HELAL ETMİYORUM

Başbakan Erdoğan, partisinin MKYK toplantısında veda etmiş:
“Hakkınızı helal edin.”

Onlar haklarını size helal edeceklerdir.
Şüphe yok.
Çünkü, onları siz yarattınız, varlık nedenleri sizsiniz.

Ne de olsa “Beraber yürüdünüz o yollarda.”

Peki ben?
Ben… Yani yüzde 50?

Benim sizin üzerinizde bir hakkım yok. Biliyorum.

Helalliği de benden istemediniz, farkındayım.

Zira ben(yani yüzde 50);

İktidara getirmek için size oy vermedim. Asla da vermem.

Tam tersine, ülkem ve halkım adına bu ülkenin başından ‘gitmenizi’ bütün kalbimle istiyorum.
Halkın demokratik yollardan, sandıkta tepetaklak göndermesini öyle bir istiyorum ki, anlatamam.

Başka?

Oğlunuzun ‘gemicik’ edinmesine,
Kızınızın ‘pırlanta’ dükkanları açmasına,
Damadınıza devlet bankalarından kredi alarak iş kurmanıza,
İstanbul’da ‘havuzlu’ villalarda oturmanıza,
İnanamıyorum ama, dedikodulara göre, İsviçre’deki 8 ayrı hesaptaki milyon dolarları edinmenize,
Akrabalarınızı işlere yerleştirmenize,
Devleti ele geçirmenize,

Hiçbir yardımım, katkım olmadı.

Peki benim derdim ne o zaman.
Ben, yani yüzde 50, hakkımızı niye helal etmiyoruz?

Benim halkımı,
Etnik kimliklerine göre Türk-Kürt,
Mezheplerine göre Sünni-Alevi diye ayırdınız.

‘Açılım’ saçmalığı ile ülkemi bölünme noktasına getirdiniz.

BOP Eşbaşkanlığı ile Amerika’nın çıkarlarını düşündünüz.

Tunus’ta, Libya’da, Mısır’da, son olarak da Suriye’de Emperyal güçlerle birlikte hareket ettiniz.

Müslümanların birbirlerini öldürmelerine, kardeş kanı dökmelerine aracılık ettiniz, ediyorsunuz.

Irak’ın bölünmesine göz yumdunuz, 1.5 milyon Müslümanın öldürülmesine, Müslüman kadınlara Amerikan askerlerinin tecavüzüne göz yumdunuz.

Askerlerimizin başına çuval geçirilmesini içinize sindirdiniz.

Atatürk’ü bu milletin beyninden ve yüreğinden silmek için yoğun bir çaba harcadınız, harcamaktasınız.

Cumhuriyetle sorununuz olduğunu her fırsatta ortaya koydunuz, koyuyorsunuz.

‘İnsan olmak’ olan laikliğin içini boşalttınız.

Kadınlarımızı, kızlarımızı bir bez parçasına mahkum etme, eve kapatma çabanızdan bir türlü vazgeçmediniz.

AB’nin sırtınızı sıvazlamasına aldanıp, resmi dairelerdeki Atatürk posterlerini indirmeye kalktınız, şimdi de ‘böyle bir zorunluluk yok’ yönetmeliği çıkararak adeta indirilmesini teşvik ediyorsunuz.

Devlet görevlendirmesinde ‘ehil’ olmayı değil, eşinin başındaki örtüyü ölçü aldınız.

Şehide, ‘kelle’, terörist Öcalan’a ‘sayın’, çiftçi vatandaşımıza “Ananı da al git” dediniz, 15 yaşındaki bir çocuğun eleştirilerine tahammül edemeyip boğazına sarıldınız.

Padişah, sultan olma hevesinizin üstünü örtemediniz, ‘tek adam’ yönetimi ilan ettiniz.

TSK’nın yapısını değiştirdiniz, terörle mücadele edemez hale getirdiniz.

Ordu düşmanlığınızı hiç gizlemediniz, sahte belgelerle ve CD’lerle, ısmarlama hakim ve savcılarla laik-cumhuriyetçi-Atatürkçü paşaları zindana tıktınız.

4+4+4 ‘ucube’ projesiyle ülkemin ve çocuklarımızın geleceğini kararttınız.

Daha ne sayayım ki Sayın Erdoğan.
Sayfalar da zaman da yetmez.

Ben, yani yüzde 50, hakkımı helal etmiyorum size.


İlgili yazılar

DÜŞÜNMEK BİR TEK BİZDE SUÇ

Mustafa Balbay artık özgür. 4 yıl 9 ay düşündüklerini yazdığı için hapisaneye konulan yüzbinlerden biri. Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla  özgürlüğüne kavuştu.

ERDOĞAN’A ZİYARET SERBEST KILIÇDAROĞLU’NA TELEFON YASAK

AKP iktidarı ile bu ülkede ahlak, demokrasi, insan hakları en önemlisi de ‘insanlık’ anlayışı değişti. BAŞBAKANA KIYAK Türkiye, gerçekten ‘ileri

Zamanın Durduğu Güneşe Yakın Kasaba

Kazım Koyuncu için yazdıģım “Koyverip gittular bizi” başlıklı yazımda sözünü ettiğim kasabaya geldik yine… Ankara’nın kulağının dibinde, yıldızların yanı başında…

Bir Cevap Yazın