukları, buzla da kafa şişliğini sayende önledik.

Evdeki eğitim, sosyo-kültür ve ekonomi bakanı sen olduğun için sayende gayet iktisatlı biri olup çıktım.
Har vurup harman savurmak benim hakkım değil miydi anne?…

Pırlantaya hayır eylemi sonrası babam sana yüzük alacakken onu vazgeçirdiğim için pırlantadan sana ne be kızım, Afrika’daki maden kuyularından sana ne dediğin hala dün gibi…

Çernobil bommmladığında bize çay ve fındık yasağı koymuştun ne şanslı olduğumu şimdi görebiliyorum anneciğim.

Vatan , toprak, bayrak, ağaç, hayvan ve insan sevgisini sayende kazandık.

İnsan olmanın erdemini, sevginin ne denli güçlü olduğunu, her insanın bir değer olduğunu ve kuzu pirzolanın nasıl yapılması gerektiğini yine bize sen öğrettin.

Anneciğim; kardeşim ve ben senin Anneler gününü kutluyoruz. Seni çok seviyoruz. Seninle birlikte tüm annelerin ellerinden öpüyorum.

Evladını kaybeden annelere, annesini kaybeden evlatlara da Yaradan’dan sabır diliyorum.


İlgili yazılar

İleri Demokrasi bu olsa gerek

Daha demokrasiyi bile içselleştirmeden yönetimle ilgili yeni bir kavramla karşılaştık. Neydi bu kavram? “İleri demokrasi” Ve… onu özümsemiş insanların yaşadığı

NAMIK’A MECLİS YASAKLANDI

Namık Durukan, önemli bir gazetecilik yaptı. Haberi buldu, aldı ve yazdı. Sonrasında bu haber, önce Ankara’nın sonra da İstanbul’un denetiminden

SOPALI MEMUR SAYISI AZ MI

Hükümet bütçe açığını kapatmak için zam üstüne zam yapıyor. Benzine, doğalgaza, elektriğe, ekmeğe. Bunlar da iğneden ipliğe herşeye zam demek.

Bir Cevap Yazın